• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 16 °C

Montesquieu’nun terliği

Yıldıray Oğur

Dolmabahçe’deki toplantıya Başbakan bakanlarıyla birlikte geldi, kısa bir konuşma yaptı ve “Ben ve bakanlarımız bütün sorularınıza cevap için buradayız, bugün burada her şey cevabını bulsun, kafalarda soru işareti kalmasın” diyerek masaya oturdu. 4 saat süren toplantıda Başbakan’ın oğluyla ilgili iddialardan, El Kadı meselesinden, cemaatle kavgaya, Ergenekon ve Balyoz davalarına kadar her şey adı verilerek, sansürsüz soruldu ve Başbakan her soruya tek tek cevap verdi. Bazı konularda topu bakanlara bıraktı, onlar soruları cevapladı. “Yandaşlarla buluştu” diyenlere Başbakan’ın benzer toplantılarında o “muhalif” gazetecilerin halini göstermek lazım.

Başbakan manşeti toplantının sonunda Star Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert’in “Cemaatle süren bir diyalog var mı” sorusu üzerine attı. Başbakan “Evet, yazılı bir metin geldi” dedi.

Bu metinde dershaneler ve atamalarla ilgili mevzular olduğundan bahsetti. Ama medya üzerinden saldırıların devam etmesinden yakındı (ama birkaç gündür burada da bir yumuşama var) diye şerh düşerek. Ama bunun hemen arkasından sıraladıkları karşı karşıya olduğumuz tabloyu ve Başbakan’ın bu sulh adımına bakışını ortaya koydu: İşin yargı boyutu, paralel devlet boyutu önemli, o konudaki tavır ne olacak önemli. Sürekli böyle şantajlarla mı karşı karşıya kalacağız.

Bir espri üzerine mektup için “Evet ıslak imzalı” diyen Başbakan yine bir soru üzerine mektubun “çok yakın bir zamanda” geldiğini aktardı. Başbakan yazılı bir metinden, ıslak imzalı bir mektuptan bahsetti. “Bana yazıldı” demedi. “Cumhurbaşkanına geldi de demedi. Bu konuda ayrıntıya girmedi. Mektuptan ilk Başbakan bahsettiği için ona geldiğini düşünmek herhalde tuhaf değil. Akşam saatlerinde “Mektubun herhangi bir pazarlık içermediğini, Cumhurbaşkanı’na yazıldığını” açıkladı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı. Mektup, Fehmi Koru üzerinden Cumhurbaşkanı’na onun üzerinden de Başbakan’a ulaşmış. Yani mektup ya da yazılı metin her neyse esas adresine teslim edilmiş. Mektubun içeriğinde dershaneler, tasfiye edilen bürokratlar konularının olması ve mektubun 17 Aralık operasyonundan sonra gelmiş olması önemli. Cemaatin acil bir açıklama yapıp “mektubu Erdoğan’a göndermedik” demesi ise uzlaşmanın uzak olduğunun bir işareti.

Başbakan’ın da bu konuda kafası net. Önce paralel devlet konusunda bir tavır bekliyor cemaatten. Paralel devlet konusunda geri adım atmayacak. Başbakan paralel devlet derken Baykal’a komplodan, kendisinin dinlenmesine, BDPlilerin tahliye edilmemesine hatta 28 Şubat tahliyelerine, soruşturmanın işadamı ve medyaya uzanmamasına kadar her şeyin arkasında olduğu bir yapıdan bahsediyor. Özellikle ofisinin dinlenmesiyle ilgili konuda sorumluların açıklanacağını söylüyor. Bu konuda artık hiçbir şeyin kamuoyundan saklanmayacağının altını çiziyor. Cemaat paralel devletle ilgili net bir tavır ortaya koymalı. “Kula mı kulluk edeceksiniz hakka mı kulluk edeceksiniz” derken de atıflar buna. “Ama mektubu Erdoğan’a göndermedik, Gül’e gönderdik” diye acilen açıklama yapan cemaatin uzlaşma konusunda tavrı.

Gerçeğin çölüne hoşgeldiniz. Bu kadar açık bir iktidar mücadelesinde, meşru siyasi iktidarın bir paralel paralel devlet tarafından yargı üzerinden tehdit edilmesi karşısında hala hukuk, temiz toplum, kuvvetler ayrımı tartışması yürütenlere, hala tarafsız kalmayı temiz kalmak zannedenlere Montesquieu mezarından terlik fırlatsa yeridir.

Notlar:

-Başbakan, açıklamaları sırasında en net eleştiriler bir savcıya gitti. Bir yılda ve soruşturma sırasında 22 kez yurtdışına giden, kayak düşkünü bir savcıyla ilgili imalı göndermeler yaptı. Savcının görevini kötüye kullandığından, işadamlarıyla yanlış ilişkilere girdiğinden bahsetti. Adını vermedi ama bu savcının Zekariya Öz olduğunu tahmin etmek zor değil.

- Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilgili yeniden yargılamaya Başbakan mesafeli değil. Bu konuda topu Adalet Bakanı’na attı. Kumpas sizce var mı sorusuna, net bir cevap vermedi. Usulsüzlüklerin olmuş olabileceğini söyledi.

- Başbakan Hatay’daki MİT TIR'ının durdurulması için “Bayır- Bucak Türkmenlerinde giden yardım” dedi. El Kaide’yle mücadele ediyoruz. Hür Suriye Ordusu muhatabımız”ın altını çizdi. Bunun MİT yasasına göre yapılan kanuni bir iş olduğunu, dünyadaki bütün istihbarat örgütlerinin benzer çalışmalar yaptıklarını” anlattı. Savcının MİT TIR'ına müdahalesinin de 7 Şubat’ın devamı olduğunu vurgulaması da ilginçti. Başbakan’ın açıklamaları arasında yoktu ama ilginç bir not: TIR'a müdahale eden savcı olaydan önce Anadolu Ajansı muhabirini yanına çağırıp, ona TIR şoförünün ses kaydını dinletmiş ve haber yapmasını istemiş. AA muhabiri ise bunu reddetmiş. Daha sonra haber İstanbul ve Ankara Emniyetine yakın muhabirler tarafından yapıldığını da not düşelim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89