• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 22 °C

Öcalan’ın İmralı Adası’nda yazdıkları

Ferda Çetin

Öcalan’ın İmralı’da yazdığı, "Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü" isimli son kitabı. 577 sayfadan oluşan kitap 22 Aralık 2010 tarihinde tamamlanmış. Kitapta birçok olay, anı ve değerlendirme var.

Öyle bilgiler ki, aradan geçen bunca zamana rağmen hala taze ve haber değeri yüksek bilgiler.

Öcalan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru ve yargılamanın yinelenmesi talebine karşı, İngiliz üye hakimin, "yargılamanın uluslararası hukukuka uygun olduğu" yönündeki yoğun çabasından söz ediliyor. İngiliz üye hakim, diğer üyeleri iknada belirleyici bir rol oynamış.

Öcalan, İngiliz geleneksel politikasına sıkça vurgu yaparken 1925 Şeyh Sait İsyanı’na da değiniyor ve İngiliz-Türk işbirliğinin derinliğini anlatıyor: "Resmi tarihte uydurulanın tersine, İngiliz hegemonyasıyla anlaşan Kürtler değil, Beyaz Türk rejimiydi."

Öcalan, 12 Mart darbesi olduğunda Musa Anter’in kendisinin de içinde bulunduğu küçük bir grubu toplayarak, "birbirlerine girdiler, biz işimize birliğimize bakalım" sözlerini etkileyici ve anlamlı buluyor.

Suriye’den çıkışını NATO-gladio operasyonu olduğunu belirten Öcalan, Suriye’den çıkışından çok az bir zaman önce, İsrail istihbaratının kendisine haber göndererek, ısrarla Suriye’den çıkması gerektiğini bildirdiğini yazmaktadır.

Yunanistan’ın ve Kalenderidis’in Öcalan’ın kaçırılışındaki rolü çok tartışıldı. Kalenderidis’in uzun yıllar Türkiye’de çalışmış NATO’da görevli bir subay olduğu bilgisini veren Öcalan; "Aramızda ilginç bir kurye vardı. Bazı NATO belgelerini bana sızdırmıştı. Güven yaratmak için de böyle davranmış olabilir" diyor.

1998 yılında Genelkurmay Başkanı olan Hüseyin Kıvrıkoğlu’na karşı, Kıbrıs ziyareti sırasında suikast yapıldığı, bu saldırıda Kıvrıkoğlu’nun yanındaki albay Vural Berkay’ın öldüğünü belirten Öcalan; İ.Hakkı Karadayı ve Kıvrıkoğlu’nun, Turgut Özal – Eşref Bitlis çizgisinde ve siyasi çözüm yanlısı olduklarını belirtmektedir.

Öcalan söz konusu kitabında, ordu içindeki bu ayrışmanın diğer alanlara da yansıdığını, bu çizgiyi TÜSİAD içinde Sakıp Sabancı’nın, MİT’te Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün, Emniyette Hanefi Avcı’nın temsil ettiklerini yazarken, bu ekibin gladiocu kanat ve savaş lobisince tasfiye edildiğini anlatmaktadır.

Taner Akçam’ın Dev-Yol’un en değerli öğelerini harcadığını yazan Öcalan, Akçam’ın bu tasfiyeciliğini yaydığını, Türkiye demokratik ve sosyalist hareketinin tasfiye edilmesinde büyük ve özel bir rolü olduğunu anlatıyor.

Öcalan 1982 yılında aldığı ve "yürek sızısı gibi hatırımdadır" dediği bir haberden söz ediyor. "Hemşehrim" dediği, Avrupa’dan örgüte katılan Adnan Zincirkıran’ın Fırat kıyısında yakalandığında, kendisiyle birlikte bir yüzbaşıyı da uçurumdan attığı olayı…

Mesud Barzani 1985 yılında Şam’a giderek Öcalan’la görüşüyor ve 15 Ağustos hamlesinin devam ettirilmemesini istiyor.

Öcalan 1998 yılından önce iki kez Avrupa’ya gidiyor. Birincisinde, 1982 yılında Bulgaristan’ı ziyaret ediyor. 1987 yılında ikinci kez çıkıyor Avrupa’ya.

"Benim için onun sanatı, dile gelen gerçek Kürt ve Kürdistan’dı" dediği sanatçı Aram Tigran’la, Suriye’den ayrılmadan bir gün önce birlikte olduklarını öğreniyoruz. Öcalan hayıflanarak ekliyor: "Bir daha görüşmeyebileceğimizi hiç aklımdan geçirmemiştim. Böylesi bir ayrılışı hiç istemezdim."

Öcalan İmralı adasına götürüldüğünde kendisini karşılayanlar arasında ABD Başkanı Clinton’un özel danışmanı General Galtieri de var. Galtieri Öcalan’a, bu operasyonu Clinton’un emriyle gerçekleştirdiklerini anlatıyor. Bu karşılama esnasında Avrupa Birliği Siyasi Komiserliği adına kadın bir yetkili, Türk ordusunu temsilen de Engin Alan yer alıyor.

Öcalan, güncel bir konuyu da daha 2010 yılında görmüş ve değerlendirmiş: "AKP iktidarının ilk sekiz yılı, CHP’nin ilk sekiz yılına (1923-1931) çok benzemektedir. İkisinde de tek partili rejim egemendir. Tıpkı 1931’den itibaren ağırlaşan İnönü-Recep Peker faşizmi gibi, AKP de 2011 seçimlerinden itibaren diktatoryasını oluşturmuştur. Tıpkı dönemin CHP’sinde olduğu gibi sürecin sancılı geçmesi ve iç çelişkilerin artması (Mustafa Kemal ile İsmet İnönü arasında olduğu gibi) AKP’yi farklı rotalara saptırabilir. R.Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül çekişmesi gelişebilir."

Öcalan, CHP geleneği ile bugünkü AKP benzerliğine de işaret ediyor: "İttihat ve Terakkici CHP geleneğinin 20. yüzyıl boyunca demokrasiye, sosyalizme ve kültürel varlıklara karşı yürüttüğü kırım ve asimilasyon, 21.yüzyılda AKP ile farklı cilalarla tamamlanmaya çalışılmaktadır."

Ve final: "Benim için İmralı Cezaevi, Kürt olgusunu ve sorununu algılamak ve çözüm olanaklarını kurgulamak açısından tam bir hakikat savaşı alanına dönüştü. Çünkü insan hakikati mümkün kılan varlıktır".

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89