• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 9 °C

Mısır ve demokrasi korkusu...

Hasan Cemal

Mısır’da bugün yaşananlar, ‘demokrasi korkusu’nun altını çizmeden anlaşılamaz.

Nedir demokrasi korkusu?

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, 2003 yılında Irak Savaşı kapıyı çalarken, Washington’da o sıralar çok fazla kulağa çalınmış olan demokrasi söyleminden rahatsızlığını şöyle ifade eder:

“Siz Amerikalılar Ortadoğu’da demokrasiden söz ettiğinizde, seçim sandığından ne çıkacağını sanıyorsunuz ki? Demokratlar mı kazanacak? Hayır efendim. Müslüman Kardeşler’in piyonlarıdır Kahire’de, Amman’da, Riyad ya da Filistin’de seçimi kazanacak olanlar, başkası değil.”(*)

İşte bu ‘demokrasi korkusu’dur, yalnız Mısır’da değil birçok Arap ülkesindeki otoriter, despot rejimlerin varlık nedeni.

Bu ‘demokrasi korkusu’ yalnız Arap âleminde değil, Amerika’da, özellikle İsrail’de ve Avrupa’da vardır.

Derler ki:

Arap âleminde seçim sandığını meydanlara koyarsak, içinden İslamcılar çıkar! Çıkınca da, bizim petrol çıkarlarımıza ne olur, güvenlik çıkarlarımıza ne olur?

İşte, bu soru işaretinin çengeline asılı kaygı ve korkular yüzünden Amerika ve Avrupa, genel olarak Batı, öteden beri Arap dünyasındaki despot rejimlere destek vermişlerdir.

Demokrasi korkusu konusunda çok ilginç bir örneğe, Tunus’taki 23 yıllık diktatörün devrilmesine yol açan ‘Yasemin Devrimi’yle ilgili olarak Amerikan basınında rastladım.

Tanınmış Amerikalı gazeteci ve yazar Robert D. Kaplan, Arap dünyasında ‘fazla demokrasi’nin zararlarına dair uyarılarını şöyle yapmıştı:

“Aklınızın bir köşesinde tutun: Amerikan çıkarları ve bölgesel barış deyince, demokraside birçok tehlike yatar.

Unutmayın, İsrail’le barış anlaşmasını imzalayanlar demokrat değil, Mısır’ın Enver Sedat’ı, Ürdün’ün Kral Hüseyin’i gibi otokrat liderlerdi.

Dizginleri sıkıca elinde tutan bir otokrat, seçilmiş ama zayıf bir lidere göre çok daha kolay ödün verebilir. Bu bakımdan, Batı Şeria’nın Mahmut Abbas’ının kırılganlığı gözler önünde değil mi?

Gazze’de Hamas’ın aşırılarını iktidara taşıyan da demokrasidir.

Şimdi biz Ürdün’ün göreceli olarak aydınlanmış (relatively enlightened) Kral Abdullah’ın yaygın sokak gösterileriyle zayıflamasını isteyebilir miyiz?

Ortadoğu için ne arzu ettiğimiz konusunda dikkatli olmalıyız.”(**)

‘Demokrasi korkusu’nu çok iyi anlatan bir örnek sayılabilir bu satırlar...

2006 yılı Mart ayıydı.

Filistin’de Batı Şeria’nın Ramallah şehrinde Hamas’ın sözcüsü Ferhat Esat’la görüşmüştüm.

Şöyle demişti:

“Mısır, Ürdün ve Suriye’de serbest seçimler olsa Müslüman Kardeşler kazanır. Filistin’deki Müslüman Kardeşler Hamas’lı olarak, Ürdün’deki Ürdünlü olarak çalışır. Ama aralarında dayanışma vardır, işbirliği vardır.”(***)

Lafı uzatmak yersiz.

Demokrasiye geçit vermeyenler bugün Arap kitlelerinin sokağa dökülmelerine, ayaklanmalarına yol açmıştır.

Klasiktir:

Rüzgâr eken fırtına biçer!

El Kaide’yi de bu kafa sahneye çıkarmıştır. El Kaide’nin tarihini yazan Lawrence Wright kitabında şöyle der:

“Amerika’nın 11 Eylül trajedisi, Mısır hapishanelerinde, demir parmaklıklar arkasında işkencelerle doğdu.”

Daha yazacak çok şey var Arap âleminde özgürlük ve demokrasi için... Çünkü bu açıdan ince uzun bir yol var Arap ülkelerinin önünde...

* 23 Mart 2003 tarihli Washington Post’ta Yusuf M. İbrahim’in makalesi; aktaran, 2 Nisan 2003 tarihli Milliyet’te Hasan Cemal.
** Robert D. Kaplan, One small revolution, I.Herald Tribune, 24 Ocak 2011, sayfa 8.
*** Hasan Cemal, İsrail deyince biz işgali anlarız, Milliyet, 27 Mart 2006, sayfa 19.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89