• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’

Mümtaz er Türköne

Mutluluk gibi, insanın yüreğinin derinlerinden kopup gelen bir duygu ve bu söz; galiba ikisi gerçekte bir arada hiçbir zaman var olamadı. 

Boşanmak üzere olan çifte hâkim, ceza veriyor: Günde 24 defa “çok mutluyum” deme cezası. Bir de evin her tarafına bu sözün asılması mecburiyetini ilave edin. 

Bu söz, Atatürk’ün 29 Ekim 1933’te kürsüye çıkıp îrâd ettiği nutkun son cümlesi. 10. Yıl Nutku olarak bilinen bu çok kısa metnin, o günler için bir bağlamı ve kendince bir mantığı var. 1932’de başlayıp 1933 boyunca devam eden kısa zaman aralığı, Genç Cumhuriyet’in “yeni bir toplum yaratma” çılgınlığının zirve yaptığı dönem. Tek parti döneminde, bugün çoğumuza abuk-subuk gelen “sosyal icatlar”ın neredeyse tamamı bu kısa döneme ait. Türkçe ezan, Türkçe Kur’an’dan başlayıp, Güneş Dil Teorisi, 5 bin yıllık Türk Tarih tezi, radyolarda Türk musikisinin yasaklanması, faşist dünyadan iktibas edilen resmî bayramlardaki toplu gösteriler, üniversite reformu hep bu kısa zaman aralığına tesadüf eder. Yeni kaldırdığımız “Andımız”ın ilk defa 1933 yılının 23 Nisan’ında okunduğunu da hatırlatalım. Son bir ayrıntı: CHP’nin altı oku da 1933 yılında icat edilmiştir. 

“Ne mutlu Türk’üm diyene” ibaresinin yer aldığı 10. Yıl Nutku, her alanda yenilik histerisinin bürokratik seçkinlere egemen olduğu bu dönemin ruh halini yalın bir şekilde yansıtır. Metnin bütününe egemen olan hedef “Türklüğün unutulmuş medeniyet vasfı”nı yeniden diriltmektir. Bu vaat, kendiliğinden o güne ait bir temel kabule dayanıyor: Türklerin halihazırda bir medenî vaziyeti bulunmamaktadır. Metindeki bu temel mantığı yakaladığınız zaman, “Türk milleti zekidir. Türk milleti çalışkandır...” diye devam eden övgülerin veya böbürlenmelerin bir durum tespiti değil, bir temenni olduğunu anlayabilirsiniz. En fazlası fıtrî bir yetenek; ama henüz somut bir kalıba dökülememiş. En nihayetinde kısa metnin sonunda yer alan “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü, bu temennilerin hülasası gibidir. “Türk olmak” değil, “Türk’üm diyebilmek” ulus-devletin vatandaşlarına yapılmış bir çağrıdır. Çünkü Türk milleti “birlik ve beraberlik içinde zorlukları yenecek, yani çağdaş medeniyete ulaşacaktır; bunun için Türk olmasanız da “Türk’üm” demeniz gereklidir. Alışkanlıkla tekrarlanan, bu yüzden kalıplaşan ve fikirlerin sembollerine dönüşen sloganların hassas içerikleri unutuluyor. Bu ibarede yer alan “Türk” sıfatı bir millete mi, yoksa etnik bir aidiyete mi işaret ediyor? Tersinden baktığımız zaman durum anlaşılıyor. Bu cümleyi Türk olanların söylemesinin hiçbir anlamı yok. Ben anadan-babadan Türk’üm; öyleyse demekle değil, olmakla mutlu olmam gerekmez mi? Demek ki bu çağrı Türk olmayanlara yapılıyor. İç dünyamıza ait bir duygu olan mutluluğa, etnik referansınızı değiştirerek veya bunu ifade ederek ulaşacağınız söyleniyor. Tam olarak söylenen şu: “Etnik kökeninizi bir kenara bırakın, ulus devletin büyük milletine karışın ve o büyük bütünün bir parçası olarak mutlu olun.” Mutlu bir çocukluk geçirmek için Fenerbahçeli olmak gibi bir şey. 

Bu mutluluk çağrısı amacına ulaştı mı? Daha açık ifade ile Cumhuriyet’in asimilasyon politikaları başarılı oldu mu? Objektif bir sonuca ulaşmak adına, başarılı olduğunu teslim etmeliyiz. Sadece Kürtlerin bir kısmı mutlu olmadılar ve itiraz ettiler. 1991’de ilk defa Kürt olmayan birinin, Necmettin Erbakan’ın bu söze itirazı ile onlar da Türklerle birlikte paylaşabilecekleri bir ülkenin varlığını umut etmeye başladılar ve Diyarbakır’da şehir meydanından bu sözün kaldırılması ile mutlu oldular. 

Hep birlikte mutluluğumuz, 80 yıl öncesine ait bu sözün gerilerde kalmasına bağlı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89