• BIST 82.509
  • Altın 147,630
  • Dolar 3,7808
  • Euro 4,0420
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin -5 °C

Öcalan ne istiyor, AKP Nisan ayına kadar ne yapmalı?

Amed Dicle

HDP İmralı heyeti ve AKP Hükümeti'nin 28 Şubat'ta yaptıkları ortak açıklamadan sonra somut adımların atılması bekleniyor. Sırrı Süreyya Önder ve Leyla Zana'nın yılbaşından önce planlanan İmrali ziyareti dışında, geride bıraktığımız 10 günde yaşanan herhangi bir somut gelişme yok. İdris Baluken'e göre HDP heyeti önümüzdeki hafta Kandil'de görüşmelerde bulunacak, sonra da İmralı'ya gidecek.

Müzakere sürecinin tam rayına oturması için, öncelikli olarak bazı pratik düzenlenmelerin yapılması lazım. İlk yapılması gereken; İmralı'da bulunan tutukluların başka bir yere sevk edilmesi ve Sekreterya'da yer alacak tutsakların Sayın Öcalan'ın yanına gönderilmesidir. Bu konuda daha önce heyet ve hükümet arasında bir anlaşma sağlanmıştı. İmralı'ya gönderilecek tutsakların isimleri netleşmiş, kendileriyle konuşulmuş ve isim listesi Öcalan'a da iletilmişti. Şu anda hükümetin bunu hayata geçirmemesi için hiçbir engel yok.

Bu süreçte acil olarak yapılması gerekenlerden biri de; hasta tutsakların salıverilmesi. Bu konuda AKP'lilerin iddia ettiği gibi yasal bir sorun yok. Tutsakların tahliye edilmesi, 6-8 Ekim serhıldanı sırasında bizzat Başbakan Davutoğlu tarafından engellendi.

Bu süreçte yapılması gereken bir diğer çalışma ise 'gözlemci heyetin' oluşturulmasıdır. Heyette yer alacak kişilerin de İmralı görüşmelerinde konuşulup netleştirildiği belirtiliyor. Heyetin önümüzdeki görüşmelere katılması ve taraflar arasında yapılacak müzakerelere dahil olması bekleniyor.

Sürecin usulüne ilişkin yapılacak bu düzenlenmeler, esasını da etkileyecektir. Henüz bunlar olmamışken sürecin başarılı veya başarısız olacağına yönelik keskin söylemler doğru değildir.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, geçtiğimiz Kasım'da müzakerenin çerçeve taslağını hazırlayarak taraflara sundu. 4 ana başlık 66 alt başlıkta hazırlanan bu taslak taraflarca uygun görüldü. 28 Şubat'ta Dolmabahçe'de açıklanan 10 maddelik çerçeve metin, 66 maddelik bu taslağın özeti niteliğindedir.

Bu taslağa göre; tüm başlıklar müzakere edilecekti. Müzakereler 15 Şubat'ta bir sonuca ulaşacaktı. Eğer mutabakat sağlanırsa bu defa pratik adımlar atılacaktı.

Öcalan, pratik adımlara ilişkin meclis bünyesinde bir komisyonun kurulmasını öneriyor. Meclis dışından da üyelerin dahil olacağı bu komisyonun görevi hakikatleri araştırmak. Öcalan bu komisyonun en başta kendisiyle görüşmesini talep ediyor. Bu görüşmede PKK hareketinin neden silahlı mücadeleye başvurduğu, on yıllarca devam eden savaşta taraflardan kaynaklı eksik ve yanlışların masaya yatırılmasını istiyor. Bu önerinin nedeni; bir nevi geçmişe ışık tutmak ve muhasebesini yapmaktır. Daha da önemlisi Öcalan, 'silahlı mücadelenin sonlandırılmasına' ilişkin karar ve düşüncesini bu komisyonla yapılacak görüşmede açıklayacaktı.

