• BIST 98.090
  • Altın 143,479
  • Dolar 3,5672
  • Euro 3,9865
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 12 °C

Nasıl bir koalisyon olmalı?

Ali Bayramoğlu

Davutoğlu'nun arzusunun önce ve mutlaka koalisyonu denemek olduğu söyleniyor. Başbakan'la ilgili benim de gözlemim aynı istikamette.

Siyasi istikrar açısından ve Türkiye'de uzlaşma kültürü eksikliği dikkate alınırsa, tek parti iktidarının tercih edilecek bir model olduğuna şüphe yok. Ancak yapılacak yeni bir seçimin böyle bir tabloyu ortaya çıkaracağı garanti değil. Ayrıca çıkarsa bile, bu seçmenin işaret ettiği, fiilen her düzeyde hissedilen aksaklıkların giderilmesi yerine, yeni tek parti çoğunluğu üzerinin örtülmesi sonucunu da verebilir

Nitekim tek parti iktidarları bir süre sonra özgüven fazlası üzerinden sıkıntılar, sorunlar, aşırılıklar üretebiliyorlar. AK Parti bu öyküyü yaşadı. Ve sonuç olarak seçmenin bunu görmesi ve cezalandırmasıyla oy kaybetti.

Türkiye'nin karşısında duran koalisyon gereği bu açıdan ele alınabilir.

Bir koalisyon hükümetinin kurulabilmesi ve başarılı olması şüphe yok ki, ülkedeki kutuplaşma hastalığına iyi gelecek, dahası “uzlaşma” ve “inşa” ihtiyacına yönelik ciddi bir ilk adımı oluşturacaktır.

Koalisyon için koşullar hiç kolay değil, beklentiler ya “rövanşist” ya da “tek doğrulu”, ithamlar yolsuzluktan komploculuğa kadar had safhada, kutuplaşma keza, dış politikada istikametler farklı ve MHP ve HDP gibi iki uç parti seçimlerden güçlenerek çıkmış durumda.

Ancak bunlara rağmen, koalisyon görüşmeleri ve denemelerinin bir şansı var ve belki de bu açıdan, yukarıda altını çizdiğim nedenlerden ötürü Türkiye'nin önünde bir fırsat bulunuyor.

Bu, nasıl bir koalisyon olabilir? Hatta nasıl bir koalisyon olmalı?

AK Parti'nin olmadığı bir koalisyon yapısı mümkün de değildir, doğru da değildir.

Üç muhalefet partisinin bir araya gelmesinin, en azından Kürt meselesi bakıldığında, soyut siyasi koşulları bulunmuyor. En fazla, kısa vadeli AK Parti'yle hesaplaşmaya, ona hesap sormaya kilitlenmiş, devri sabık peşinde koşacak, cumhurbaşkanlığıyla çatışarak bildik devlet krizlerini üretmeye aday bir yapı düşünebilir ki, mevcut durumda, bu dahi mümkün görünmüyor.

Gelelim seçeneklere…

AK Parti-HDP ittifakını HDP istemediği gibi AK Parti hiç istemez, Kürt hareketine güvenmez, bu durumu oylarının erimesi ve yok olması olarak algılar. Çözüm süreci dışında bu iki partinin dış politikadan iç politikaya temaları yan yana gelmez, gelirse Türkiye'yi yönetilmez kılar.

AK Parti-MHP koalisyonu elbet mümkündür. İdeolojik olarak iki yakın parti, yolsuzluk, cumhurbaşkanının durumu gibi konularda anlaşsalar bile, böyle bir koalisyon devletçi ve güvenlikçi yeni bir “sağcılaşma” dalgasına yol açar. Türkiye'nin en önemli meseleleri temel hak ve özgürlükler, demokrasi, hukuk devleti alanlarında seyrederken, çözüm süreci ya da benzer bir süreç demokratik istikrarın olmazsa olmaz koşulu haline gelmişken, böyle koalisyonun üreteceği istikrar sadece kağıt üzerinde olur.

Geriye kalan tek ihtimal tüm zorluklarına rağmen AK Parti-CHP koalisyonudur.

Böyle bir koalisyonun toplum, iş dünyası, uluslararası arena tarafından destek göreceği açıktır. Varlığı bile uzlaşma haline işaret edecek böyle bir koalisyon, Kürt sorunun çözümünü, anayasal bir değişim hazırlığını, yargı sisteminin liyakat esasına göre elden geçirilmesini, paralel yapıyla mücadelede hukuk devleti esaslarını ve şeffaflık ilkelerini merkeze alabilir.

Meşruiyeti geniş, riskleri orantılı dağıtan böyle bir modelin önündeki engeller ise aşılabilir niteliktedir.

Neler ve nasıl?

Yarına…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89