• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 1 °C

Nereden baksan rezalet!

Reyhan Yalçındağ

An be an "bir Türkiye klasiği" filminin farklı karelerini izledik son bir haftada. Önce Gever’de Kürtlere çok "tanıdık" gelen bir katliam yaşatıldı. Gever halkı, bugünlere gelmelerinin, tarih sahnelerinden silinmelerine ramak kala canlarıyla ödedikleri bedeller sayesinde tüm dünyaya kendilerini ispatlamalarının yegane nedeni olan evlatlarının mezarlarında rahat uyumalarına bile tahammül gösteremeyenlere karşı sokaktaydılar. Sokakta olmalarını sindiremeyenler üzerindeki emekçi giysilerini kana buladılar İşbilir ailesinin iki ferdini. Geride babasız kaldı tam 9 çocuk; üstelik bir tanesi henüz dünyaya gözlerini bile açmadan. Bu cinayetlere sessiz kalmayalım diyen kitleye saldırdı aynı polisler ve bu defa da ailesinden 17 kişiyi son 30 yılda devlet eliyle kaybeden Bêmal Topçu.

Peki tek bir polis yakalandı mı? Vali açığa alındı mı? Olaydan sonra yaygın medyanın bildik açıklamaları dışında tek bir açıklama yaptı mı Hükümet temsilcileri? Tabii ki hayır, madem bunun bir "provokasyon" olduğunu düşünüyorsa Başbakan, neden katilleri açığa çıkartmadı? Haksızlığa karşı her sokağa indiğinde bir gencini toprağa veren Kürtler, AKP’nin çözümüne nasıl güvenecek?

Anayasa Mahkemesinin kararının ardından CHP milletvekili Balbay tahliye edildi, Kürt milletvekilleri ise içeride. Her zamanki gibi Kürtler söz konusu olduğunda terazinin adalet kefesi bozuluyor da ondan! Yüzyıldır bu böyle; istiklal mahkemeleri, sıkıyönetim mahkemeleri, DGM’ler, özel yetkililer derken muhalif olana, Kürt olana başka hukuk uygulanıyor! Açıkça çıkıp deseler ki, "..konu, Kürt seçilmişleri de seçilmemişleri de olsa kendi hukukumuzu da Anayasa Mahkemesini de takmayız" daha dürüst bir tavır olur! Kaldı ki, AYM kararı son derece açık: sadece seçilmiş 248 DTP/BDP’liyi değil; politik yargılamalar nedeniyle uzun tutuklu kalan herkesi kapsamakta! Biz binlercenin tahliyesini beklerken; yargı, milletvekillerini de tahliye etmemekte direniyor. Bununla da kalınmıyor; son günlerde, Van’da, Iğdır’da, Kars’da BDP yönetici ve belediye başkanlarına verilen hapis cezaları jet hızıyla Yargıtayca onanıyor!

Yalnız kendine demokrat!

Büyük pastadan büyük pay kapma, iktidarı ele geçirme, "muktedir" olma yarışında sonunda cemaat-AKP kavgasında aralarında bakan çocuklarının da olduğu "yolsuzluk" operasyonunda Hükümet kanadından, ilk elden aynı bildik açıklamalar: "karanlık eller iş başında! Devlet içi hukuk dışı çetelerin operasyonu! Bir içişleri bakanı babanın oğlunun gözaltına alındığını TV’lerden öğrenmesi kadar trajik bir durum olabilir mi? vs." İyi de, bir içişleri bakanının oğlunun evinde çok sayıda para kasasının olması kadar trajik bir durum olabilir mi? Ya da milyon dolarların onda ne işi var? Onlarca belediye başkanı sabah 5’de evlerinden gözaltına alınıp tutuklandığında, neden üzüntü duymadınız? Hangisi hukukiydi bunların? Nereden geldiği belirsiz milyon dolarları edinmek mi, yoksa bir seçilmiş belediye başkanı olarak meşru demokratik siyaset yapmak hakkını kullanmak mı?

On bin Kürt peşpeşe tutuklandığında "bu yargının bileceği bir iştir" dediniz de, şimdi neden operasyonu yapan emniyet müdürlerini, savcıları görevden alıyorsunuz? Kendinize güveniyorsanız, "temiz elli" olduğunuza inanıyorsanız zaten sorun yok; soruşturmadan neden bu kadar korkuyorsunuz? Bu düpedüz yargıya müdahale değil de nedir? KCK ana dosyasında son yargılamanın yapıldığı gün Hüseyin Çelik açıkça "PKK silah bırakmadıkça KCK’liler tahliye edilmeyecek" demedi mi? Aynı gün tek bir tahliye kararı çıkmadı üstelik!

Şimdi iki yol var:

Şimdi AKP’nin önünde iki yol var: ya iktidar sarhoşluğunu sürdürüp devlet içi hukuk dışı yapılanmalara göz yumacak, siviller ölmeye, yoksullar açlık sınırının altında yaşama devam edecek. Ya da Kürt sorunundaki diyalog aşaması bir an önce derinlikli müzakereye dönecek, yargıdaki iki başlılık ve haksız tutuklamalar son bulacak, bir an önce ekmek-su kadar ihtiyaç duyduğumuz barışçıl çözüm, yasal zemine kavuşacak. Böylelikle paralel-dikey-yatay değil; çoğulcu, çok dilli, çok kimlikli bir hukuk devleti olacak!

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89