• BIST 89.385
  • Altın 145,846
  • Dolar 3,6324
  • Euro 3,8967
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 16 °C

Modernleşme sıkıntısı ve Sêmalka

Hamid Omeri

Kurdistan topraklarında her Kürdün özgürce dolaşmasını isterim. Pek muhtemeldir ki Kürdistan'ın her manada parçalı bulutlu olduğundan da herkes haberdar. Sisli...ve bu yoğun sis Kurdistan topraklarında ne düşünce geçişlerine izin veriyor ne de kısa mesafeden hakikatleri görmeye imkan veriyor. Bu yoğun manipulatif ortamda dikkatten kaçmaması gereken çok önemli hususlar var. Bunlardan birisi de şudur: Mesud Barzani, Federal Kurdistan'ın Başkanıdır. Bu çerçevede bütün Kürtlerin ve Kurdistanlıların, Federal Kurdistan Başkanı hakkında konuşurken söylemlerine her zamankinden daha fazla ihtimam göstermesi gerektiğine inanıyorum. Zira çok büyük zahmetlerle kazanılmış bir değerdir ve büyük bedeller vermiştir; verilmiştir. 

Federal Kurdistan Başkanı Mesud Barzani'den konjonktürü okuyamamış biri gibi bahsetmek siyasi açıdan da ahlaki açıdan da sözün maksadını aşmasında öte bir şey değildir. Yorumda da okumada da yetersizliktir. Sanki yıllarca Kurdistan dağlarında savaşan Mesud Barzani değilmiş gibi, “Hewlerde oturuyor” deyip, deyim yerindeyse, keyif yaptığını ima etmek, nezaket noktasında noksanlıktır. Mela Mustafa Barzani ve Peşmerge'nin yıllarca verdiği mücadeleden bihaber gibi konuşmak Kurdistani duruşa zarar vermektedir. Böylesi yaklaşımlar büyük ölçüde Kurdistan'ın var edilme mücadelesinde sergilenen stratejik hamleler ve politikalardan ya habersiz olmaktan kaynaklanıyor ya da kazanımları ve verilmiş mücadeleyi görmezden gelindiğini gösteriyor. Üstelik Serok Mesud Barzani'nin kardeş kanı dökülmemesi için ettiği yeminden de bihaber değerlendirmeler yapılıyor. Değerlendirme yapanlar, her zamanki gibi, her şeyi bilen adamlar gibi yorum yapıyor. Devlet olma, erk olma şuuru yakalayamamanın sıkıntısından olsa gerek, edilen sözler, çoğu zaman maksadını aşıyor. Sêmalka sorunu, aslında tam da budur ve benim zihnimde bir modernleşme sıkıntısı olarak anlam bulmaktadır;

'Seni/Sizi terbiye ederiz' deniliyor. Terbiye ederiz diyen kim? Rojavadaki Kürt hareketinin eş başkanı. Elbette sıradan biri değil. Şehadete ulaşan oğlu Şervan'dan bahsederken “Arkadaşım/Yoldaşım Şervan' diyen Salih Muslim ediyor bu sözleri. Bu kadar fedakarca mücadele edeceksiniz ancak çıkıp meydanlarda, Kurdistan'ın en önemli değerlerinden biri için de “sizi terbiye ederiz” naraları atacaksınız. Bu yaklaşım o gün olmadığı gibi henüz bu noktada bir geri adım atılmadığı için, bugün de doğru olmamıştır. Salih Muslim, Türkiye'ye de geldi. Yetkililerle görüştü. TV yayınlarına katıldı. İzleme imkanı buldum. Salih Muslim'in müzakere ve fikir jimnastiği yaptığı Türkiye'nin istihbarat yetkililerine gösterdiği nezaket ve ihtimamı, Federal Kurdistan Başkanı Mesud Barzani'ye göstermeyişi, Kurdistani düşüncesini hiç kimse ile yarıştırma niyetinde olmayan beni, derinden yaralamıştır. 

