• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 29 °C

Müslüman ulusalcılar

Yıldıray Oğur

AKP statükonun kalelerini tek tek zapt ederken, hararetle Erdoğan’ın Rum asıllı mı, Yahudi asıllı mı, şeriatçı mı ılımlı İslamcı mı olduğunu tartışan Kemalist ulusalcılar kendi kazdıkları komplo kuyusuna düşüp hayatımızdan çekileli epey oldu.

Atatürk’ün Erdoğan’ı “CIA ajanı, işbirlikçi” diye eleştirdiği bir dijital ses kaydı İşçi Partisi sitesine düşse şaşırılmayacak bu harikalar diyarındaki huzuru daha fazla bozmaya gerek yok. Zaten dünya adlı, bazı şer odaklarının, yerli işbirlikçilerle zamanlaması manidar bin bir kumpaslar çevirdiği lanetlenmiş yeri anlamama çabası hiç öksüz kalmadı. Kemalistlerden baki kalan komploculuk bayrağı şimdi bazı İslamcıların elinde zaman zaman göndere çekiliyor, düşmanların üzerine üzerine sallanıyor.

Taraf
, Aktütün baskını belgelerini yayımladığında Can Dündar’a konuşan Başbakan’ın eski bir danışmanının “Bu belgelerin Taraf’a CIA ve MOSSAD tarafından gönderildiğini” söylemesinin üzerinden üç yıl geçti.

O haberlerin hepsinin memleketin ortaya çıkarılması için ajanlığa ihtiyaç olmayan çıplak hakikatleri olduğunu bizzat Genelkurmay Başkanı’nın sessinden dinledik. Tabii eğer o da MOSSAD’ın ensesine dayadığı bir UZI nedeniyle öyle konuşmadıysa.

Ama fikirsel bir enkazın kaldırılması için üç yıl yetmiyormuş demek ki. Bu kez Mavi Marmara meselesiyle ilgili Taraf’ta çıkan muhasebe yazıları nedeniyle ucu “Eğer İsrail seyrüsefer tehdidinden endişelenmeseydi böyle bir Mavi Marmara muhasebesine gerek görülür müydü?”ye giden “iftira” kaybetmiş yorumlar ufuklarımızda belirdi.

İş soyadlarımızın İbranice manalarına doğru evrilmeden bu İslami usullere uygun ulusalcılık dosyasını raftan indirmek üzerimize önce vacip oldu. MİT-PKK görüşmeleriyle ilgili Taraf’ta çıkan bir tahminden neredeyse bir John Le Carre romanı çıkarmaya kalkan camianın gazetecilik duayeninin yazısını okuyunca da farz.

Ulusalcılığın İslami olanı ancak bir oksimoron olabilir. Ama bir ulusalcı gibi düşünen Müslümanlar kötü bir hayaldi ve maalesef gerçek oldu.

Sadece komploculuklarıyla değil, Türkiye’nin artık “bizden” olan âli çıkarlarını savunma konusundaki hararetleriyle, sonunda ele geçirilen devleti yıpratmama söylemleriyle, her türlü aykırı fikri, menşe avcılığı ve ‘arkasında kim var’la fişlemeciliği taklit yetenekleriyle ve her türlü zamanlamayı manidar bulmalarıyla benziyorlar yıkılan eski mabedin cemaatine.

(Neyse ki bunca zamandır olan bitenin şaman tapınağına bir minare eklemekten ibaret olmadığının ispatı feraset sahibi Müslüman kanaat önderleri de var.)

En kötüsü de komplocu olmak için o kadar kötü bir zamanki bu. Dünyada ve Türkiye’de samimiyetle ve tam bir zihin açıklığıyla anlamamız gereken o kadar ilginç zamanlar yaşanıyor ki...

Tahrir’in devrimcileri için “Twittercılar, Facebookçular dijital kürenin her an kontrol altındaki yaramaz çocukları gibi. Bilmeden alet oldular küresel sisteme, yani Amerikan hegemonyasına, eğer bazıları bilinçli ajan değildilerse tabii” diye yazan biriyle belki Fransız Devrimi anlaşılırdı ama bu devrimler anlaşılamaz.

Kaddafi’nin ardından “Afrika gerçek bir hamisini yitirmiş durumda. Kaddafi ile beraber Afrika da kaybetti. Diktatör olduğun su götürmezdi ama diktatörlüğünü bahane eden Batılı müdahalecilerin temel sıkıntısı Kaddafi’nin Afrika’yı sahiplenmesiydi” diye ağıt yakan yazarın Libya’yı Libyalılardan çok seven bir Türk Libya Ulusalcısı olması işin komedisi belki, ama asıl trajedi ellerinde Ömer Muhtar’ın bayrağı, Yeşil Kitap inmiş bir manyağı devirenler için bunu yazanın aynı zamanda demokrat bir dindar kanaat önderi olması değil mi?

Dün “Bir diktatörden kurtarılan Libyalılara görece özgürlük sunulmuş, ancak ellerinden onurları ve enerji kaynakları alınmış oldu” ya da “Kaddafi’yi şeytanlaştırıp NATO güçlerine zafer kazanmış muamelesi çekmeden durup bir düşünmek lazım” diye yazmış dindar yazarlar yarın Başbakan için “Yeşil Meydan’da kolonyal vali gibi konuştu” diye yazsa onlara ne diyebiliriz ki?

Türkiye’nin İslamcıları 12 Eylül’ün zindandaki ülkücülerine benziyor. Bir farkla onlar “Biz içerideyiz ama fikirlerimiz iktidarda” diyordu. AKP iktidarında İslamcılar “Biz iktidardayız ama fikirlerimiz içeride” diyor. Çünkü İslamcılık bugün ne Arap ülkelerinde laiklik mesajı veren dindar bir Başbakan’ı, İsrail’e karşı çıkarken, Füze Kalkanı’na imza atan bir ülkeyi, ne de diktatörleri deviren Müslüman demokrat yeni Arap neslini anlayacak bir açık görüşe sahip.

Açık bir görüş gerekiyor. Çünkü anlaşılması beklenen şey biraz karışık:

NATO’nun müdahalesiyle devrilen Kaddafi’nin başkentinde, hem de İtalyan emperyalizmini ülkeden atmış Ömer Muhtar’ın idamının yıldönümünde, NATO ile Kaddafi’ye karşı birlikte çalışan muhaliflerin İslam hukukçusu lideriyle namaz kılıp Libya ve Türkiye bayraklı kalabalığa demokrasi, laiklik, petrolünüzü kaptırmayın mesajı veren Müslüman bir lider.

Libya’ya NATO müdahalesi ilk konuşulmaya başladığında “Böyle saçmalık olur mu? Türkiye olarak bunun karşısındayız, böyle bir şey düşünülemez” derken, yedi ay sonra o NATO müdahalesiyle diktatörlerini deviren Libyalılara seslenen Başbakan’ınki gibi bir açık görüş.

Eski mahallenin anahtarları artık bu gökdelenin kapılarını açmıyor. Çilingirler de hep liberal/demokrat. Galiba tam da bu yüzden de hepsi ajan.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89