• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 11 °C

Öcalan’ın gücü...

Oral Çalışlar

BDP/PKK eksenindeki siyaset içinde silahların miadının dolduğunu, artık silahların susması gerektiğini düşünenlerin sayısının az olmadığını biliyoruz. Hatta “Kürt tarafı açısından bu iş epeyce bir zamandan beri bitmişti” bile diyebiliriz.

Mesele, devletin ve Türkiye’ye egemen olan iradenin de belli bir olgunluğa gelmesinde kilitleniyordu. Hükümet kararlı bir adım atınca, Öcalan gerçeği de gerçek yerine oturdu. Öcalan yıllardır “Bu işi ben çözerim”, “PKK’yı dağdan indiririm” diyordu. Bu çağrının devlet içinde bir karşılığının şekillenmesi şarttı.

Öcalan şöyle diyor: “Silah meselesini bir tek can kaybetmeden çözmek istiyorum. Bunlar için yüce iradeyi temsil eden parlamentonun ve siyasi partilerin sunacağı desteği önemli buluyorum.”

Artık mesele meşru ve yasal bir zemine doğru çekiliyor. Bunu isyanın, silahlı çatışmanın, savaşın başlatıcısı ifade ediyor. Devlete egemen olan irade de artık Meclis çatısı altına çekilmiş bulunuyor. Her iki tarafta da “normal”in tanımı değişiyor.

Newroz’daki Kürt iradesi

Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı çok sayıda şehirde günlerdir Newroz kutlamaları gerçekleştiriliyor. Kitleler, geçmişten daha büyük katılımlarla “çözüm ve barış” sürecine destek verdiklerini gösteriyorlar. Özgür Gündem, “İşte Newroz, İşte Milyonlar” diye manşet atarken, çözüm iradesinin Kürt siyaseti içinde de geçmişten daha güçlü hâle geldiği görülüyor. Her iki tarafta da, tıkanmış olan “yaratıcılık damarları” açılıyor, değişik ruhsal enerjiler açığa çıkıyor.

Tabii, bir süre öncesine kadar, hükümet çevrelerinde de, BDP/PKK siyasi ekseninde de, Türk solcuları içinde de Öcalan’ın çağrılarına yönelik bir kuşku, bir “acaba” havası yoğun olarak dikkat çekiyordu. Beklentiler oydu ki, Kandil’de bir direniş olabilecekti. Ya da en iyimser ifadeyle kopmalar yaşanacaktı. İmralı sürecinin başında BDP cephesinden gelen ilk sinyaller de “endişe” boyutu yüksek mesajlar içeriyordu.

“Ezber bozan Öcalan”
demiştim süreç başlarken. Öcalan, silahsız Kürt çözümüne karar vermişti, bunu kendisini destekleyen kitleye ve örgüte benimsetecekti.

Toplumun temel yönelimini anlamıştı. Belki başka anlayanlar da vardı ama onlar anladıklarını aynı netlikle söylemeye cesaret edemiyorlardı. Öcalan gerçeği gösterebilecek dirayete ve güce sahipti.

Böyle zamanlarda uzak görüşlülük ve cesaret büyük önem taşır.

Erdoğan etkeni

Başbakan Erdoğan, kendisini destekleyen kitleleri ikna etme seferberliğine girişti. Etkili de oldu, inandırıcı da. Görünürde en sert tepkileri veren kesimlerin bile artık yaklaşımlarının değişmekte olduğunu hissedebiliyoruz.

Evet, ilk başlarda, Kürt hareketinin değişik unsurları belki “kararlılığı” anlamadılar. AK Parti’yi esas düşman olarak gören psikolojinin değişimi kolay değildi.

Bu noktada Öcalan etkeni işlemeye başladı.

Bugün gelinen yer çok önemli ve olumlu. Buraya hangi konumdan, hangi yollardan, hangi süreçlerden ilerleyerek geldiğimizi unutmayalım.

Katman katman ilerleyecek tarihsel bir dönüşüm sürecinin ilk işaretleri bütünlük kazanıyor.

Zorlukların üstüne yürümekten korkmayan ve zaman kaybetmeyi reddeden tutum sürdürülebilirse, barış tablosu daha da inandırıcı hâle gelecek.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89