• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 15 °C

Öcalan’a özgürlüğü konuşma zamanı geldi ve geçiyor bile

Ergun Babahan

PKK lideri Abdullah Öcalan, İmralı’dan hükümet ve devlet yetkilileriyle gerçekleştirdiği müzakere sonucunda silahları susturmayı bir kez daha başardı. Uzun süredir ölüm haberlerinin gelmemesi, İmralı’da yürütülen müzakerelere Kandil’in tam destek vermesi sayesinde oldu.

Silahların susması, siyasete yol açılmasını sağladı ve HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığını koydu. Bir Kürt siyasetçinin, Kürt kimliğini koruyarak cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi, 10 yıl önce hayal edilebilecek bir durum değildi. Bugün gerçek oldu.

Yetmez ama evet diyebileceğimiz bir başka durum…

Bu tablonun gerçekleşmesinde AKP ve Erdoğan’ın politikalarının payı inkâr edilemez. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Erdoğan, iktidara geldikleri andan itibaren Kürt sorununun çözümünü birinci sıraya koydu ve özellikle iktidarın ikinci döneminde bu konuda cesur adımlar attı.

Bu gelişmede, Erdoğan’ın bugün kumpas diye nitelediği Ergenekon ve Balyoz davalarının payı büyüktü. Bu davalar, askeri vesayet rejimini yıkmakla kalmadı, Öcalan’ı artık muhatabının sivil siyaset kurumu olduğu konusunda ikna edici oldu.

Görüşmelerin son aşaması, ‘‘Terörizmi sonlandırma’’ adı altında Meclis’e getirilen müzakere yasası oldu. Barış konusunda tüm yetkiyi hükümete devreden yasa ile dağdaki gerillanın indirilmesini sağlayacak önlemlerin alınması amaçlanıyor.

Şu anda dağda binlerce gerilla var ve örgüt bunu isterse ikiye katlama potansiyeline sahip.

Ankara, PKK ile müzakereleri yürütürken bölgede çok önemli gelişmeler oluyor. Sınırımızda köktendinci bir Sünni rejim kuruluyor, Suriye ve Irak çatırdıyor, İsrail-Filistin çatışması yeniden alevleniyor. Türkiye’nin bu cehennem ortamından kurtulmasının temel önkoşulu PKK ile kalıcı bir barışı, anayasal güvencelerle sağlamak ve dağdaki gerillanın toplumsal yaşama dönüşüne imkân vermekten geçiyor.

Irak Kürdistan’ının sınırına dayanmış, Suriye’de Kürtlere karşı imha savaşına girişmiş İSİS gerçeği bütün çıplaklığıyla ortada dururken PKK ile kalıcı bir barış sağlamanın ilk koşulu Abdullah Öcalan’a barış görüşmelerini sağlıklı bir biçimde gerçekleştireceği bir ortamı sağlamaktan geçiyor.

Ateşkes süreci, topluma çatışmasızlık ortamının değerini ve anlamını bir kez daha gösterdi. Medyanın ‘‘bebek katili’’ olarak damgalamaktan vazgeçtiği Öcalan’a yönelik toplumsal öfke azaldı. Şehit ailelerini barış sürecine karşı kışkırtan Ergenekoncu unsurlar sahneden silindi. Ayrıca Öcalan’ın tutuklanmasının üzerinden yaklaşık 15 sene geçti.

Örgüt liderlerinden Cemil Bayık da Al Jazaare’ye yaptığı açıklamada bu gerçeğin altını bir kez daha çiziyor:

‘‘Müzakerelerin başlaması için bununla birlikte bazı adımların daha atılması gerekiyor. Önder Aponun özgürlüğünün sağlanması gerekiyor. Çünkü artık Önder Apo, İmralı sisteminde daha fazla adım atamaz. Daha fazla adım atabilmesi, müzakereleri yapabilmesi için, özgür olması gerekiyor. Müzakerelerin yapılabilmesi için üçüncü bir tarafın gözlemci olması gerekiyor.”

Kürtler, Öcalan’ın devletle yürüttüğü müzakerelere olur vererek barışın sağlanması konusunda önemli bir rol üstlendiler. Ancak, iktidarın kimi kararsız uygulamaları nedeniyle silahlı güçlerinin tamamını sınır dışına çekmediler ve hatta büyük olasılıkla bu güçleri takviye ettiler.

Bugün Türkiye başarısız dış politikası sonucu bölgede büyük bir yalnızlığa itilmiş durumda. Bu yalnızlığın, 1’inci Dünya Savaşı sonrası çizilmiş sınırların yeniden tartışıldığı bir döneme gelmesi, güvenliğe yönelik tehditleri ciddi biçimde artırıyor. İsrail ile beklenen barışın bile, Netanyahu’nun evet dememesi nedeniyle sağlanamamış olması, Türkiye’nin bölgedeki durumunu açıkça gösteriyor.

Böyle bir tabloda, seçime odaklı politikalarla Kürtleri uyutacağını sanmak, yarın daha büyük bir felaketin doğmasına neden olabilir ve Türkiye’yi hiç beklemediği maceralara sürükleyebilir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, Öcalan’a özgürlük meselesini gündeme getirmek ve onun üzerinden, anayasal garantiye alınmış bir barışı inşa etmek elzemdir. Gerisi, ülkenin geleceği üzerine kumar oynamak olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89