• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

Öcalan nasıl bir rol oynayabilir

Oral Çalışlar

Başbakan Erdoğan geniş bir kamuoyunun gözünün içine baktığı bir lider. Öcalan ise, “PKK’ya silah bıraktırması ve savaşı sona erdirmesi mümkün olan tek isim” olarak tanımlanabilir.

Erdoğan, İmralı’nın olumlu bir tutum gösterdiğini birkaç kez yineledi. Öcalan’ın “olumlu” değerlendirilen tutumunun ne olduğunu az çok bilebiliyoruz: PKK’nın önce ateşkes ilan etmesini sağlayacak, ardından bu güçleri Türkiye sınırlarının dışına çıkaracak.

Bu nokta, Öcalan’ın yakalandığı 1999 yılında da gündeme gelmiş. O zamanın konuya egemen olan askerî bürokrasisi, çözüme yönelik böyle bir hamleyi pek içten karşılamamış. Hatta Öcalan “Hepsini dışarı çıkarma, bir kısmı içeride kalsın icabında işe yarar” dendiğini açıkladı.

Öcalan her iki hamleyi de yapabilir, gücü bunlar için yeterli. PKK veya Kürt hareketi içinde bu hamlelere karşı çıkabilecek sesler olsa da, Öcalan’a karşı gelmeleri kolay değil.

Öcalan bu hamleleri “bir karşılık beklemeden” de yapabilir. Böylece, kendi gücünü bir kez daha kanıtlamayı ve devletle olan ilişkisinde bir “pozisyon kazanımı”nı hedefleyebilir.

Sınır dışına çekilme ilk adım

PKK güçlerinin sınır dışına çıkmasıyla birlikte karmaşık süreç başlayacak. Kritik aşamalarsa, PKK’lıların dağdan indirilmesi, onların geleceği ve Öcalan’ın ne olacağı...

PKK’nın bütünüyle Türkiye toprakları dışına kazasız belasız çıkması, çıkabilmesi durumunda, hükümeti güçlendirecek ve cesaretlendirecek bir süreç başlar. Psikolojik ortam her anlamda değişebilir ve silah bırakmayla ilgili adımları tamamen farklı bir dille tartışma şansı bulabiliriz.

Bütün bunlar olurken, PKK’nın yasal alanda siyaset yapabilecek bir örgüte dönüşmesi mümkün. Zaman içinde, Öcalan’a yönelik tepkinin şu anki gibi kalmayacağı, atılan adımların büyüklüğüyle orantılı olarak ortamın normalleşeceği öngörülebilir.

Karşılıklı güvende olumlu işaretler

Bütün sorun, yol haritasının sakin ve kararlı bir şekilde yürütülebilmesinde ve her adımda tarafların birbirine güveninin artabilmesinde düğümleniyor...

Türkiye, gerçekten Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi sorunu çözme yolunda adımlar atabilir ve “PİK yapabilir”... “Kürtlerin kendi kendilerini yönetme istekleri” de dâhil olmak üzere, birçok kavram ve konu başlığı, normal talepler ve normal tartışma gündemleri olarak karşılık bulabilir.

Bu yolculuktaki en tehlikeli noktayı “güvensizlik” oluşturuyor... İki taraf da şimdiye kadarki uzlaşma arayışlarında birbirine güvenmediği için ipler eninde sonunda kopuyordu. Şimdi geçmişe kıyasla güven açısından daha olumlu bir noktaya gelindiği açık.

Devlet yıllarca güven verici ve inandırıcı adımlar atmadı, atamadı. Kürtlerle ilişki “nasıl dağdan indirip ellerinden silahı alırız”a indirgendi. Onların onuru, talepleri, duyarlıkları yeterince kavranmadı, analiz edilmedi. Bütün bunlar artık değişiyor, değişmek zorunda.

Kürtlerin önündeki şans

Kürtlerin büyük bir kesiminin silahı bir güvenlik ve hak elde etme gücü olarak görüp ondan hiçbir koşulda vazgeçmemiş olmalarını, böyle bir arkaplanda görmekte yarar var. Ne olursa olsun, şu an, dünyanın ve bölgenin değişen koşulları içinde, Kürtler bölgenin en etkin ve örgütlü “sivil oyuncu”larından ve ağırlık merkezlerinden birine dönüşme şansına sahipler.

Öcalan’ın biraz da bu gerçeği fark ettiği için yeni hamleler yapmaya cesaret ettiğini düşünebiliriz... Erdoğan ise, Kürtleri bölgede bir müttefik olarak kazanmak adına daha dinamik, ciddi ve cesur adımlar atma zorunluluğu ile karşı karşıya.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89