• BIST 106.736
  • Altın 141,158
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 24 °C

Öcalan olmasaydı...

Oral Çalışlar

Abdullah Öcalan'la, Lübnan'ın Bekaa vadisinde bundan tam 22 yıl önce uzun(Nisan 1993) bir söyleşi yapmıştım. PKK lideri, o zaman, önümüzdeki dönemi şöyle tahlil ediyordu: "Savaş derinleşecek kesin (...). Örtbas edilmesi imkansız bir ulusal sorun ve artık karşılıklı tarafların birbirlerinin meşruiyetini kabul ettiği ve işi siyasi platforma dökmekten başka çarelerinin kalmadığı bir gerçeklikle yüzyüze bulunabilir. Taraflar, sanıyorum bu hamlenin sonucunda veya yeni operasyonların ve buna karşı bizim hamlemizin gelişim düzeyine bakarak kuvvetle zannediyorum ki, böyle bir değerlendirmeye ulaşacaklardır."(Oral Çalışlar, "Öcalan ve Burkay'la Kürt Sorunu", Pencere Yayınları, Eylül 1993, İstanbul.s.22-23)

Aynı söyleşinin sonunda yaptığım yorumda ise; ben de şunlara dikkat çekmiştim: "Bölgede ateşe ve ölüme son verecek cesur çıkışlara ihtiyaç var. Yoksa Kürt sorunu, daha da içinden çıkılmaz hale gelebilir(...). Türkiye tarafı sorumlu davranıp, böylesine çılgınlıklara yol açacak gelişmeleri kışkırtmamaya, sorunun çözümüne akılcı yolla ve gerginliği azaltarak, yardımcı olacak adımlar atabilir. Umutsuz bir durum yoktur. Eğer Kürt sorunu yalnızca asayiş sorunu olmaktan çıkarılır, bir demokrasi ve özgürlük sorunu olarak ele alınırsa, bu çok ağır görülen sorunun altından adım adım kalkılabilir." (a.g.e. s.80)

Söyleşinin hemen ardından, o zaman çalıştığım Cumhuriyet gazetesine Bekaa vadisinden telefon ettim. Özal'ın öldüğünü öğrendim. Bunu telefonla Öcalan'a ilettim. "Kesin onu öldürdüler, Osmanlı'da oyun çoktur" dedi. Özal'ın çözüm planını kastetmişti. Ben ise bu söyleşi nedeniyle, Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım ve 13 aya mahkum edildim.

Aradan bunca yıl geçti. Binlerce insanımızı yitirdik ve şimdi bu sorunun masa başında, müzakereyle çözülmesi için uğraşıyoruz.
Umudumuz her zamankinden daha fazla.

İMRALI'DA 16 YIL

22 yıl önce Bekaa vadisinde konuştuğumuz Öcalan, bu söyleşinin ardından sonra 6 yıl daha Suriye'de ve Bekaa'da yaşadı.

ABD'nin ve Türkiye'nin zorlamasıyla Şam'ı terk etmek zorunda kaldı. Kenya'dan getirilip, İmralı adasında tutuklanmasından bu yana(15 Şubat 1999) tam 16 yıl geçti. Bunca yıldır tek kişilik hücrede yaşıyor. Bazen aylarca kimseyle görüşmediği dönemler oldu. Ama her zaman, söylediklerinin bir ağırlığı bulunduğunu inkar edemeyiz.

'ÖCALAN MUHATAP ALINMALI'

Yıllarca bu durumu yakından izleyenler olarak ısrarla, "Çözüm Öcalan'ın muhatap alınmasından geçer" dedik.

Sonunda devlete egemen olan anlayış da bu gerçeğe yaklaştı. Öcalan iki yıla yakın bir zamandır, bir muhatap olarak sürecin barışa yönelmesi için gayret gösteriyor.

Öcalan'ın şu günlerde yapması beklenen çağrının, Türkiye'nin önümüzdeki döneminde kalıcı izler bırakabilme ihtimalinden söz ediyoruz. Çözüm isteyen ve istemeyen, İmralı'nın ne mesaj vereceğini merak ediyor.

Genel beklenti; Öcalan'ın kalıcı barış çağrısı yapacağı yönünde. Düne kadar onu "bebek katili" şeklinde tanımlayan çevrelerde bile görüşler değişiyor. Daha önceleri Öcalan'la çok ciddi fikir ayrılıkları içinde bulunmuş, kendisini onun tehdidi altında hissetmiş olan çevrelerde de, bir yaklaşım farkı olduğunu gözleyebiliyoruz.

Yargılar değişiyor. Bu değişimin farklı maddi nedenleri olduğunu söyleyebiliriz. Kürt sorununun savaşarak çözülemeyeceğinin artık genel kabul görmesi en önemli neden. Bir diğer neden, uzunca bir dönemdir Türkiye'nin kimlikler konusunda ciddi bir değişim yaşıyor olması. Demokratikleşme ihtiyacı, Kürt meselesine de yansıyor.

BARIŞIN KAPISINDA...

Ancak şurası bir gerçek: Bütün bunlara rağmen, çözümün kapısına geldiğimiz duygusunun ortaya çıkmasında en çok Öcalan etkeni öne çıkıyor. Evet, Kürtler artık çözüm ve barış istiyor. İki yıllık çözüm sürecinin yarattığı olumlu durumun en çok onlar farkında.

Ancak onlar da biliyor ki, 30 yıllık savaşın ardından PKK'nın barışa ikna edilmesi o kadar kolay değil.

Bölgedeki onca altüst oluşun içinde, değişik siyasi imkanların doğabileceği ihtimalleri arasında; "savaşarak daha çok şey elde edebiliriz" fikri yabana atılamaz. PKK içinde böyle düşüncelerin bulunması mümkündür. Böyle olduğu hissi yaygındır.

Kürt tarafının ikna edilmesinde Öcalan'ın tavrı vazgeçilemez bir zorunluluk.

Öcalan, bir savaşçı olarak sivrildi. Dünyanın en uzun süren gerilla mücadelelerinden birisine önderlik etti.

Şimdi tek kişilik hücresinde, yeni bir dönemin, barışın, Kürtlerin geleceğinin inşası için verilecek tayin edici kararların olgun bir temsilcisi olarak oturuyor.

Öcalan olmasaydı, neler olabilirdi...

Gerçek şu ki; o var ve çözümün önemli teminatlarından birisi haline geldi...

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89