• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 15 °C

Öcalan’ın elinde sihirli değnek yok

Kurtuluş Tayiz

Abdullah Öcalan’ın gücünün sınırlarını düşünüyorum; Türkiye’ye teslim edildiği 1999-2000 yılında örgütüne çağrı yaparak silahlı militanlarını sınır dışına çekti; sembolik olarak bir grubun gelip güvenlik güçlerine teslim olmasını sağladı. Benzer bir çağrıyı 2009’da da yaptı, Kandil bir grubu Türkiye’ye göndererek yine Öcalan’a olumlu yanıt verdi. Öcalan’ın değişik aralıklarla yaptığı ateşkes önerileri de karşılık buldu. Son olarak tek sözüyle ölüm sınırına dayanan açlık grevlerini bitirdi.

Her seferinde “önderlik” gücünü, liderlik otoritesini ispatladı.

Ama bu girişimler hep “küçük mucizeler” olarak tarihe geçti
, tamamlanamadı, somut bir sonuca dönüşemedi. Ateşkesler kısa sürede bozuldu, eve dönüş gerçekleşmedi, dağa çıkışlar arttı. Ve bugün Kürt sorunu hâlâ can almaya devam ediyor.

Yakın tarihin bu kısa özeti, Öcalan’ın elinde sihirli bir değnek olmadığını gösteriyor.

Bu yüzden Öcalan’a gerçeküstü bir güç atfetmenin bir anlamı yok.

Gücü ne küçümsenmeli ve ne de abartılmalı.

Kürt meselesi ve PKK sorununda etkili olan başka faktörler de bulunuyor.

PKK/Kürt sorunu Öcalan’ın tek sözüyle çözülecek kadar basit bir sorun olmaktan çoktan çıkmış durumda. Koşullar kendisi için elverişli olduğunda ancak etkili olabilir veya örgütüne söz geçirebilir.

Öcalan’ın hem devleti hem de örgütü memnun edecek bir çözümü yok; iki tarafın da ondan beklentileri çok fazla. Ve fakat yine de bu iki ucun arasını bulabilecek tek isim yine o. Çok zor ancak mümkün.

Bunun için de öncelikle devletin İmralı’nın kapısını samimiyetle çalması gerekiyor.

Madem siyasal iktidar İmralı’yı muhatap kabul etti, o zaman, bunun asgari gereklerini yerine getirmekten kaçınmamalı.

Öcalan’ın elini güçlendirmeden, hadi açık söyleyelim, Öcalan’a örgütünü yönetebileceği koşulları sunmadan onun savaşı bitirmesini beklememeli.
Bunun nedeni (1) bu durumda Kandil’e zaten söz geçiremez (2) karşılıksız olarak böyle bir “iyiliği” asla yapmaz.

Onun için hem onu ömür boyu hapiste tutup hem de ondan “barışı” sağlamasını istemek pek akıllıca görünmüyor.

Devletin İmralı’yla yakın geçmişte kurduğu ilişki daha çok örgüt üzerinde dolaylı bir denetim kurmaya dönüktü. Deyim yerindeyse Öcalan’ı kullanarak Kandil’i kontrol etmek istedi. Hükümet Güneydoğu’da kontrolü kaybettiğinde Öcalan’ı imdat butonu gibi değerlendirmeye çalıştı. Bu da sonuçta Öcalan’ın krebilitesini azalttı, örgüt üzerindeki otoritesinin zayıflamasına yol açtı. Devlet Öcalan’a “enstrüman” muamelesi yaparak Kandil’in gözünden düşürdü. Eğer bu kez İmralı’yla “farklı” bir ilişki geliştirilmezse, boşuna “çözüm” beklemeyin, derim. Zira Kandil’de sabotaj için fırsat kollayanlar az değil. Öcalan’ın açlık grevlerini bitirdiği günün sonrası Şemdinli’de beş askerin öldürülmesi örgüt kaynaklı provokasyon olasılığının ne kadar yüksek olduğunu da gösteriyor.

Bölgede konjonktür değişti. Türkiye’nin dostları azaldı, PKK’nın dostları ise çoğaldı. Örgüt üzerinden Türkiye’de istikrarsızlık yaratmak isteyen komşu devletlerin varlığı sır değil. Şam-Bağdat-Tahran hattı PKK’nın silahları susturmasına sıcak bakmazlar. Örgütü bir şekilde etkilemek için uğraştıkları ve yönlendirdikleri kesin.

Bu koşullarda Kürt meselesine çözüm aramak kolay değil elbet; ama bu merkezlere karşı Türkiye’nin elindeki tek koz yine İmralı’dır. Güçsüz bir Öcalan ise örgüt üzerinde başarılı olamaz; mucize gerçekleştiremez. Yine bir provokasyon, bir baskın haberi, bir bomba bu süreci sabote eder, barış hayali başka bir bahara kalır.

Kürt realitesi tamam, sıra PKK realitesinde

Siyasal iktidarın elini çabuk tutması gerekiyor. AKP Kürt realitesini kuşkusuz tanıdı ama bu yetmez; PKK realitesini de tanıması gerekiyor. Tabii PKK’nın silahları tümüyle terk etmesi koşuluyla. PKK’ya yasal siyaset yolu açılmadıkça silahların devreden çıkması zor. Hükümet PKK’nın silahlı varlığını tehdit olarak algılayabilir, bunda sonuna kadar haklıdır. Ama hükümetin PKK’nın siyasal varlığını hedeflemesi, onu ortadan kaldırmaya yönelmesi, hapishaneye kapatması örgütün daha fazla silaha sarılmasına yol açıyor. İktidar Kürt sorununu gerçekten çözmek ve gündemden düşürmek istiyorsa, bu kez öncekilerden farklı ve radikal adımlar atmalıdır. Tümüyle İmralı’ya bel bağlamamalıdır. Ben Başbakan Erdoğan’ın buna gücünün olduğuna inanıyorum. Yeter ki Kürt meselesini 2014 hesaplarına kurban etmesin.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89