• BIST 106.736
  • Altın 140,992
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 23 °C

MİT’le Emniyet Oslo’da görüşsün

Yıldıray Oğur

İki hafta içinde önce Sütlüce’deki AKP İl Başkanlığı’nın yakınlarında, ardından da Ankara’da taşıt trafiğine kapatılmış, her tarafı polis kaynayan Başbakanlık’ın yakınlarındaki Yargıtay binasının önünde iki bomba patladı. Bizim yazı işlerinde yarı şaka yarı ciddi olarak bu mesaj kaygılı faili meçhul bombalar şöyle tartışıldı: MİT mi yaptı, Emniyet mi?

Ardından Mardin Nusaybin’deki bir KCK davasına tutuklu olan 19’lu yaşlarda üç sanık kendilerinin aslında polisin ajanı olduğunu açıklayıverdi. Mahkemede bir anda çözülen “polis ajanı” KCK’lılar, “şu polis lojmanının bilmem kaçını katında kalan polis bize 30 kişilik sınıflarda bomba eğitimi verdi, bazı kişilerin vurulmasını istedi, polis zoruyla Emniyet binasına ateş ettik” gibi fantastik şeyler anlattı. Valla biz bunu da “KCK’ya PKK sızmış” esprilerine neden olan Emniyet kaynaklı KCK-MİT ilişkisi haberlerine karşı MİT’in bir cevabı olarak okuduk.

Sonra İstanbul’da yine topraktan gömülü bombalar çıkıverdi. Uzun süredir olmuyordu bu. Kameralar çekerken bombaları gömenlerin gömdüğü bombalar ancak gün boyunca kazılıp bulunabildi. Valla biz bunu da “KCK soruşturmaları azalınca işte böyle olur” mesajı olarak yorumladık.

Tabii bir de manşetlere “yeni KCK” olarak çıkan HDK meselesi var. PKK ve Türk solunun bir türlü gerçekleşemeyen ütopyası çatı partisinin bir milyonuncu başarısız girişimi olan Halkın Demokratik Kongresi (HDK) karşımıza Halkın Demokratik Kardeşliği olarak çıkarılıverdi. Herhalde yeni operasyon dalgasında Yüzüklerin Efendisi’nden Gollum’un falan gözaltına alınması planlanıyor. Tabii Ufuk Uras’tan Ferhat Kentel’e bir sürü aydının içinde olduğu bu yapı ancak Saruman yakalanırsa çökertilebilir.

Yani gördüğünüz kadar aptal değiliz. Hatta sayenizde biraz da paranoyaklaştık.

Başlıktaki öneride herhangi bir Siyonist fitne yok, Stratfor’dan da çıkmadı. Bu yazı bir cemaat operasyonu da değildir. Bütün âlemin bulunabileceği bilgisayarımdan “Roni Yıldıray’a yazı yazdırsın” talimatı da çıkmaz. Ayrıca yazı yazılırken Hakan Fidan ya da Başbakan’ın çok sevdiği adamlarından herhangi biri de hedef alınmadı. Herkes gönlünü ferah tutsun. Cümledeki tek ideoloji satirizmdir. O kadar. Ama ciddiye alan olur diye önerimi tekrarlayayım: Kürt sorununa çözüm için önce MİT ile Emniyet Oslo’da müzakerelere başlamalıdır. Kürt meselesinin çözümüne çeyrek var. Ve bu çözümün önündeki en büyük engellerden biri MİT ve Emniyet arasında yaşanan iktidar kavgasıdır. Devlet-PKK görüşmeleri üzerinde çalışan, İmralı-devlet görüşmelerini ilk yazanlardan biri olarak iki cepheden birinin içinde saf tutarak siyaset yapan, yazı yazan, pozisyon alan herkese hatırlatmak isterim: Bu mücadeleciler ve müzakereciler arasındaki bir savaş değildir. Karşımızda iyi MİT’çilerle, kötü Emniyetçiler arasındaki bir mücadele de yok.

