• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -8 °C

MİT’in yeni bir yasaya ihtiyacı var mı?

Ferda Çetin

MİT’in görev alanını genişletmek ve koruma zırhını güçlendirmek amacıyla yeni bir yasa çıkarılıyor.

Türk medyasının bir bölümü, yapılması düşünülen bu değişikliği, Suriye’ye atfen, "Muhaberat devleti oluyoruz" diye eleştiriyor. Sanki bu yasa değişikliği öncesinde MİT Muhaberat’tan bin kat daha kirli değildi de, bu yasayla kirlenecek. Sanki Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan günümüze Baas rejimi ile aynı ligde değildi de MİT yasası ile prestij kaybedecek.

AKP yanlısı medya da, yeni yasa ile MİT’in yurtdışı operasyon imkanlarının genişletildiğini, ABD istihbarat örgütü CIA’nın da benzer yasalar sayesinde "Usame Bin Ladin tarzı operasyon"lar gerçekleştirdiğini yazıyor.

Kötü örnek Suriye ve istihbarat örgütü Muhaberat.

İyi örnek ABD ve istihbarat örgütü CIA.

Tercih, devletine bağlı vefakar ve cefakar Türk milletinin…

Ancak MİT’in, bu yasadan önce de görev alanı geniş ve oldukça "inisiyatifli"ydi.

Bu imtiyazından yararlanarak yurt dışında da birçok cinayet işledi.

Bunlardan iki tanesi yakın tarihte Rusya’da işlenen cinayetlerdi.

Öcalan’ın Suriye çıkışından sonra siyasi statü arayışında olduğu dönemdi. Rusya’nın, Petersburg şehrinde, 17 Kasım 1998 günü, Rusya Devlet Başkanı Yeltsin’in Azınlıklar Danışmanı Galina Starowojoya evinin önünde katledildi. Starowojoya Rusya’da, Öcalan’a siyasi statü verilmesini açıktan savunan bir siyasetçiydi.

29 Ekim 2007 tarihinde ise Moskova’nın merkezinde Çerkezovski pazarında, Mehmet Ali Küçükkaya isimli Kürt yurtseveri işyerinde katledildi. Küçükkaya, Kürt Derneği’ne üye bir yurtseverdi. Moskova’daki Kürtlerin önde gelen isimlerinden biriydi.

Her iki cinayet de profesyonellerin işiydi. Ama Rusya, bu cinayetleri kelimenin tam manasıyla "sümanltı" yaptı.

Bu cinayetten yıllar sonra Türkiye’de de peşpeşe cinayetler işlendi.

27 Şubat 2009’da, İstanbul - Zeytinburnu’nda, Çeçen komutanlardan Ali Osaev öldürüldü.

17 Eylül 2011’de yine Zeytinburnu’nda, Çeçen komutanlardan Musaevi Berkkhazh ve iki koruması öldürüldü.

10 Aralık 2008’de İstanbul-Ümraniye’de başka bir Çeçen komutan İslam Canbekov öldürüldü.

Bu cinayetlerde öldürülenlerin tümünün ortak özelliği, Rus muhalifi Çeçen komutanlar olmalarıydı.

Hiçbir cinayetin faili bulunmadı. Çeçen dostu(!) Türk devleti, bu cinayetleri "sümenaltı" yaptı.

Buna diplomasi dilinde "mütekabiliyet", zorbalık jargonunda da "sen benimkini görmezsen, ben de seninkini görmem"di.

MİT’in başka bir yurtdışı cinayeti: 21 Kasım 1998 günü İran’da işlendi. İran Eski Çalışma Bakanı Dariush Forouhar ve eşi Pervaneh öldürüldüler. Forouhar çifti, öldürülmeden birkaç gün önce, Tahran’da Öcalan lehine bir gösteri için izin başvurusu yapmıştı.

İran devleti bu cinayetleri duymadı, görmedi. Ve unutulmaya terketti.

Cinayetin işlendiği tarihte, Öcalan’ın İtalya’ya siyasi sığınma başvurusu gündemdeydi. Türk gazeteleri de bu cinayetin haberini, "İtalya’ya gözdağı" başlığı ile verdi.

Dolayısıyla MİT’in yurtdışı operasyon "tecrübe"si de, "yeteneği" de var.

MİT yasasının tartışıldığı bugünlerde Paris Cinayetini bir kez daha hatırlatmanın zamanıdır.

Çünkü "Bu örgütün bir iç hesaplaşmasıdır" yalanı tutsaydı eğer, hem Fransa hem Türkiye rahat edecekti. Kürt basını, Kürt halkı ve Kürt kurumları bu cinayetin peşini bırakmadı. O nedenle de Rusya’da Zeytinburnu’nda ve İran’da işlenen cinayetler gibi "sümenaltı" edilemiyor.

Türk devleti, bu cinayetle hiçbir ilişkisi yokmuşçasına, "Fransa cinayeti aydınlatsın" diyor.

Fransa, "soruşturma kapsamında Türkiye’den istediğimiz belgeler verilmiyor" diyor.

Yapabilseler eğer, elbirliği ile Paris cinayetleri dosyasını kapatacaklar.

Ömer Güney’in yayınlanan ses kayıtları, cinayette MİT’in doğrudan yer aldığını gösteriyor.

Kürt medyasında yayınlanan belgeler ve telefon numaraları, bu cinayeti çözmek için yeterlidir.

Fransa istihbaratı, Türk devletinin bilgisini muhtaç olmadan da, Ömer Güney’le irtibat halindeki telefonların kime ait olduklarını çoktan tespit etmiştir. Ama mesele, bu bilinen odakların üzerine gidebilme meselesi. Devlet çıkarları vs…

MİT, Ömer Güney’le birlikte cinayet planlaması yapan kendi görevlilerini zaten biliyor.

Bu kadar pislik ve kirlilik içinde, boğazına kadar kana bulanmış MİT’in imkanlarını genişletmek için yasa çıkarılıyor.

Yeni MİT yasası, AKP Hükümetinin MİT’in kirli ve kanlı faaliyetlerini derinleştirme kararlılığını gösteriyor.

Yani daha çok ve daha yaygın Paris Cinayeti.

Bir sonraki yazının konusu MİT’in Danimarka’daki icraatları…

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89