• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 13 °C

NTV ve gazetecilik

Ahmet Altan

Bizim “sarsıcı” haberler uzmanı Mehmet Baransu elinde haberle geldi.

Çok kuşkulu bir kazada ölen Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinde bulunan dört kişi NTV tarafından, helikopter düşmeden önce yüzlerce defa aranmıştı.

Telefon dökümleri elimizdeydi.

Bu açıklanması gereken tuhaf bir durumdu.

Bir televizyon kanalı, “düşecek” bir helikopteri, o helikopter düşmeden ve düştüğü hakkında bir bilgi edinilmeden önce neden bu kadar çok arıyordu?

Baransu’nun konuştuğu iki uzman, uzaktan telefon çağrısıyla helikopterin, yüksekliği gösteren cihazlarının bozulabileceğini iddia ediyordu.

“NTV’yi aradın mı” dedim.

“İki kere aradım, sizi arayacağız dediler ama henüz aramadılar” dedi.

Haber ciddi bir haberdi, telefon kayıtları, helikopterin kalkış saatini belirten Meclis Raporu elimizdeydi ama gene de NTV’ye bunu bir sormamız gerekiyordu.

Bizim ilk aklımıza gelen, “birinin NTV’nin santraline girip oradan sinyal göndermiş” olabileceğiydi.

Yasemin Çongar, NTV’nin yöneticisi Cem Aydın’ı aradı.

Yerinde yoktu.

Önemli bir haber için aradığını söyleyip not bıraktı.

Böyle bir haberi NTV’den kimseye sormadan veremezdik.

Bir açıklaması olmalıydı bu telefonların.

Yayıncılık grubunun en tepesindeki yönetici olan Erman Yardelen’i bu sefer ben aradım.

Yardelen’i yıllarca önce NTV’ye konuşma yapmak için gittiğimde tanımıştım, zarif, hoş bir insandı.

Ben aradığımda Almanya’daydı ama her zamanki nezaketiyle Almanya’dan bağlandı.

Ona durumu anlattım.

O gün Yazıcıoğlu’nu bir programa bekleyip beklemediklerini, santrallerine birinin girip girmediğini sordum.

Yardelen bu ayrıntıları bilmediğini söyledi.

Ben de “bunu bir suçlama yapmak için sormuyorum sadece teknik bir sorun olup olmadığını anlamaya çalışıyoruz” dedim, televizyon teknisyenlerinden bir bilgi edinebilirse bana da bildirmesini rica ettim.

Sonra da haberi “ölüm helikopterine 139 telefon” diye verdik.

Helikopterdekiler NTV tarafından toplam 295 kere aranmıştı ama biz Yazıcıoğlu’nun aranmasını öne çıkartarak manşet yaptık.

Dün sabah NTV’de Yazıişleri programını seyrederken, programı yapan iki genç gazetecinin hem bizim gazeteden hem de haberden çok alaycı, küçümseyici, aşağılayıcı bir şekilde söz ettiklerini gördüm.

NTV’den kimseyi aramadığımızı söyleyerek girdiler konuya.

Yalan söylemek amacıyla böyle dediklerini sanmıyorum ama herhalde televizyonlarının yöneticilerine “sizi kimse aradı mı” diye sormaya gerek duymamışlardı.

Sonra da o gazetecilerden biri, “kaza haberini aldıktan sonra Yazıcıoğlu’nu kendisinin on defa ya da yüz defa aradığını” söyledi.

İşler de orada karıştı.

Çünkü o âna kadar biz, NTV’nin santraliyle ilgili teknik bir sorun olarak bakıyorduk olaya ve bunun aydınlatılması gerektiğini düşünüyorduk.

Ama şimdi bir gazeteci” ben aradım” diyordu.

O zaman, bugün yayımladığımız belgelerin cevabını da o vermek zorunda kalacak.

Sürmanşetimizde göreceğiniz gibi Yazıcıoğlu’nun helikopteri resmî kayıtlara göre 14.35’de havalanıyor.

NTV, ilk olarak 14.36’da arıyor Yazıcıoğlu’nu yani helikopter havalandıktan bir dakika sonra.

Yazıcıoğlu’yla birlikte helikoptere binen İHA muhabirini ise helikopter havalanmadan bir dakika önce arıyorlar ve helikopter havadayken bu muhabir 39 kere aranıyor NTV tarafından.

Helikopterdeki bir başka yolcuyu ise 14.55’den itibaren aramaya başlıyorlar.

Resmî raporlara göre helikopterin tahmini düşme zamanı ise 15.00 ile 15.05 arası.

Yazıcıoğlu’na ikinci telefon ise 15.04’de... NTV’den ya düşme anında arıyorlar ya da düştükten birkaç dakika sonra.

Helikopterin düştüğünü ilk duyuran ajans olan İHA, kazayı 15.30 civarında öğreniyor ve 16.19’da abonelerine bildiriyor.

NTV ise bırakın İHA’nın “kaza” haberini beklemeyi daha helikopter havalanırken aramaya başlıyor.

NTV dün bir açıklama yaparak bizim haberin “spekülasyon” olduğunu ileri sürdü.

İHA’nın helikopterin düşüşünü 15.30’da verdiği gerçeğini bir kenara bırakalım.

Şimdi bize ve bütün Türkiye’ye, “çok kuşkulu bir kazaya uğrayan” helikopteri düşmeden önce neden tam 52 defa aradıklarını açıklamak zorundalar.

Ya savcının elindeki resmî telefon kayıtları hatalı ve biri savcıyı şaşırtıp soruşturmayı yanlış yönlendiriyor.

Ya da “biz aradık” diye canlı yayında itiraf ettiklerine göre NTV’den birileri o helikopterin düşeceğini, daha düşmeden önce biliyordu.

Hangisi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89