Türkiye'nin istihbarat yetkililerine gösterdiğiniz saygı ve hürmeti Federal Kurdistan Başkanı'na göstermeyeceksiniz, sonra da ben istediğim gibi hareket ederim diyeceksiniz. 'Yok öyle yağma' demek bana yakışmaz ancak bu yaklaşım Federal Kurdistan Başkanı'na 'ben seni kabul etmiyorum' demekten başka bir anlam da taşımıyor. Zaten bir bakıma Kürt Ulusal Kongresi hazırlıkları sırasında çok açıkça ifade edilmeyen sorunların bir devamıdır bu. O periyotta sıkıntılar ortaya çıkmış ve Federal Kurdistan Hükümeti'nin bir devlet olma şuuruyla yapmaya çalıştığı destek ve katkılar ya yerini bulamamış ya da yeterince anlaşılmamıştı. Unutulmamalıdır ki Kürdistan Hükümeti, bir örgüt değildir. Ancak elbette ki bir siyasi yapının gerektirdiği çerçevede yeterince örgütlüdür. Henüz Kurdistan olamamış Rojava/Suriye ile Kurdistan arasında kapıların olmasını salt olumsuz olarak da görmemek lazım. Rojava resmi olarak da Kurdistan olunca elbette kapıların da bir anlamı kalmayacaktır. Bunu görmek lazım. Kanaatimce üzerinde durulması gereken, kapılardan ziyade, zihinlerde Kurdistan'a karşı oluşturulan sert duvarlar olmalıdır. Rojava'nın Kurdistan olması noktasında hassasiyet gösteren Federal Kurdistan'ı adeta iç işlerine karışmakla suçlamak Semalka'dan daha büyük bir kapalı kapı değil midir? Bu akıl, bir zamanların Demirel'i gibi herhalde Barzani'yi hala bir aşiret reisi olarak görmeye devam etmek istiyor. Rojava'ya gelen katkı ve desteğin bir aşiret liderinden gelmesini istiyor. Ancak kabul etmek gerekir ki realite artık bu değil.

Kürdistan Hükümeti, takip edebildiğim kadarıyla Rojava'ya bir hükümetin yapabileceği şekilde yardım ve destek sunma noktasında haklı olarak ısrar etti. Çok iyi hatırlıyorum Rojava'nın kavram olarak zirve yaptığı günlerde bazı aklıeveller Federal Kurdistan Hükümeti neden Rojava'ya girmiyor dahi diyordu. Akıl bu kadar sığ olunca Türkiye'deki kalemşörler gibi ordu bir Irak'a girer, bir Suriye'ye girer hatta kendini tutamaz bir bakmışsınız İsrail'e uzanmış! Bu etkiden olsa gerek Peşmerge'nin de Rojava'ya neden geçmediği tartışılıyor hatta Barzani bir de bu sebepten dolayı suçlanıyordu. Daha önce yazmıştım. Tekrar belirtmekte fayda mülahaza ediyorum. Müzakerelerde olduğu gibi Rojava konusunda da ne denli bir manipülasyona tabi tutulduğumuzu bilmiyoruz. Ne olduğu ne bittiği direkt olarak açıklanmadığı için duygularımıza seslenen aktarımlar üzerinden Batı Kurdistan'a bakıyoruz. Kendisini İslamcı addeden katillerin hunharlıklarıdan dolayı büyük oranda duygularımız üzerinden Rojava'yı algılamaya çalışıyoruz. Bir şeyler eksik diyeceğim Bülent Somay'ı anarak. Evet, bireyler eksik ve en azından bu eksiklik pek muhtemeldir ki Somay'ın ısrarla vurguladığından değil. Çünkü bu eksiklik, hiç anlaşılmayacak ve hiç bitmeyecek bir eksiklik değil. Zira anlatılırsa, anlayabileceğimiz ve kavrayabileceğimiz bir eksiklik. Bu eksikliğin giderilmesi noktasında entelektüel ve ahlaki duruşuyla dikkat çeken Jan Dost, Rojava'ya farklı bir perspektifle bakmamız için çırpınıp duruyor. Dost, bu pencereyi açmaya çalışırken Semalka kapısı gündeme geliyor. Ve elbette bu durumda bazıları, Jan Dost'un dinden imandan çıktığını ilan etmekte gecikmiyor. Jan'ın neden bu kadar yaralı ve isyankar olduğunu iyi anlamak gerekiyor. 

Son söz olarak şunu söylemek isterim. Salih Müslim, Kandil'e ve İmralı'ya gönülden bağlı bir lider olarak duruyor. İlk bakışta çok büyük bir problem gibi gözüken Semalka'dan Federal Kurdistan'a geçemeyişi, Kürtler için yaralayıcı bir hal olarak gözüküyor. Bana göre Semalka, bir modernleşme sorunudur. Bu çerçevede, bir devletin komşuları ile olan ilişkilerinde elbette dikkat edeceği hususlar olacağını kabul ederek meseleye bakılmalıdır. Bu bağlamda Federal Kurdistan Başkanı hakkında konuşurken ondan bir arkadaş/heval gibi bahsetmenin doğru bir yaklaşım olmadığı kolaylıkla fark edilecektir. Ve inanıyorum ki Kürt liderler, açıklamlarında gerekli nezaketi de muhafaza edince gün geçtikçe büyüyen bu sıkıntı da aşılacaktır. Aslolan, kadastral olarak parçalanmış Kurdistan'ın, zihinlerde de bölünmemesi için gerekli olan akl-ı selimi göstermek olmalıdır. Bu nedenle Kurdistanlılar birbirlerini kolaylıkla ihanetle suçlama hastalığından kurtulmanın yollarını aramalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki bu bir bakıma da denge ve iktidar mücadelesidir de. Semalka meselesi, Cenevre öncesi ve sonrası farklı boyutlarda yaşanmaya devam edecektir.

  • Yorumlar 12
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89