Eğer müzakere süreci 15 Şubat'ta bitmiş ve söz konusu komisyon oluşmuş olsaydı, Öcalan nisan ayında silahlı mücadelenin son bulması için PKK Kongresi'nin toplanacağını çözüm taslağında belirtmişti. Ancak bu süreç işlemedi. Öcalan bu tıkanıklığı aşmak için 28 Şubat çağrısını yaptı. Fakat Hakikatleri Araştırma Komisyonu'na ilişkin belirlediği mekanizma hala geçerliliğini koruyor. Eğer süreç devam ederse süreç şu şekilde devam edecek:

Öcalan mevcut heyete yeni üyelerin de dahil olmasıyla, kendi müzakere heyetini oluşturacak. Devlet heyeti de son iki görüşmede olduğu gibi görüşmelerde yer alacak. Son iki görüşmede KGM Muhammet Dervişoğu ve iki yetkili de bulunuyor. Devlet heyeti aynı kişilerden mi oluşacak, başkaları da dahil olacaksa bunlar kimler olacak bilinmiyor. Bunlar önemli konular; zira devletin gerçekten de müzakere sürecine yönelik yaklaşımını gösterecek. Devlet adına orada olacak heyetin karar verebilecek nitelikte olması gerekiyor.

Her iki tarafın mutabakatıyla oluşacak gözlemci heyet de tarafların tartışmalarında yaşanacak olası tıkanmalara alternatifler arayacak. Öte yandan gözlemci heyet tarafından pratikte tarafların anlaşmaya göre adım atıp atmadıkları kontrol edilecek.

Taraflar madde madde başlıkları tartışacak ve içerikleri formüle etmesi için bazı maddelerde uzman kişilerden oluşacak bir komisyon kurulacak.

Süreç son derece sağlıklı bir şekilde devam ederse bile; nihayetinde tüm konularda yasal düzenlenmeler gerekiyor. Zaten Öcalan'ın açıkladığı 10 maddenin en sonuncusu anayasal düzenlemedir.

Meclis 5 Nisan'da kapanacağına göre bütün bunlar mümkün değil. Bu durumda ne olacak?

Kürt hareketinin bu noktadaki beklentisi şunlardır: Varılacak mutabakatın taraflarca imzalanması, seçimden önce atılacak adımların atılması, seçimlerle oluşacak yeni meclisin yapacakları düzenlenmelerin de bu anlaşmada güvence altına alınmasıdır.

PKK Kongresi'nin toplanıp toplanmayacağı, toplanırsa alacağı kararların da bu mutabakatın içeriğine bağlı olacağını vurgulamak gerek. Eğer müzakere süreci taraflar için başarılı bir sonuca ulaşırsa ve yukarıda belirtilen meclis komisyonu oluşur ve Öcalan ile görüşürse o zaman PKK Kongresi'nin de gündemi netleşmiş olur. Zira Öcalan komisyon aracılığıyla tam anlamıyla bağlayıcı bir mesaj verecek. HDP heyeti ve KCK yetkililerinin değişik açıklamalarında ortaya çıkan tablo bunu gösteriyor.

Bütün bunlar olacak mı? Bu konuda AKP Hükümeti'ne karşı ciddi bir güvensizlik söz konusudur. Hükümet henüz net bir yol haritasına sahip değil. Daha çok Öcalan'ın yaptığı hamlelere karşı politika geliştirmeye çalışıyor. AKP'nin zihin kodlarında henüz Kürtleri halk olarak kabul etmek dahi yok. Tam anlamıyla 'kendine demokrat' bir yapıya sahiptir. Ancak, devletin Kürt politikası iflas etmiştir. Onlar da bu iflası kabul etmek durumunda kaldılar. Yeni bir politika da geliştiremedikleri için ciddi bir tıkanma söz konusu. Çözüm perspektifi de olmadığı için ne eski siyaseti devam ettirebiliyorlar ne de yeni bir sayfanın açılmasına tam olarak hazırlar. Ama devlet veya hükümet bu ara süreci yine zamana yaymayı düşünürse daha büyük kaybedecektir.

Kürt hareketi ise silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş yapmak istiyor. Siyasi tüm alanlar kapalı olduğu için silahlı mücadeleye mecbur bırakılmış bir hareketin, şimdi siyasetin tüm yollarını zorlayacağını bilmek gerekiyor. Kürt toplumundaki algı şöyledir: Eğer silahlı mücadele olmasaydı mevcut siyasi kazanımların hiç biri olmazdı. Silahlı mücadele, siyasi mücadele ve kazanımların garantörü olarak değerlendiriliyor. Devletin 90 yıllık Kürt politikası bu durumu zorunlu kılmıştır. Bu paradigmanın değişip değişmediğini kısa bir sürede göreceğiz.

Özcesi; 'PKK kongresini ne zaman toplayacak veya ne karar alacak' gibi sorulardan önce İmralı'da müzakere edilmeyi bekleyen 10 maddenin nasıl bir mutabakatla sonuçlandığını takip etmek, sürecin sağlık bir şekilde algılanmasına daha çok hizmet edecektir. (anf)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89