• BIST 109.211
  • Altın 151,058
  • Dolar 3,6671
  • Euro 4,3282
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 12 °C

Öcalan ne karşılığında silah bıraktırıyor?

Mahmut Övür

Çözüm süreciyle ilgili özellikle muhalefetin biraz da sabote edercesine dile getirdiği en önemli şey Öcalan'la nasıl bir pazarlık yapıldığı meselesi...

Acaba olup bitenler bir pazarlık sonucu mu yoksa karşılıklı siyasi bir değişimin ürünü mü?
Söz konusu elinde silah olan PKK ve kurucusu Öcalan olunca işin "değişim" tarafına pek bakılmıyor. Hatta bir kısım insan, kendileri de değişmediği için bunu görmek istemiyor. Oysa Öcalan da, örgütü PKK da kurulduğundan bu yana bir hayli "değiş"ti. Örgüt elindeki silahı bırakmadı ama kuruluşundaki siyasi hedef, "Bağımsız Kürdistan" tezinden sanıyorum 1998'de vazgeçti. 12 Eylül 2010 referandumundan sonra silahlı Kürt hareketinin ikinci bir değişime gebe olduğunu, silahlı mücadeleden vazgeçme sürecine gireceğini yazdım.

Öcalan'ın son Nevruz konuşması tam da buydu.

Peki, Öcalan'ın ve örgütünün bu noktaya gelmesi şaşırtıcı mı?

Çözüm süreci ekseninde düzenlenen bir panel için gittiğim Elazığ'da, Tunceli Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr Ali Kemal Özcan'la buluştum. Üniversiteden sınıf arkadaşım Özcan, 25 yıl kaldığı İngiltere'de sosyoloji okudu ve doktora tezi de PKK üzerineydi. Bildiğim kadarıyla PKK üzerine ilk tez yazan oydu.

Özcan'ın Öcalan, PKK ve Türk-Kürt sosyolojisi üzerine ilginç tezleri var.

Ama ben daha çok, kamuoyunun kafasını karıştırmak için kullanılan "ne verildi ne alındı" sorusuyla başladım. Özcan'ın cevabı şaşırtıcıydı:

" Ben hasbelkader 20 yıl Kürt meselesi değil, örgüt üzerine yani PKK üzerine çalıştım. Tez yazdım. Öcalan'ın sadece 99 sonrası değil, 93'ten sonra yazdıklarını, söylediklerini takip edenler bilir ki bugün söyledikleri yeni bir şey değil. O demokratik özerklik falan sonradan yapıştırma şeyler. Ben soruyu tersten soruyorum, Acaba Öcalan devlete ne verdi de bu noktaya geldi, ne aldı değil." İster istemez "Neden?" diye soruyorum. Özcan, işin insani boyutu olduğunu da dile getirerek şöyle diyor:

"Öcalan bu yaştan sonra ne yapabilir? Biliyor ki her patlayan silah onu biraz daha İmralı'ya gömecek. Öcalan'ın bütün hedefi politika yapmaktır. Politikayı da yapıyor. Ve en güvenli yerde yapıyor. Şu anda devlet Öcalan'a tarihte bulamadığı şansı vermiş durumda. Bu nedenle başka türlü bir pazarlığa gerek yok" Araya girip soruyorum, İşin bir de siyasi Kürtler boyutu var. Onların beklentisi ne?

"En önemli şey kimlik meselesi... PKK hareketi bir ulusal kurtuluş hareketi değil, bir kimlik kurtuluş hareketidir. Kimlik meselesi de halledildi. Şu anda TRT 24 saat yayın yapıyor. 2000'de Diyarbakır'da PKK militanları arasında bir araştırma yaptım. O zaman Doğu Ergil'in de bir araştırması yayımlanmıştı. Kürt tabanında yapılan o araştırmada Bağımsız Kürdistan istemi yüzde 12 çıkmıştı. Bu sonuca o zaman önyargıyla bakmıştım. Benim örgüt tabanında yaptığım araştırmada ne çıktı biliyor musunuz? Yüzde 9... Bizim gerçeğimiz farklı. Türklerle Kürtler sosyolojik ve etnik olarak birbirine çok karışmış bir toplum. Araplara, Farslara benzemiyor. Bunun sosyologlar tarafından incelenmesi gerekiyor."

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89