• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -7 °C
  • Ankara -12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

Nisan 2009’da ne oldu: Bu tarihî ‘tesadüfler’ boru mu

Emre Uslu

İnternet Andıcı iddianamesinin ortaya koyduğu deliller ve itiraflar bir gerçeği ortaya koyuyor; Mart ve Nisan 2009 tarihlerinde Genelkurmay, AKP ve Gülen Cemaati’ne karşı bir savaş başlatmış. Kirli ve iğrenç bir savaş bu. İçinde işkence de var komplo da, manipülasyon da var kara propaganda da... İnternet Andıcı bu savaşın sadece bir enstrümanı. Bunu anlamak için Nisan 2009’da neler yaşandı onlara bakmak gerekiyor.

Önce Karargâh’ın içinde neler yaşandığına bakalım. İnternet Andıcı iddianamesinde yer alan itiraflarda yeterince ipucu var:

Murat Uslukılıç: “Mart ayının sonuna doğru Dursun Çiçek odamıza geldi. ‘İkinci Başkan’dan olur aldım, yeni internet siteleri için bir andıç hazırlayalım’ dedi. Bunu şube müdürüne söylemesini istedim. Konuyu Cemal Albay’a ilettim, o da Dursun Çiçek’le görüşüp hazırlamam için emir verdi. Ana çatısını Dursun Çiçek kurdu. İmzalamadan önce Adlî Müşavir Hıfzı Çubuklu, andıç hazırlandıktan sonra değişiklikler yaptı, kanunen uygun olduğuna ilişkin imza attı. Sonra İkinci Başkana sunuldu. O da Komutan’a arz notu yazdı. Genelkurmay Başkanı’na Dursun Çiçek arz etti.

Mehmet Bülent Sarıkahya: “Dursun Çiçek Albay Nisan 2009’da veya öncesinde Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’dan onay aldığını ve tekrar bu sitelerin faaliyete geçirilmesini sağladığını, andıcın da bu konu ile ilgili bir emir olduğunu, Nisan 2009’dan sonra bu emrin onaylandığını ve yeniden sitelerden hizmet vermeye başladıklarını söyledi.”

Dursun Çiçek: “Bu andıçtaki kendi parafım doğru. 3. Bilgi Destek Şube Müdürü olarak bu andıca imza attım. Murat Uslukılıç’ın ifadesi doğru.

Nisan 2009 andıçın yürürlüğe girdiği tarih ile o emir verdiği ima edilen İlker Başbuğ’un Harp Akademilerinde yaptığı konuşma hem içerik olarak hem de zaman olarak örtüşüyor. Başbuğ 14 Nisan 2009 tarihli o konuşmada cemaate savaş açmış ve şunları söylemişti:

“Bugün bazı cemaatler öncelikle bir ekonomik güç olmaya ve daha sonrada sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir tek tip yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. ...Anayasa’nın 24. maddesine göre kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuk temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandıramaz. ...Anayasa’nın 24. maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen; dinin sosyal, ekonomik ve siyasi düzeni kısmen de şekillendirmesi kabul edilebilir mi? ...Bu çeşit sosyal gruplaşmalar, cemaatleşmeler toplumu ciddi boyutta kutuplaşmalara ve bölünmelere götürmüyor mu? Bu bölünmeler ve kutuplaşmalar ciddi güvenlik sorunlarına ileride dönüşemez mi?”

“Bugün bazı din eksenli cemaatler, kendilerini demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve çeşitli nedenlerle de görünürde kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanmaktadırlar. Ancak bu güç imajı ve algısı yanıltıcıdır. İşte bu tip bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ni görmektedir. Bunun için de, her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır.

Başbuğ’un “TSK’nın hukuk devleti kapsamında” mücadele sözü aslında aynı dönemde Kayseri’de başlatılan bir kirli savaşa referansı ima ediyor.

4 Mart 2009’da üç astsubay gözaltına alınmış ve işkence ve hipnozla ifadeleri alınarak Gülen Cemaati’ni suçlayacak deliller elde edilmeye çalışılmıştı. Başbuğ’un yakın çalışma arkadaşlarını bu soruşturma için Ankara’dan Kayseri’ye gönderdiği, İzmir’den hipnozcu getirildiği ve onların da burada kanuna aykırı sorgu teknikleri kullanarak, hipnoz yöntemleri kullanarak sorgudan delil üretmeye çalıştıkları medyaya yansıdı. Bu konuda işkence ile sorgu yapmak suçundan o sorgucular hakkında soruşturma açıldı. Hipnozla ifade alanlar suçlarını itiraf etti. Sanırım Başbuğ’un “hukuk üzerinden mücadele”’ sözü Kayseri’de başlatılan ve Erzincan’a genişletilmeye çalışılan bir mücadele imasıydı.

Ne tesadüftür ki
yine aylardan nisan yine bir başka plan. Nisan 2009’da Dursun Çiçek’in imzası bulunan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” Cemaat’e karşı “hukuk mücadelesi” için Cemaat evlerine silah konulmasını salık veriyordu. Böylece Cemaat Terörle Mücadele Yasası kapsamında geniş bir sorgu çemberine alınabilecekti.

29 nisanda basın toplantısında Başbuğ Cemaat’e yönelik olarak açılan hukuki davaların olduğunu mücadele için bu davaların sonuçlarının beklenmesini salık veriyor. Apaçık belli ki Kayseri’de açılan astsubayların davasını kastediyordu. Yani Kayseri’deki işkenceli davayı işaret edip savaşın “hukuk” sistemi içinde devam edeceğini işaret ediyor. Aynı dönemde açılan internet siteleri de Cemaat’in bir terör örgütü gibi algılanması için her türlü kara propagandayı yapıyordu.

Başka bir nisan tesadüfü de Erzincan’dan. İddianameye göre 3. Ordu’da yapılan ve Dursun Çiçek’in de katıldığı toplantı ve bu paralelde cemaatlere soruşturma açma girişimi. Burada İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın uygulamaya konulduğu iddia ediliyor. Örneğin Erzincan’da Cemaat evlerine silah koyma girişimi gizli tanıkların ifadelerinde yer alıyor. Belli ki o da Başbuğ’un işaret ettiği “hukuk sistemi içinde” mücadele yöntemlerinden biri...

İşin özeti şu: İnternet Andıcı olayı Başbuğ’un 14 nisanda kamuoyuna duyurduğu AKP ve Cemaat’e karşı açılan kirli savaşın enstrümanlarından sadece birisi. Kayseri’deki illegal sorgu yöntemlerinden dava üretmek de bu savaşın bir parçası; Erzincan’daki eksik kalan komplo girişimi de. Muhtemelen bu nedenle de beraber iş yaptığı Hasan Iğsız ve Saldıray Berk’i terfi ettirmek için son ağustos şûrasında elinden gelen her şeyi yaptı.

İnternet Andıcı davasını Başbuğ’un o konuşmasından, illegal sorgular, komplolar, ve tezgâhlardan bağımsız okursak yanlış okuruz. Sanırım Mart-Nisan 2009 bu ülkenin karanlık tarihinde bir bölüm olarak üzerine tez yazılacak kadar önemli iki ay...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89