• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 17 °C

Mit Tır'ları ve Bayırbucak Türkmenleri

Nazlı Ilıcak

Bayırbucak Türkmenleri, tehdit altında. Rusya ve İran’ın desteğini alan Esad, Türkmenlere saldırıyor. Bu acıyı da birlikte yaşamamızı engellediler. Sebebi, iktidar cenahından gelen iftira mahiyetindeki salvolar. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu: “MİT TIR’larına yönelik operasyon yapanlar, bugünkü katliamdan sorumlu olan çevrelerdir. O günlerde devlet mahremiyeti içerisinde Türkmen kardeşlerimizin muhafazaları için yaptığımız yardımlara dönük operasyon yapanların arkalarında hangi güçler olduğunu bu tabloda görüyoruz.” 

Bekir Bozdağ: “Suriye’deki Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren MİT TIR’ları üzerinden Türkiye’yi teröre destek vermekle suçlayan hainler ile AK Parti düşmanlığı yüzünden bu iftirayı yayanlar, bu defa utanmadan Türkiye’yi Bayırbucak Türkmenlerini yalnız bırakmakla suçluyorlar. Sırf AK Parti’nin zarar görme ihtimali var diye şeytanla dahi işbirliği yapabilecek tıynette olan bu binbir surat hainleri iyi tanımalıyız.”

Dili görüyorsunuz! Nasıl nefret dolu ve kışkırtıcı bir söylem. Meşhur MİT TIR’ları bahsini açıyorlar. Peki o tarihte “Silâh değil, battaniye, ilâç ve gıda gönderdik” dememişler miydi? Üstelik işin kötüsü, Türkmenler adı-na konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcısı Abdurrahman Mustafa da “Türkiye’den silâh da, başka yardım malzemesi de almadık” demişti. 

Bir süre sonra TIR’ların muhtevası, konteynırların içindeki silâhların görüntüleriyle birlikte ortaya çıktı. Somut gerçek reddedilemeyecek hale geldi; ama, amacın Bayırbucak Türkmenlerini korumak olduğu söylemi devam etti. Hatta Davutoğlu, “Evet söylüyorum. Çekinmeden söylüyorum. O yardımlar Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu. Orada, Türkmen kardeşlerimiz katledilecek biz izleyeceğiz... Türkmen kardeşlerimizin katledilmesini ilâçlarla, yardım malzemeleri ile engelleyemezsiniz değil mi?” dedi. İlâç olduğunu söyleyenler onlardı, sonradan silâh olduğunu kabul ettiler. Fakat, bu itirafı Türkmen kılıfıyla meşrulaştırmaya çalıştılar. 

Peki Tuğrul Türkeş’in AK Parti’ye katılmadan bir süre önce, MHP Genel Başkan yardımcısıyken seslendirdiği iddiaya ne diyeceksiniz? “Vallahi billahi o silâhlar Türkmenlere gitmiyordu.” 

Kaldı ki, mesele sadece 2 TIR değil. Bizzat, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Suriye’ye 2000 TIR silâh ve mühimmat gönderildiğini gizli toplantıda açıklamamış mıydı? Haydi 2 TIR yakalandı… Geri kalan 1998 TIR gerçekten Türkmenlere mi gitti? 

MİT TIR’ları operasyonunda rol alan savcı Özcan Şişman öyle demiyor. Tutuklu savcı Özcan Şişman mahkemeye verdiği ifadesinde şöyle konuşmuştu: “TIR’ın malzeme yüklendiği depoda, binin üzerinde füze başlığına benzer, montesi tamamlanmamış, içine barut konulmamış, ancak savaş mühimmatı olduğunutespit ettiğimiz malzeme ele geçirildi. Bağlantılı birkaç kişi yakalandı. TIR sürücüsü ve depodaki kişiler, faaliyetlerinin devletin bilgisi dâhilinde olduğunu söylediler. TIR sürücüsü, ‘6 Ekim ve 26 Ekim 2013’te, Konya’dan benzer bir yük aldık. Adana üzerinden Reyhanlı sını-rında Bükülmez köyünde sınır karakol noktası var… Oraya malzemeyi yıktık ve Suriye tarafından gelenler aldı’ dedi. Reyhanlı çıkışından itibaren de bazı kamu görevlilerinin kendilerine refakat ettiğini belirtti. Şahsa, tutuklanmasından bir ay sonra, yer gösterme yaptırdık. Kimlerle nerede buluştuğunu anlattı. Yer gösterme sırasında, mühimmatı yıktığı yerin hemen yanında El Ahrar-ı Şam terör örgütünün binası vardı. Üzerindeki bayraktan tanıdık. El Ahrar-ı ŞamEl Kaide’ye, bilahare IŞİD’e bağlı. Dolayısıyla devlet içindeki bazı kişilerin terör örgütüne silâh taşıdığı yönünde tespitlerimiz oldu.” 

Görüldüğü gibi konunun Bayırbucak Türkmenleriyle bir ilgisi yok. Türkmenler işin kamuflajı. Paralar, pullar, yardımlar, Esad’ı yıkmak isteyen örgütlere, bu arada aşırı radikal dinci örgütlere de gitti. 

MİT, gizli bir operasyona kalkışmış olabilir. Yurt dışına silâh nakli kanunlara aykırı bir durum. Bu operasyon deşifre olunca, ilgililerin istifa etmesi gerekirdi. Ama aksine görevi yapan savcıları tutukladılar. Oysa o savcıların eline, aracın MİT’le irtibatını gösteren bir belgeyi hemen vermediler. Verince, TIR’ın yola devam etmesine müsaade edildi. Yani bugün iddia edildiği gibi, eğer o TIR’lar Türkmenlere silâh yardımı götürüyorsa, önleri kesilmedi ki! Gene yola revan oldular. Sadece bunun bir “devlet işi” olduğuna dair belge istedi savcılar. O belge derhal verilseydi, savcılık Başbakanlığa bir yazı gönderecek, soruşturma izni isteyecek, Başbakan bu izni vermezse, olay kapatılacaktı. Ama hem yasadışı işler yapılıyor, hem de kimse bir sorumluluk almak istemiyor. Bu yüzden şimdi görevini doğru dürüst yapan savcılar cezaevinde. 

Türkmen kardeşlerimiz zor durumda. Fakat birbirimizi suçlamaktan onların acılarını hakkıyla paylaşamıyoruz. Türkiye, Suriye’de maceracı politikaların peşine düştü. Şam’daki Emevi camiinde topluca namaz kılma hayali hepimizi ne noktalara sürükledi! 

Esad, Rusya ve İran kıskacındaki Türkmenlere yardım edemiyoruz. Zira “Kendisi himmete muhtaç bir dede, nerede kaldı başkalarına himmet ede.” 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89