• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

Öcalan resti gördü: Aradan çekilmiyorum

Kurtuluş Tayiz

Türkiye, çözüm sürecinin başladığı günden beri bir gerilim döngüsünü yaşıyor.  Bu sürecin son halkası da Lice oldu. İki göstericinin hayatını kaybettiği olaylar bayrak provokasyonuyla zirve yaparak ülkenin en ateşli gündemine dönüştü. Çözüm sürecinin bozulacağı, çatışmaların yeniden başlayacağı endişelerine neden oldu.
 
Lice'de yaşananları bir grup aktivistin "Kalekol" yapılmasına itirazı ve devletin bu olaylara silahla tepki göstermesi biçiminde okumak en kolay yol olur. Lice'deki olayların gelişmesinde Kandil'in çözüm sürecine ilişkin yeni yaklaşımının etkili olduğunu söylemek gerekiyor. Lice'de veya örgütün etkin olduğu herhangi bir yerleşim yerinde Kandil'den habersiz ve kendiliğinden birtakım protestolar gelişebilir. Hatta devletle çatışma da çıkabilir. Fakat bu olayların Kandil'den habersiz sürmesi ve örgütün stratejik düzeydeki politikalarını tehdit edecek noktaya varması pek mümkün değil. Burada Kandil'in Lice'deki olayları başlatmamış dahi olsa sonuna kadar destek sunarak sürmesini teşvik ettiği rahatlıkla söylenebilir.  

Burada akla Kandil'in Lice'deki olayların büyümesini ve çatışmaya dönüşmesini neden desteklediği sorusu geliyor. Kandil'deki örgüt yöneticileri çözüm sürecini bozmak için mi bu olayları tırmandırdı? Çözüm sürecinde ikinci aşamaya girilmesini dolaylı yoldan engellemek mi istiyorlar? Öcalan'ın sürecin ikinci aşamaya geçmesinden duyduğu memnuniyeti yansıttığı ve Lice'deki olayların provokasyona dönüşmemesini istediği mesajının ardından Kandil neden olaylara müdahale ederek yatıştırıcı olamadı? 

Bu soruları daha da çoğaltabiliriz. Benim aklımı meşgul eden en önemli soru, Kandil’in neden çözüm sürecinin tıkandığını iddia ettiği günlerde (3 veya 5 ay önce) değil de, çözüm sürecinde ikinci aşamaya geçildiği sırada gerilimi tırmandırmaya gerek duyduğu sorusu. PKK kaynaklı şiddet olayları neden çözüm sürecinde ikinci aşamaya geçildiği sırada birdenbire tavan yaptı? Öcalan'ın "tarihi aşamadayız" dediği bir sırada bu gerilimi körüklemenin, halkı isyana, gençleri ise dağa çağırmanın ve askere yönelik silahlı saldırılarda bulunmanın nedeni nedir?  

Bu sorulara kısa ve basit yanıtlar vermek istemiyorum, amacım doğru cevapları bulmak. Kandil'in, süreci Öcalan gibi okumadığı ortada. Sürece iki farklı bakış, iki farklı tutumu da beraberinde getiriyor. Kandil, çözüm sürecinin kendilerinden daha çok Erdoğan'a yaradığı görüşünde. Somut olarak bu süreçten kârlı çıkmadıklarını hesap ediyorlar. Önümüzdeki dönemde de Erdoğan'ın çözüm süreci ve çatışmasızlık ortamı sayesinde rahatça cumhurbaşkanı olacağını ancak kendilerinin bu süreçten somut bir kazanım elde edemeyeceklerini düşünüyorlar.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar olan zamana daha çok kazanım sığdırabileceklerine, fakat çözüm sürecinin gidişatının kendilerini sınırladığına inanıyorlar. Türkiye'deki iç dengelerin cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar kendilerine altın bir fırsat sunduğunu, Erdoğan'ın bu kritik dönemde kendilerine daha fazla taviz vermeye yanaşacağını, buna yanaşmaması durumunda da Erdoğan karşıtı cepheyle yollarına devam edebileceklerini, AK Parti'nin de sonunun geleceğini sanıyorlar.  

Güneydoğu'da son günlerde tırmanan şiddet olaylarının arkasında Kandil'in bu bakış açısının etkili olduğunu düşünüyorum. Öcalan'dan farklı olarak çözüm sürecinin, bu haliyle devam etmesini istemiyorlar. Lice'deki olayı körüklemelerinin, sivilleri ısrarla askerin karşısına sürmelerinin amacı, kalekol yapılmasını engellemek değil, olası sivil ölümler üzerinden Öcalan'ı aradan çekilmeye zorlamaktır. Abdullah Öcalan'ın, bayrak provokasyonunun doğrudan kendisini hedef aldığını söylemesi de bunu doğruluyor. HDP'nin acil İmralı ziyaretini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor; Kandil'in restini gören Öcalan, çok net olarak örgüte "tarihi bir aşamadayız, aradan çekilmiyorum" mesajını gönderdi.
 
Arap Baharı'nın patladığı sırada da örgütün benzer bir stratejik değerlendirme hatasına düştüğünü hatırlatalım. Arap Baharı'nın kendilerine yeni bir fırsat sunduğunu hesap ederek "devrimci halk savaşı"nı başlatma kararı almış ve o günlerde devam eden "demokratik açılım sürecini" bozmuşlardı. Kandil'in aynı hatayı tekrarlaması doğrusu beni şaşırtmaz, ancak bu kez Öcalan'ın buna izin vereceğine ihtimal vermiyorum.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89