• BIST 83.105
  • Altın 146,901
  • Dolar 3,7669
  • Euro 4,0418
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -4 °C

Ne günlere ne haftalara sığar acılarımız…

Reyhan Yalçındağ

Dün, yani Uğur’un 13 kurşunla vurulduğu günün yıldönümüydü ve aynı zamanda Çocuk Hakları Haftasıydı! Aynı hafta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele haftası aynı zamanda. Sene 365 gün boyunca vahşi kapitalist modernitenin, baskıcı otoritelerin, erkek egemen sistemlerin zulmünü yaşayan kadınlara ve çocuklara reva görülenleri yılın tek bir günü anlatmaya sayfalar yetmez. Tamam, yeri gelmişken bu "gün" ve "haftalar" vesilesiyle sorunu daha fazla görünür kılmak elbette önemli ancak çözüm bundan geçmez tabii ki. Çocuk istismarlarının, kadına yönelik şiddetin son bulması ancak ve ancak büyük zihniyet devrimlerinden ve toplumsal dönüşümlerden geçer. Önümüzde duran dünya fotoğrafı işimizin ne kadar zor olduğunu da gösteriyor:

- Bugün tüm dünyada 250 milyon kadar çocuk işçi vardır;

- 2012 verilerine göre Türkiye’de 292.000 çocuk işçi, eğitimden ve sağlık olanaklarından yoksun biçimde çalışmaktalar;

- Geçtiğimiz günlerde Şefkat-Der tarafından açıklanan rapora göre, sokaklarda fuhuş yaptırılan kadınların sayısı 100 bini geçerken bunların 50 binini çocuklar oluşturuyor;

- Tayland, Manimar, Kamboçya, Laos, Çin’in Yunnan eyaleti, Vietnam gibi ülkelerde fuhuş yaptırılan çocukların sayısı her geçen gün büyük bir hızla artıyor;

Bunlar, geleceğimiz olan çocuklara reva görülenlerin sadece birkaç bağlığı. Yoksulluk, açlık, ana dil yasağı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı gibi, temel haklar kategorilerine baktığımızda ise, "dünya devleri" olan devletlerin sınıfta kaldıklarını görürüz. Ya, öğrenci yurtlarında, okullarda, SHÇEK yurtlarında yaşanan çocuk tecavüzlerini görmezden gelip, "kızlı-erkekli" eğitim alınmasına karşı çıkan AKP zihniyetine ne demeli? Çocuk Hakları Haftası nedeniyle, Meclis’te konuşan TBMM Başkanvekili AKP Kayseri Milletvekili Sadık Yakut, kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim yapmalarına karşı çıktıklarını ve önümüzdeki dönemde bu büyük yanlıştan (!) dönüleceğini söylerken, kız ve erkek öğrencilerin aynı anda bulunmadığı yurtlardaki müdürlerin, görevlilerin, tecavüzlerine maruz kalan öğrenciler için ne düşünmekte acaba?

Eğitim Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, öğrencilerin evlilik yasağının kaldırılması, evlenen öğrencilere yurt ve burs tahsisinde öncelik verilmesi gibi dahiyane buluşların "çocuk gelinlerin" artmasından başka bir işe yaramadığı açık. Her 3 evlilikten birinin ‘çocuk evlilik’ olduğu, son üç yılda 18 yaş altında evlenenlerin toplam sayısının 134.629 olduğu bir ülkede bu trajedi, bu yeni kabullerle mi engellenecek? Kadını, çocuk yaştan itibaren yok sayan yöntemlerle ve eve kapatarak, 4 çocuk doğurtarak mı kadına yönelik şiddet engellenecek? Çocuk istismarları ortadan kaldırılacak?

Ya da, sokak ortasında polis kurşunuyla can veren çocukların katillerinin ellerini kollarını sallayarak gezdiği bir ülke mi Ortadoğu’ya demokrasi, özgürlük ve barış getirecek? Son 35 yılda, iktidar kim olursa olsun bu çocuklar ölmeye, berdel verilmeye, çocukken gelin olmaya, açlık sınırlarının altında yaşamaya devam etti. Çocuklarını geleceği olarak görmeyen bir devlet geleneği asla ve asla toplumsal tek bir sorununu çözmeye aday bile olamaz.

Dolayısıyla öyle tek bir güne de haftaya da sığmayacak kadar derin olan sorunları buraya sığdırmak da imkansız. Ama şunu son söz olarak çocuklarımızın katillerine söylemek lazım: Ölene kadar iki kocaman göz hep sizi takip edecek, asla rahat uyumayın!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89