• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 13 °C

Niye hâlâ sosyalistim

Roni Margulies

Bugün İngiltere’de kamu sektörü işçilerinin genel grevi var.

İşyerlerinde ve yürüyüşlerde dağıtılmak üzere kaleme alınmış bildirilerden biri şöyle:

“Bugün, bu ülkenin 1926 yılından bu yana gördüğü en büyük greve şahit oluyoruz.

Üç milyona yakın işçi grevde. Her şehir ve kasabada grev gözcüleri var ve yüz binlerce işçi sokaklarda yürüyor.

Bu, tarihimizde en çok kadın işçinin grev yaptığı gün ve bizlere katılanlar arasında öğrenciler, emekliler, özel sektörde çalışan işçiler ve İşgal Hareketi de var.

Genel grev gücümüzün göstergesi oldu: Okullar, kolejler, belediye hizmetleri, hükümet binaları ve sayısız işyeri bugün kapalı. Sayısız hastanede sadece acil hizmet veriliyor.

30 Kasım bu memlekette işçi sınıfı direnişinin yeniden canlanmasına işaret ediyor.

Hükümetin iddialarının aksine, bu sadece emeklilik maaşlarımızı koruma mücadelesi değil. Kemer sıkma politikalarına, neoliberalizme ve yoksulluğa karşı bir mücadele.

Basitçe, David Cameron ve büyük şirketler ekonomik krizin faturasını işçilerin ödemesini istiyor. Ama işçiler ve aileleri için hayat her gün zorlaşırken, zenginler için her şey eskisi gibi. Emeklilik maaşlarına dokunulmuyor ve şirket yöneticilerinin ikramiyeleri giderek büyüyor.

Ekonomik kriz İngiltere’deki ekonomik ve sosyal eşitsizliği gözler önüne serdi. Daha geçen hafta, bizzat hükümetin bir komisyonu, geçtiğimiz 30 yılda üst düzey şirket yöneticilerinin geliri yüzde 4000 artarken ortalama ücretlerin sadece üç kat arttığını belgeledi.

Bu grev, küçük bir azınlığın değil, büyük çoğunluğun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan bir toplum uğruna sendikaların harekete geçtiğini müjdeliyor.

Ve bu direniş küresel çapta gelişiyor. Geçtiğimiz yıl içinde Arap Baharı’nın devrim ve ayaklanmalarını, Yunanistan, Fransa ve İspanya genel grevlerini ve Amerika’da İşgal Hareketi’nin yükselişini gördük.”

Grev öncesinde, Tahrir Meydanı’na gönderilmek üzere işyerlerinde ve sendikalarda aşağıdaki metin için imza toplandı:

“Milyonlarca iş arkadaşımızla birlikte 30 kasım günü emeklilik maaşlarımızı, işlerimizi ve kamu hizmetlerimizi korumak için Cameron hükümetine karşı grev yapıyor olacağız.

Tahrir Meydanı’ndaki ve Mısır’ın her yanındaki devrimcilere basit bir mesaj göndermek istiyoruz.

Toplumsal adalet mücadelesinde yanınızdayız. Ve askerî yönetime son verme kavganızda sizlerle dayanışma içindeyiz.

Başbakanımız Cameron birkaç ay önce Tahrir Meydanı’nı ziyaret etti. Yanında silah tüccarlarından oluşan bir çete vardı. Amacı, Mısır’ın generalleriyle anlaşma imzalamak ve 25 Ocak devriminin bastırılmasından kâr payı elde etmekti.

İşçiler olarak, biber gazımız, plastik mermilerimiz ve zırhlı araçlarımız yok. Ama greve çıktığımızda, kolektif gücümüz bütün bunların toplamından daha büyük.

Tahrir Meydanı’ndaki kardeşlerimizin yanındayız. Bir kenarda durup onların protesto hareketinin bastırılmasına yardım etmenize göz yummayacağız. Emeklilik maaşlarımız için grev yaparken, Cameron hükümetini sarsarak Tahrir Meydanı ile de dayanışıyor olacağız.”

Gelelim Türkiye’ye.

Bugün Murat Belge, “Ben kendi hesabıma, şimdi hatırlamadığım, ama olduğunu bildiğim, ‘Yahu, ben sosyalist olmalıyım’ dediğim günkü ruh halimden fazla uzaklaşmak istemiyorum” demiş.

Murat uzaklaşmak istememekte haklı. Halil Berktay uzaklaşmakta haksız.

Bu tartışmaya girmeden duramayacağım. Tartışmayı sıkıcı bulan okurlardan özür dilerim.

Ben kendi hesabıma, sosyalist olduğum günkü ruh halimi hatırlıyorum, hiç unutmadım.

Unutmuş olsaydım, o gün niye sosyalist olduğumu ve bugün niye hâlâ sosyalist olduğumu yukarıda alıntıladığım metinler hatırlatırdı bana.

Çalışan insanların kendi hayatlarını ve toplumu yönetmelerini istediğim için; sermaye ve mülk sahibi küçük bir azınlığın yönetimine isyan ettiğim için; eşit ve adil bir toplum istediğim için; Mısırlı ve İngiliz emekçiler bana Türk patronlarından daha yakın geldiği ve “millî” olan hiçbir şey ilgimi çekmediği için; bu toplumun silah ve şiddet yoluyla değil, ancak büyük emekçi kitlelerin kendi kitlesel eylemleri yoluyla değiştirilebileceğine inandığım için.

Halil Berktay’ın eleştirdiği şeyi ben sosyalizm olarak tanımıyorum ve hiçbir zaman tanımadım.

Halil kendi siyasî geçmişini eleştiriyor. Benimkini değil. Sosyalizmi hiç değil.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89