Bunun en somut örneği dün açıklanan Abant Platformu bildirisidir. Cemaatin ya da camianın organizasyonu olan Abant’tan anadilde eğitim, ademimerkeziyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çıktı. Sırf bunları istedi diye KCK davasından içeride yatanlar var. Bu üç madde aslında PKK’nın bugün silahlı mücadele gerekçesidir. Dün kabinenin heyecanlanarak izlediğimiz birkaç bakanından biri olan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de Kürtçe seçmeli ders için ilk yeşil ışığı yaktı. Ee yani sorun ne o zaman? Sorun 14 Temmuz 2011’den sonra Devrimci Halk Savaşı ile masayı yıkan PKK’nın iktidar sarhoşluğuydu. Şimdi ise devlet içindeki bu iktidar kavgasıdır.

Aslında bu kavganın Kürt meselesiyle neredeyse hiçbir ilgisi yok. Kürt meselesi bu kavganın taraflarının birbirlerini karşılıklı olarak kriminalize etmek için en elverişli savaş alanı sadece.

Yoksa PKK ile temas MİT’in Genelkurmay’ın ve Emniyet’in de içinde olduğu ortak bir devlet politikası. Hem de 1995 seçimlerinde DEHAP’ın aldığı büyük başarıyla devlet içinde yaşanan aydınlanmadan beri. O seçimlerdeki sonuçlar, 1993’ten 95’e kadar Kürt bölgesinde rutin dışına çıkan, türlü suçu işleyerek PKK’yı bitirme noktasına getirdiğini düşünen devletin kafasının dank etmesine neden oldu. O günden beri de devlet içinde “bu iş böyle gitmez” çizgisi ile “olmaz öyle şey” çizgisi hep kapıştı. MİT gibi Emniyet de 1998’deki ateşkesten bu yana son süreç de dâhil olmak üzere tüm PKK-devlet görüşmelerinin içinde yer aldı. İnanmayanlara Kürt açılımının Polis Akademisi’nde başladığını, açılım toplantılarını Emniyet’in organize ettiğini hatırlatalım.

Anladığım kadarıyla son dönemde MİT ve Emniyet İstihbarat arasındaki temel fark MİT’in bu müzakereler sırasında PKK’nın içine sızma ve devşirme yöntemlerine Emniyet’in mesafesiydi. KCK Türkiye Meclisi 2005’te Sabri Ok hapisten çıkar çıkmaz kuruldu, 2006’ta da MİT, askerliğini yapıp Ankara’ya yerleşen Ok’la görüşmeye başladı. Emniyet bunun tesadüfî olmadığını düşünüyor. KCK’nın MİT tarafından kurulduğu hikâyesinin kökeni bu galiba. Bu doğru da olabilir. KCK bir ovaya inme adımı olarak desteklenmiş olabilir. Daha geçen hafta MİTçilerin, PKK’nın yayın organlarından birinin yöneticisiyle fotoğraf şirketi kurduğu, hatta böylece Kandil’in yakından fotoğraflarının çekildiği ortaya çıktı. (“Kıymetini bilemedik MİT” diye verildi bu haber belki o yüzden farketmediniz.)

MİT ve Emniyet bu kavga yüzünden birbirilerinin adımlarını boşa çıkaracak hamleler yapmaya başladı. Bu kavga yüzünden yüzlerce KCK tutuklusu yıllardır içeride yatıyor, devletin söz verip çağırdığı ve serbest bıraktığı PKK’lılar da bu yüzden tutuklandı ya da kaçtı. Manzara bu kadar açık. Bunu görmeyecek kadar kör değiliz. MİT ve Emniyet İstihbarat’ın Başbakan’ın gözüne girme, devlet aklını belirleme olarak özetlenecek iktidar kavgasının savaş alanı haline gelmiştir artık Kürt sorunu. Ama yine de geç değil. İlle Oslo olmak zorunda değil, Stockholm de olabilir. Emniyet ve MİT müzakerelere başlasın. Büyük savaşı durdurmak için önce bu küçük savaş durdurulsun.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89