• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 23 °C

Ne sorunu?

Doğu Ergil

Sahiden bizim “Kürt sorunu” diye bir sorunumuz var mı yok mu? Var da biz onu farklı mı adlandırıyoruz? Farklı adlandırınca, çözüm bu yeni ad ve yoruma göre mi olacak? Pekiyi bu çözüm, gerçekten sorunun doğasına uygun mu?

Çok eminim toplumun büyük bir kısmı bu soruya olumlu ve net bir yanıt verecek durumda değil. Kafası karışık. Nasıl olmasın? Hükümetten farklı bir ses, Kürtler’den farklı bir ses çıkıyor. Oysa her ikisi de çözümün tarafları.

Birkaç gün içinde Kürt cephesinde üç gelişme yaşandı.

1- Bizim daha birkaç hafta önce (21 Şubat’ta) IŞİD tehdidi nedeniyle terk ettiğimiz Süleyman Şah Türbesi’nin yer aldığı Suriye’nin Karakozak köyü, bu örgütten Kürt silahlı gücü YPG ve ÖSO milislerinin kararlı mücadelesiyle geri alındı.

Türkiye ne Kobani’de ne IŞİD Erbil üzerine yürürken Kürtler’e ne de şu anda Tikrit’te bu örgütle savaşan Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi güçlerine (Peşmerge’ye) aktif biçimde destek oldu. Bu nedenle Ortadoğu’nun yeniden yapılanmasında Türkiye’nin etkili bir rol oynaması zor. Buna karşın Kürtler’in ağırlığı ve etkisi artıyor.

Terörizm sorunu algısı devam ettiriliyor

2- Çözümü zorlaştıran etmenlerden biri sorunun tanımı ise diğeri çözüme ilişkin siyasetin kafa karıştıran dili. Bir türlü ortak bir anlam dünyası yaratılamadı.

Hükümet, meseleye “Kürt sorunu” diyemiyor. Derse, Kürtler’i sorun haline getiren tüm nedenleri ortadan kaldırmak gerekecek. Bu da siyasi, idari ve hukuki yapıda köklü bir değişiklik demek. Onun yerine meselenin bir güvenlik (terörizm) sorunu olduğu algısı devam ettiriliyor.

Örneğin; daha yeni (15 Mart’ta) Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Varsa yoksa Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu ya? Artık böyle bir şey yok... Bu ülkede her etnik unsurun kendine has sorunları var” dedi.

Bu açıklama aslında inkâr ettiği sorunun özünü yansıtıyor: Katılımcı ve temsili olmayan, kültürel kimlikler arasında ayırımcılık yapan eksikli bir demokrasi… Yani mesele güvenlik değil. Güvenlik sorunu doğuran eşitsiz ve otoriter yapı.

Bu dolaylı olarak söyleniyor ama gereği yapılmıyor. Bu çelişkiyi anlayan Öcalan, boşluğu 10 maddelik müzakere çerçeve teklifiyle doldurmaya çalışıyor.

3- Çözüm sürecinin diğer muhatabı olan HDP ve ilintili örgütler, buna PKK da dahil hükümet sözcülerinden farklı bir dil kullanıyorlar. PKK lideri Abdullah Öcalan ile İmralı’da yeni görüşen gruptan Sırrı Süreyya Önder, Öcalan'ın HDP’lilerin Dolmabahçe'de hükümet erkanı önünde okuduğu çerçeve metin ile “Nitelikli bir müzakereye kapı açtığını” söylediğini duyurdu.

Sürecin senaristi Öcalan

Öcalan'ın Newroz'da okunacak yeni mektubunun demokratik bir cumhuriyetin inşası için evrensel bir perspektif sunacağını belirtti.

Bu açıklama çeşitli defalar sözcüleri aracılığıyla geciken sürecin müzakerelere bir türlü yanaşmayan ve ayak sürüyen hükümeti suçlayan Kandil’in üslubundan farklı.

Hükümet ve Kandil’in güvensizlik ifade eden dili büyük ölçüde yaklaşım farkından kaynaklanıyor. Tavrını değiştirmeyen, sürecin kesilmesine ve rotadan sapılmasına olanak vermeyen tek aktör Öcalan. Sürecin senaristinin o olduğu anlaşılıyor. Kendi tarafını tahrik etmeden, Türk tarafını itidale çağırarak süreci canlı tutmaya çalışıyor.
Süreç işlerse, köklü bir sistemsel dönüşümle demokratik bir düzen kurulacak. Bunu Türk tarafı (hükümeti ve halkıyla) tuzak olarak gördüğü sürece çözüm zor. Kürtler de zorla bir yere gidilmeyeceğini anlıyorlar. Onları bir arada tutanın Öcalan olduğu anlaşılıyor.

Ortadoğu yeniden yapılanırken etkisi azalan, içeride büyük reformu geciktiği için sıkışan Türkiye’nin çıkış yolu hâlâ terörist sıfatını taşıyan bir örgütün önderi. Tarihin cilvesi bu olsa gerekir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89