• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 2 °C

Modern Kürtçe’nin merkezleri

Zana Farqînî

Öncelikle modern Kürtçe’den kastımın, 22 Nisan 1898 yılında yayına başlayan Kurdistan gazetesi olduğunu belirteyim. Ondan sonra İstanbul merkezli çok dilli Kürt gazete ve dergiler gelmektedir.

Modern düşüncelerden etkilenen Kürt aydınları bu yayınlarda Kürtçe’nin alfabe, gramer, imla, sözlük vs. sorunlarına eğildikleri gibi modern Kürt edebiyatının öykü, piyes gibi ilk örneklerine de yer vermişlerdir.

Kısaca bu durum Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar devam ediyor. Sonrası malumunuz olduğu için oralara girmeyeceğim.

Kürtçe’yle ilgili asıl modern çalışmalar ile edebi ürünler ise Celadet Bedirxan’ın Hawar dergisiyle başladığı gibi aynı zamanda Kürt Arap alfabesinin yerini de Celadet Bedirxan’ın Latin Kürt alfabesi almıştır.

Celadet Bedirxan’ın Hawar ve Ronahî dergileri ile Kamuran Bedirxan’ın çıkardığı Roja Nû ve Stêr dergileri modern Kürtçe’nin asıl başlangıcını oluşturuyorlar dersek yanlış olmaz sanırım.

Kürt coğrafyasının bölünmüşlüğü ve farklı alfabelerin kullanılması zorunluluğu, bu hareketin tek merkezde, tek alfabe ve aynı kaynak üzerinde yürümesine engel oldu. Belirtmek gerekir ki alfabe kullanımı egemen devletlerin tavır ve politikalarından da bağımsız değildi.

İran ve Irak devletleri, Kürtçe radyo yayınları yapmalarına karşın (Tahran ve Bağdat radyolarının Kürtçe bölümleri) hem Kürtçe’nin lehçeleri hem de alfabe konusunda farklı bir tutuma sahiptiler ki bunda Türkiye’nin dahlinin olmadığını söyleyemeyiz.

Her iki radyonun yayınlarında ağırlıklı olarak Kürtçe’nin Güney Kurmanci lehçesi kullanılıyordu, bir de Arap alfabesini bir şekilde Kürtlere dayatıyorlardı. Bundan maksat da Kürtlerin aralarındaki bağları koparmak, birbirlerini etkilemelerini engellemekti.

Tabii eski Sovyetler Birliği Cumhuriyetleri’ni (Ermenistan ve Gürcistan gibi) de unutmamak gerekiyor. Bu Cumhuriyetlerde yaşayan Kürtler Kurmanci lehçesini kullandıklarından dolayı Erivan Radyosu Kürtçe Bölümü sadece Kurmanci diyalektiyle yayınlar yapıyordu. Lakin alfabe konusu buralarda da bir sorundu.

Şöyle ki; ilkin bu cumhuriyetlerdeki Kürtler için 1921 yılında Hakop Xazaryan tarafından Ermeni alfabesi Kürtçe’ye uyarlanarak bir alfabe yapılır, bu alfabeyle de Kürtçe eğitim materyalleri hazırlanır ve Kürtçe eğitime başlanır.

Sonra 1928 yılında Kürtçe için Erebê Şemo ile İsahaq Marogûlov tarafından ilk Kürt Latin alfabesi hazırlanır. Kürtçe’nin ilk romanı olan Erebê Şemo’nun “Şivanê Kurmanca” ise bu alfabeyle yayınlanır.

Lakin bu alfabe de uzun ömürlü olmaz ve Stalin döneminde yasaklanır. Yerine, Kürtçe için Kiril alfabesi oluşturulur.

Erivan merkezli birçok modern Kürtçe edebi ürünler yayınlanmaya başlanır.

Şimdi ise o diyarlarda Celadet Bedirxan’ın oluşturduğu alfabe kullanılıyor.

Neredeyse birbirinden bağımsız ve farklı merkezlerde gelişen modern Kürtçe, diyebiliriz ki Kürt siyasi hareketlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte birbiriyle buluşmaya başlamıştır. Mesela 70’li yıllardaki Kürt siyasi parti ve örgütlerin yayınlarında eski Sovyet Kürtlerinin Kürtçe yazılarına rastlayabiliyoruz.

Ama en önemli buluşma, 1980 askeri darbesinden dolayı yurt dışına, bilhassa İsveç’e giden Kürt siyasi kadro ve aydınları sayesinde tam anlamıyla ete kemiğe bürünmüştür. Bu kadrolar hem Hawar geleneğinden hem de Erivan merkezli modern Kürtçe eserlerden yararlanarak “İsveç ekolü” denilen ekolün yaratılmasını sağlamışlardır.

İşte kısaca sürgünde, diasporada filizlenen modern Kürtçe’nin serüveni ve 90’lı yıllardan sonra da tekrar İstanbul’a ve akabinde Amed’e yansıması böyle.

Çünkü artık diyebiliriz ki Amed modern Kürtçe’nin (Kurmanci ve Kırmancki için) bir merkezi olmaya başlamıştır.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89