• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -4 °C

Mısır ve Suriye deneyleri

Gülay Göktürk

Karşımızda aynı coğrafyada, aynı zaman diliminde yaşanan iki örnek ve bu iki örneğin karşılaştırılmasından çıkarılacak önemli sonuçlar var.

Ülkülerden biri Mısır, diğeri Suriye...

Bilindiği gibi Suriye’de Ortadoğu’yu etkisi altına alan Arap Baharı’nın da etkisiyle Esed rejimine karşı ilk kitle gösterilerine başladığında rejimin tepkisi çok sert oldu; Esed rejimi demokratik kitle muhalefetine göstericilerin üstüne ateş açtırarak, çok sayıda göstericiyi öldürerek cevap verdi. Bu tablo üzerine Suriye muhalefeti kısa zamanda “mücadelenin demokratik kitle gösterileri ile sürdürülemeyeceğine“ hükmetti ve silahlı direnişe geçildi. İktidarın demokratik mücadeleye silahla karşılık vermesi muhalefetin silahlanmasını “meşru” hale getiriyordu elbette. Meşruydu, ama akıllıca mıydı acaba? Siyaseten doğrumuydu, sonuç alıcımıydı?

Suriye’deki çıkmaz

Sonrasını hep birlikte izledik.Muhalefetin silahlı mücadeleye dönüşmesiyle birlikte Esed diktatörlüğüne karşı demokratik muhalefet yapması ihtimali olan kitlelerin önemli bir kısmı pasifize oldu ve aradan çekildi;meydan iki tarafın silahlı güçlerine kaldı. Tabii aynı anda ülke, bütün ülkelerin burnunu soktuğu; hem bölgenin hem de dünyanın “büyük oyuncularının“ (Rusya’nın, İran’ın, ABD’nin, İsrail’in) oyun alanı haline geldi. Silahlı muhalefet kısa sürede “yerel” özelliklerini kaybetti, Özgür Suriye Ordusu, içinde İslami cihat güçlerinin cirit attığı bin bir klikten oluşan ve her birinin ayrı hedefleri olan silahlı bir güç haline geldi. Muhalefetin niteliğindeki bu değişimsadece laik Suriyeliler arasında değil, uluslararası kamuoyunda da tedirginliğe yol açtı. Muhalefetin uluslararası desteğini ciddi olarak erozyona uğrattı.

Bugün gelinen noktada geleceği belirsiz bir Suriye ile karşı karşıyayız. Savaşın Esed’in lehine geliştiği söyleniyor. Esed gitse bile Suriye’nin bütünlüğünü koruyabileceğine ya da parçalansa bile istikrarlı bir ülke olabileceğine inanan pek az uzman var ortalıkta.

Oysa, o gün Esed’e karşı sokağa çıkan kitleler, ateşe ve kıyıma rağmen kaya gibi bir duruşla direnişlerini sürdürebilselerdi, Esed’i ciddi reformlar yapmaya zorlamış, önemli kazanımlar elde etmiş olabilirlerdi.

Mısır muhalefeti silaha sarılsaydı...

Şimdi bir de Mısır’a bakalım...

Mısır’da halkın seçtiği yönetime karşı askeri bir darbe gerçekleşti. Darbe elbette gayrimeşruydu ve gayrimeşru iktidara karşı silahla direnmek haktı. Ama dikkatinizi çekerim;Mursi’nin ve Müslüman Kardeşler’in, darbe anından itibaren bütün halka yaptıkları ilk çağrı, asla silaha başvurmamak oldu.O zamandan bu yana da bu çağrı etkisini gösterdi. Darbeye direnen kitleler, üzerlerine ateş açılmasına, yüzlercesinin ölmesine rağmen, meydanlardaki demokratik direnişlerini sürdürüyorlar. Ve bu kararlı duruşlarıyla darbecileri her geçen gün hem ulusal hemde uluslararası planda daha çok köşeye sıkıştırıyorlar. Zaman, Suriye muhalefetinin tamtersine, onların lehine çalışıyor.Mısır’ın bu felaketten ülkenin bütünlüğünü koruyarak ve darbecileri etkisiz hale getirerek çıkma ihtimali Suriye’den çok daha yüksek görülüyor.

Kitlelerin gücüne dayanmak

Şimdi bu satırları okuyan ve bu ülkelerin içini dışını avucunun içi gibi bilen uzmanlar eminimki bu iki ülke arasındaki farklılıklara işaret edecek; benzemeyen noktaları gösterip buradan bir genellemeye gidilemeyeceğini söyleyeceklerdir.

Ne var ki ben çok taze bu iki örnekten, oldukça genel geçer bir sonuç çıkarılabileceğini düşünüyorum. Despotik rejimlere karşı başarılımücadelenin yolu geniş kitlelerin katılımına izin veren demokratik halk direnişlerinden geçiyor. Ancak bu tür birmücadele halkın en geniş desteğini kazanabiliyor; muhalefetin yozlaşmasını önleyebiliyor; dış güçlerin burnunu sokmasını ve muhalefeti manipüle etme çabalarını boşa çıkarabiliyor; ancak bu yolla adım adım kalıcı kazanımlar elde edilebiliyor.

Esasında, yakında toplanacak olan Kürt Kongresi’nde yapılması beklenen çağrı da bu gerçeğin bir başka örnekteki kanıtlanışı değilmi?

Dört ülkede yaşayan Kürtler’in yaşadıkları tüm ülkelerdeki Kürt sorununu, o ülkelerin halklarıyla birlikte ve demokratik mücadele yoluyla çözmesi... Bu çağrı, Kürtler’in de on yıllar içinde edindikleri tecrübelerden sonra aynı noktaya geldiklerini göstermiyormu?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89