• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 11 °C

'Öcalan olmazsa PKK dağılır'

Kurtuluş Tayiz

Bu iddianın sahibi AK Parti'den bir süre önce istifa eden Dengir Mir Mehmet Fırat. Dengir Bey'e göre 6-8 Ekim olaylarının sorumlusu da Öcalan; Demirtaş ise haksızlığa uğrayarak hükümet tarafından itibarsızlaştırılmaya çalışılan bir isim!

Öncelikle "Öcalan olmazsa PKK dağılır" görüşünün yeni olmadığını belirtelim. Bu iddianın asıl sahibi Emre Uslu'dur; Uslu, Öcalan'ın PKK içinde değişik grupların sözcüsü olduğunu iddia ediyordu. Bu iddianın örtülü mesajı ise şuydu: "Öcalan'ı tasfiye edelim, PKK dağılır."

Emre Uslu ve sözcülüğünü yaptığı derin yapı, devletin İmralı'yı muhatap almasını engellemek için yıllarca böyle teoriler öne sürdü. Okları, sürekli Öcalan'ın üzerine çekmeye çalıştılar. Emniyet İstihbarat'ın uydurma raporlarıyla örgütün yaptığı neredeyse bütün eylemlerin talimatının İmralı'dan çıktığını iddia ettiler. Öcalan'ı tasfiye etmesi için hükümeti ikna etmeye çalıştılar. Amaçları hükümeti tuzağa çekmekti ama bunu başaramadılar.

Çözüm süreciyle birlikte tedavülden kalkan bu görüş, 6-8 Ekim kriziyle birlikte, bu kez eski bir AK Partili olan Dengir Mir Mehmet Fırat tarafından seslendirilmeye başlandı. Devletin çözüm sürecini gözden geçirdiği bir zamanda Dengir Bey, sahneye çıkarak Emre Uslu'nun eski görüşlerini yeniden dolaşıma soktu: "Her şeyi Öcalan kontrol ediyor, o olmazsa PKK dağılır!"

"O halde ne yapalım" sorusu burada akla geliyor? Öcalan'dan vaz mı geçelim? Onu İmralı'ya gömüp PKK'nın dağılmasını mı bekleyelim? Ayrıca "Öcalan olmazsa..." derken, aslında ne demek istiyorsunuz? Bu nasıl mümkün olacak?

Türkiye'nin elindeki en büyük barış kozunu devletin eliyle devre dışı bırakmak, hatta tasfiye etmek aklı başında birinin gündeme getireceği bir öneri olamaz. "Öcalan olmazsa PKK dağılır" tezi, Türkiye'yi tuzağa düşürmek için yıllardır paralel yapı tarafından hükümete ve kamuoyuna empoze ediliyor. Hükümet ise bu tuzağa düşmediği için bugün iki yıldır devam eden bir barış sürecinden bahsedebiliyoruz.

Abdullah Öcalan'ın PKK üzerindeki etkisi, rolü, yeri vs. elbette tartışılabilir; fakat Öcalan'ın son iki yılda silahları susturan kişi olduğu gerçeği tartışılamaz. Şunu da görmek gerekiyor: Öcalan, devletin elindeki bir oyuncak değil, Kürt hareketinin kurucusu ve önderi konumundaki siyasi bir aktördür. Çözüm süreci de karşılıklı hamlelerle, bazen restleşmelerle yol alıyor. 6-7 Ekim'de de Öcalan'ın rolü bu çerçevede değerlendirilebilir, hatta eleştirilir. Fakat 6-8 Ekim krizini fırsat bilip "Öcalan olmazsa PKK dağılır" diyerek, hükümeti eski devlet tezlerini inandırmaya çalışmanın iyi niyetli olmadığı ortadadır.

Kandil ve Öcalan arasında temel konularda vizyon farkı olduğu söylenebilir ama Öcalan giderse PKK dağılmaz. Bu tartışmayı ortaya atanların meselesi de zaten PKK'nın dağılması ya da bitmesi değildi; bu yapının asıl derdi, devleti barış yolundan alıkoymak ve ülkeyi içinden çıkılmaz bir iç savaşa sürüklemekti. 6-8 Ekim'de bunu tekrar denediler; PKK'nın şiddeti tırmandırmasını bahane ederek hükümetin Öcalan'dan vazgeçmesini sağlamaya çalıştılar. Fakat hükümet gerçekçi davrandı; hem Öcalan'ın etkisini ve rolünü doğru değerlendirdi, hem de masada kalarak süreci devam ettirdi. Türkiye, şimdi çözüm sürecinde silahsızlanmayı konuşacak noktaya geldi. Dengir Bey'in de artık Emre Uslu kaynaklı teorileri bir yana bırakıp barışa el atması gerekiyor. Cemaatin gazete, televizyon ve internet sitelerini dolaşıp çözüm sürecinin aktörlerini karalamaya çalışması kendisine hiç yakışmıyor.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89