• BIST 89.282
  • Altın 145,910
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 15 °C

‘Ne istedin de vermedik’ten ‘Niye verdin’e!

Ergun Babahan

İstanbul ve Anadolu'da Hizmet mensuplarına yönelik acımasız operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Devletin ve Saray'ın ortak düşmanı Hizmet'i, Ahmet Hakan'ın deyimiyle ‘bitirmek için' 80 yaşını aşmış insanlar, işadamları, ev kadınları, öğretim görevlileri gözaltına alınıyor.

İktidarın ‘‘Fethullah Terör Örgütü'' olarak yaftaladığı hareket, Anadolu'da yüzyıllardır var olan İslami organizasyonların günümüz koşullarına uygulanmış modeli. Devletin, Saray'ın İslam'ına karşı kentin İslam'ı aslında. İktidarın yaftaladığı diyorum çünkü, Hizmet'in şiddetle ilişkisine dair tek bir delil olmadığı gibi, mahkeme kararı da yok.

Askeri vesayet döneminde, İslami olduğu, Batı'ya açık olduğu için tepki çekiyordu. AKP iktidara geldiğinde askeri dinlemedi ve Hizmet'e sahip çıktı aslında. Yurtiçi ve yurtdışındaki faaliyetlerini destekledi. Bir bakıma eli mahkûmdu, çünkü kendisinin yetişmiş kadroları, devlet organizasyonuna uyum sağlayacak elemanları yoktu.

Bu dönem, Erdoğan'ın deyimiyle “Ne istedin de vermedik” dönemiydi. Bu dönem aynı zamanda “Dön artık, bu özlem bitsin” çağrılarının da yapıldığı dönemdi.

İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar. Uzun süre iktidarda kalmış olmak, uzun yıllar toplumdan dışlanmış olmak, lüks yaşamı kenardan izlemek zorunda kalmış olma hırsına eklenince, yolsuzluklar başladı. Kapalı kapılar ardında seslendirilen iddialar, 17-25 Aralık dosyalarıyla bir anda patlayıverdi.

Dosyalar, amacı ve hedefi ne olursa olsun, iktidar kanadında inanılmaz bir kirlenme ve yozlaşmayı ortaya koyuyordu. Türk kabilelerinin “yağmacı ve ganimetçi” halinin dışavurumuydu bu aslında.

Ancak, toplumun da bu büyük yağmadan pay aldığı, İslam inancı çevresinde birleşip AKP karşıtı herkesi İslam-düşmanı olarak yağmalandığı bir dönemdi bu. Yolsuzlukların ortaya çıkarılmasının müsebbibi olarak gösterilen Cemaat, kent İslam'ı idi. AKP'nin tabanı ise taşra İslam'ı idi ve iktidar ve nimetlerini bırakmaya niyetli değildi.

Bugün tanık olduğumuz aslında, İslam tarihi boyunca tanık olduğumuz Saray ve Kent İslam'ının çatışması bir bakıma. Bugün Saray, geçmişin rafine kültürünü temsil etmiyor, taşra kültürünü olduğu gibi yansıtıyor. Altın varaklı tahtları, lüks uçaklarıyla tüketim açlığı ve her şeye sahip olma iştahındaki kitlelerin iktidarını yansıtıyor.

Onun için İslam'a belki de son altın çağını yansıtan Abbasiler döneminin mimarisi, müziği, felsefi tartışması, Yunan felsefesinin etkisi falan söz konusu değil. İnanılmaz bir süflilik söz konusu.

Şah İsmail'in İran'da, Yavuz Sultan Selim'in Anadolu'da yaptığı gibi, kendi gibi olmayanı yok etmeye kararlı bir İslam yorumu bu. Eğitimli İslami kesimi temsil eden Hizmet de Türklüğü kabul etmeyen Kürtler de hedefte.

Yıkıma hedefli siyasi bir anlayış, medeniyet inşa edemez, kültürü, sanatı yükseltemez. Moğolların yaptığını yapar ancak, işgal eder, yıkar ve gider. Türkiye'de böyle bir döneme tanıklık ediyoruz açıkçası. AKP, günümüzün Moğollarıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89