• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -1 °C

Öcalan: Özerklik ısrarı, süreci sabote eder

Kurtuluş Tayiz

Demokratik özerklik, Kürt hareketinin değişmez gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Bu talep, BDP’nin parti programında uzun süredir yer alıyor. Sanıldığı gibi çözüm süreciyle de tartışılmaya başlanmış bir konu değil. Mazisi çok eskiye uzanır.

Abdullah Öcalan
’ın “Bağımsız Kürt Devleti”nden vazgeçtiğini ilan etmesinin ardından Kürt hareketi, siyasal stratejisini bu model üzerine inşa etmeye başladı. Nereden baksanız 14 yıllık bir geçmişi var.

30 Mart seçimlerinde BDP, seçim kampanyasını “demokratik özerklik” talebini merkeze alarak yürüttü. Haliyle seçim öncesi ve sonrası da en çok bu konu tartışıldı, konuşuldu…

Çözüm sürecine karşı olan çevreler için “demokratik özerklik”, arayıp da bulamadıkları bir istismar alanıdır. Cemaat medyasının BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bir konuşmasını “BDP seçimlerden sonra özerklik ilan edecek” diye sunması, bu tartışmayı tekrar alevlendirmeye yetti. Cemaat, meseleyi “Güneydoğu elden gidiyor” noktasına kadar vardırdı. Son günlerde ise televizyon ve gazetelerinde, hatta öğrenci evlerinde bu kara propagandaya hız verilmiş durumda.

Şüphesiz cemaatin tepkisi “milli” hassasiyetten kaynaklanmıyor; Pensilvanya’dan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne operasyon çeken, TÜBİTAK’a sızan, kriptolu telefonların şifresini kıran, dış politika sırlarını servis eden bir yapının “milli” yanı da olamaz. Amaçları, hükümetin zayıf karnı olarak düşündükleri çözüm sürecini sabote etmek, geçmişte darbeci generallerin yaptığı gibi “bölünüyoruz” paranoyasını yeniden uyandırmak.

Cemaatin kara propagandasına maalesef en çok malzemeyi sağlayan Kürt siyasetçiler oluyor. Demokratik özerklik ve Öcalan’ın özgürlüğüyle ilgili sorumluluktan uzak çıkışları, popülist söylemleri Cemaat’in kara propagandasını besliyor.

Oysa Abdullah Öcalan, demokratik özerklik meselesinin ne kadar hassas olduğunu daha çözüm sürecinin başında BDP heyetine ayrıntılı olarak anlattı. Kamuoyunda “İmralı Zabıtları” olarak bilinen görüşme tutanaklarında Abdullah Öcalan’ın, bu konuda BDP’ye yaptığı uyarı şöyle geçiyor: “…(Demokratik özerklikle ilgili soru üzerine) Kolektif haklar ve Kürt reformu yasası yapılacak. Biz demokratik özerklikte ısrar edersek, bu sabote olur.”

BDP’li heyet, Öcalan’a kendi durumuyla ilgili olarak da kritik bir soru yöneltiyor. Soruyu ve cevabı aynen aktarıyorum:

“ – S.S.Önder: Sayın Başkan, süreci tıkayacak olan da sürecin önünü açacak olan da sizin koşullarınız. Buna dönük yetkililerle görüşmelerinizde bir takviminiz, bir mutabakatınız var mı?”

Tutanaklarda bu soruya Öcalan’ın yanıt vermek istemediği notu düşülüyor. Konuşmaların ilerleyen aşamasında Sırrı Süreyya Önder, tekrar aynı soruyu yöneltiyor:

“- S.S.Önder: Sizin konumunuz  ne olacak?”

“- Öcalan: (Gülerek) Ne ev hapsi, ne de af bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız.”

Diyaloglarda da açıkça görüldüğü gibi Öcalan, her soruyu dikkatlice yanıtlamaya çalışıyor. Zira edeceği her lafın/sözün siyasi sonuçları olabileceğini biliyor. Demokratik özerklikte ısrarın çözüm sürecini sabote edecek gelişmelere yol açacağının farkında. Kendi konumunu öne alan yaklaşımlardan da rahatsız olmakta. Bu anlayışın süreci daha başından boşa çıkaracağını bilmekte. Öcalan’ın çözüm sürecini sık sık “Sırat Köprüsü”nden geçmeye benzetmesi boşuna değil. Barış süreçleri Sırat Köprüsü’nden geçmeye benzer. Dengeyi korumak önemlidir. Özgürlük sorumluluk taşımaktır, popülist çıkışlar yapmak değil.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89