• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Neden nefret edilir?

Ali Bulaç

Arapça “nefr ve nüfur”dan Türkçeye geçmiş kelime bir şeyi veya bir kimseyi beğenmemekten, kötü bulmaktan ileri gelen şiddetli itici duygu; iğrenç bulup tiksinme (hali): Yalandan, hileden, riyadan nefretim arttıkça artıyordu (Refik H. Karay). (İlhan Ayverdi, Misalli Büyük Türkçe Sözlük). 

Kelimenin Arapça iştikakı bizi başka anlamlara sevk etmektedir. Ragıp “ennefrü”yü dehşet ve korkuyla bir şeyden kaçmak veya bir nesneye sığınmak olarak tarif eder. Kişiyi nefretle kaçırtan veya bir şeye sığınmaya sevk eden amil rahatsızlık duyması, huzurunun kaçmasıdır. Fatır Sûresi’nde (35/42), “Allah’a ortak koşanlar, kendilerine bir uyarıcı gelecek olsa bütün insan topluluklarından daha çok doğru yolda (hidayet) olacaklarına dair kuvvetli yemin ettikleri halde, onlara elçi geldiğinde bu “nefretlerini artırmaktan”, yani ondan, dolayısıyla doğruluktan ve hidayetten kaçmalarından başka işe yaramadığı belirtilir. Putperestleri nefret ettiren şey hidayet, doğru yoldur. İsra, 41’de bunu teyiden İlahi hükümleri hatırlatmanın onları hakikatten ve doğruluktan, dolayısıyla Kur’an’dan uzaklaştırdıkları belirtilir. Nefer (Lisanu’l Arab’a göre 3 ile 10 arasında erkekten oluşan küçük topluluk), münafere (onur ve erdem için yarışmak, rekabet etmek), savaşa istekle çıkmak demek olan nüfur (Tevbe, 39, 41, 122) ve firar aynı kökten gelirler.

Kök anlamları kelimenin belli bir ahlaki, psikolojik veya felsefi bakış açısından insana, insanın iç dünyasına ilişkin olduğunu ima etmektedir. Arapça kullanımı -ki sahih olan budur- itibarıyla söz konusu psikolojik veya zihni tutum, insanın kendisine ait değil, sıfatlarına ilişkindir. Ancak bugünkü kullanımı ve ima ettiği anlamlar çok daha geniş boyutları içine almaktadır ki buna göre nefreti şöyle tarif etmek mümkün görünmektedir: İnsanın herhangi bir niteliğinden veya seçiminden dolayı dışlanması, ‘ötekileştirilmesi’, diğer insanlara göre temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılması, baskı altına alınması, etnik arındırmaya tabi tutulması. Sayılan bu özellikleri düşünce, söylem ve eylemleri kişiyi veya grubu “nefret objesi” yapar, haksızlıklara maruz bırakır. Kişinin veya grubun iki özelliğinden dolayı nefrete maruz kalması, bizi dikkatli ayrım yapmaya sevk eder.

1) Kişinin veya grubun iradesi dışında, doğuştan sahip olduğu nitelikler (rengi, ırkı, kavmi, cinsiyeti, anadili, doğduğu yer) dolayısıyla nefrete maruz kalması. Veled-i zina olması veya tecavüz sonucu doğması da bununla ilgilidir, çünkü çocuğun nikâhlı mı, nikâhsız mı anne ve babadan doğmuş olması onun elinde değildir.

2) Kişi veya grubun tercihe dayalı tutum ve davranışları, seçimleri dolayısıyla nefrete maruz kalması. Din, mezhep, felsefi kanaat, siyasi görüş veya belli bir ahlaki tutum.

Birinci kategoride yer alan kişi ve gruplar hiçbir şekilde kınanamazlar, küçük görülemezler, sayılan özelliklerinden dolayı hakları ve meşru özgürlük kullanımları kısıtlanamazlar. İkinci kategoride yer alanların ise tek tek durumlarına bakılır. Siyasi tutumlarına göre haklarında hüküm verilir. “Muahid” (kendileriyle anlaşma yapılmışsa) iseler, siyasi toplumun ahalisi gibi hak ve özgürlüklere sahiptirler; savaş sonucunda onlarla anlaşma yapılmışsa “muharip” olmaları hasebiyle onlara başka statü uygulanır. Şu veya bu felsefi görüş ve kanaate, mezhep veya inanç grubuna mensup olanlar da muahede çerçevesinde bir arada yaşama iradesini ve azmini gösteriyorlarsa onlarla bir arada yaşanır; canları, malları, namus ve kanaatleri hukukun teminatı altındadır. Kimsenin barış ve anlaşma ile bir arada yaşamak isteyen bir başkasına dininden, ırkından, kavminden, mezhebinden dolayı ikinci sınıf insan muamelesi yapamaz. İlk kategoriyle ilgili sorun, kişi veya grubun iradi olmayan özelliklerini suistimal etmeye kalkışmasıdır. Irkçılık, milliyetçilik, cinsiyetçilik yapması gibi. İkinci kategoriyle ilgili sorun, “ahlaki tutum”ları itibarıyla farklı davranışlar sergileyen, bunu alenileştirip genelin yaşama tarzı haline getiren kişi ve gruplarla ilgilidir. İslam bakış açısından ırkçılık, cinsiyetçilik, kavmiyetçilik ile ahlaki düzeyde “münker ve fahşa” olarak tavsif edilen eylemler hoş görülemezler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89