• BIST 107.554
  • Altın 151,594
  • Dolar 3,6571
  • Euro 4,3004
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 20 °C

Nevroz ve İzleme Heyeti…

Ali Bayramoğlu

Bugün önemli bir gün, 2015’in Nevroz’u. Nevroz 2013’ten bu yana siyasi hayatımızın kritik günlerinden birisini oluşturuyor. Her 21 Mart’ta Öcalan, kamuoyu önünde, dolayımsız olarak, Kürt hareketinin ana yörüngesine son şeklini, çözüm süreciyle ilgili Kürt politikalarına son ayarı veriyor.

28 Şubat günü Dolmahçe’de yapılan toplantı ve açıklama 2015 Nevroz’unu daha da önemli kıldı. Siz bu satırlara göz gezdirirken Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubu da muhtemelen okunmuş ya da okunuyor olacak.

Süpriz olmazsa ya da olmamışsa, bu mektubun çerçeve çizen, istikamet tarif eden, geçen yıla göre bir adım daha ileri bir içerikte olması beklenir. 28 Şubat’ta açılan kapının desteklenmesi, barış ikliminin teyidi, silah bırakma hedefinin tekrarı ve o malum 10 madde etrafında bir perspektif üzerine kurulu bir metin okunacaktır Diyarbakır’da.

Çözüm süreci nasıl ilerler?

Kritik soru elbette bu.

Biliyoruz, HDP’nin alacağı oy, barajı geçip geçmeyeceği, AK Parti’nin bunun karşısındaki durumu, meclis aritmetiği önemlidir. HDP’nin barajı geçmesi halinde, Kürt hareketi açısından güç, meşruiyet, özgüven yükselişiyle çözüm iklimini pekiştirecek bir sonuç verecektir. Elbette, Kürt hareketinin bu gücü Türkiyelileşme ve ikili siyasi davranıştan (hem devletle eklemlenme hem ayrı koldan devletleşme) vazgeçme istikametinde kullanırsa… Bunun yanında HDP’nin barajı geçmesi halinde, Kürt siyasi hareketi ülkenin yeni kurumsallaşma evresinin, en azından anayasanın kurucu aktörlerinden birisi olma imkanına kavuşacaktır. Böyle bir durumda anayasa hazırlıklarının ve uzlaşma arayışlarının da bir yeni müzakere pistine dönüşmesi kaçınılmaz olur.

Böyle bir tablonun getirileri ve elbette riskleri Türkiye’yi Kürt meselesinin ve Kürt aktörlerinin merkezde yer aldığı yeni bir safhaya sokacaktır.

HDP’nin baraj altında kalması halinde de, kanım, çözüm sürecinin aksayacağı düşünülemez. AK Parti ve Erdoğan’ın bu konuda kararlılığı deneyimle sabittir. Böyle bir durumda hükümetin görüşmelerdeki siyasi muhatabı meclis dışı kalmış bir siyasi parti olur.

Peki çözüm süreci sistematiği nasıl yürüyecek?

Muhtemelen bir süre daha sistematik mevcut iki katmanı üzerinden yürüyecektir.

Malum, ilk katman Öcalan’la devlet görevlilerinin, MİT’in, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı’nın yaptığı görüşmelerdir. Çözüm sürecinin ana akışı, ana konuları şüphe yok ki bu katmanda şekillenecektir, bu katman “karar merkezi”ni oluşturacaktır.

İkinci katman ise siyasi iktidar ve siyasi yetkililerle Kürt Hareketi’nin yasal ayağının yapacağı görüşmelerdir. Bu katman ise alınacak kararlar açısından “meşruiyet merkezi”ni oluşturacaktır. Yasal ayağın İmralı’yla, bürokrasinin siyasi iktidarla ve cumhurbaşkanıyla iç içe geçmişliği bu iki katmanı da fiilen iç içe sokmaktadır ve sokmaya devam edecektir.

Sıcak sorulardan birisi şudur:

Bu iki katmanın yeni aktörleri olacak mıdır?

Örneğin, Öcalan’ın sekreterya talebi nasıl karşılık bulacaktır?

Örneğin, İzleme Komitesi kurulacak mıdır? Kurulursa nasıl bir işleve sahip olacaktır? Öcalan’la temas kuracak mıdır? Görüşmeleri izleyecek midir?

Bu soruların henüz kesin yanıtları yok.

Öcalan’ın İzleme Komitesi ve sekreterya konusunda ısrarlı olduğu biliniyor. Hükümetle bu çerçevede bir hazırlık yapıyor. Ancak bu yapıların işlevleri henüz tanımlanmış değil. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün İzleme Heyeti’nin İmralı’ya gitmesi konusunda yaptığı açıklama bunun bir kanıtıydı, şöyle diyordu:

“Ben olumlu bakmıyorum. Başbakanlığım döneminde de akil insanlar içinden bir grubun gitmesini nasıl buluyorsunuz diye sorulduğunda, bunları doğru bulmadığımı söylemiştim. Bunlar doğru şeyler değil. Bu konuda işin başından itibaren her ülkede olduğu gibi istihbarat teşkilatları bunun birinci derecede süreci yönetenleridir. Bu işin yönetimi hükümete üzerine düşeni başlattığı süreç içinde devam ettirmelidir…”

Cumhurbaşkanının bu çıkışı izleme komitesiyle ilgili önemli bir veri olmakla birlikte mutlak bir durumu da ifade etmiyor, daha önceki pek çok örnekte olduğu gibi.

Etkileşim bütün süreçlerde esastır.

Dar yoldaki engeller küçük adımlarla açılıyor.

Ancak büyük resim olumlu ve umut verici…

Esas budur…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89