• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 31 °C

Öldürüyorsunuz öldürüyorsunuz niye bitmiyor...

Ergun Babahan

Genelkurmay Başkanlığıher gün bilanço açıklıyor, “90 terörist ölü ele geçirildi… 300 terörist etkisiz hale getirildi” diye. Zaten bakmayın çatışmalarda 40 bin ölü verdik söylemlerine… Onların 35 binden fazlası eline silah almış veya almamış olan Kürtler… 

Yani öldürme konusunda bir sıkıntı yok. Ölenlere üzüntü de duyulmuyor. Her ölümden sonra gol atmış santrfor sevinci yaşanıyor. Bir dönem öldürdükleri gençleri yerlere serer toplu halde fotoğrafını çeker veya kulaklarını keser saklarlardı. Artık Avrupa Birliği üyesi olacağımız için böyle şeyler yapılmıyor. 

Şimdi havuz medyasına, yazarlarına bakarsak; Sur’daki, Cizre’deki, Şırnak’taki Kürtler de bu PKK’dan şikâyetçi. Örgüt çekip gitsin buradan diyorlar. Yani, toplumda karşılıkları da yok, tabanları da. 

Peki öyleyse, sizin her gün yirmişer otuzar öldürdüğünüz bu gençlerin yerine kim geçiyor. Yoksa PKK, Çin’den militan ithalatı falan mı yapıyor? 

Sorun şiddetse, PKK’nin şiddet yöntemi kadar, devletin de şiddetini konuşalım. Bu işin savaşarak, öldürerek çözülemeyeceği gerçeğini kabul edelim. Selahattin Demirtaş’ın vurguladığı gibi, öldürdüğünüz her gencin yerini almaya gönüllü 20-25 genç var mahallede. 

Dağda yaşam süresinin ne kadar kısa olduğunu, hayatları- nın baharında öleceklerini bilerek çıkıyor bu çocuklar dağa. Evlilik hayali kuramadan, bir meyhanede masa kurup sarhoş olmanın keyfini yaşayamadan göçüyorlar bu dünyadan. 

Dersim’de binlerce Kürt’ü öldürdüğünüzde sonuçlanmayan bir hareket şimdi mi sonuçlanacak? Hem de akrabaları, komşuları Kürtler hemen yanı başında kimliklerini özgürce yaşamaya başlamışken. 

Karşımızda toplumsal bir gerçek var. Bu gençler dağa sadece buradaki hayattan umudu kestikleri için çıkmıyor. Daha iyi bir hayat inşa etmenin mümkün olduğuna, bunun da ancak silahla gerçekleşeceğine inandığı için çıkıyor. Ve siz, nefret dilinizle bu gidişi hızlandırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. 

Yıllardır bölgenin nabzını elinde tutan usta gazeteci Celal Başlangıç’ın Haberdar’daki şu satırları ezberinizi bozacak nitelikte. Anadolu Ajansı’nın propaganda satırlarını okuyanlar, Ankara’dan aldıkları talimatla yazanların göremediği gerçeği ne güzel anlatıyor: 

“Birincisi, bu barikatların ve hendeklerin arkasında halk vardır. Kimi can güvenlikleri için evlerini barklarını terk etse de, önemli bir kısmı anadilde eğitim hakkı için, kendi kendilerini yönetmek için, eşit yurttaşlık için, yaşadıkları devlette bir Kürt olarak statü sahibi olmak için, en azından çocuklarına destek vermek için öleceklerse bunun kendi evlerinde, sokaklarında, mahallelerinde olmasını yeğlemişlerdir. 

İkincisi, hendekleri ve barikatları kuran çoğu YDG-H’lı, çok az sayıda PKK’lı ve çok bü- yük sayıda o sokağın, o mahallenin, o kentin gençleri kendilerinden önceki kuşakların yaşadığı gibi yaşamaktansa gencecik yaş- ta ölmeyi tercih edecek kadar yaptıkları eyleme inanmışlardır.” 

Ölümü göze alanları, ordunuz ne kadar güçlü olursa olsun silahla yenmek mümkün değil. Onun için masayı yeniden kurmak, barışı konuşmak şart.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89