• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 12 °C

Misak-ı Millî

Mümtaz er Türköne

Müzakere sürecinin ve son olarak Öcalan'ın "silahlı mücadeleye son" çağrısının siyasî kutuplaşmaların merkezine yerleşmesi, siyasî kimliklere ivme kazandırması doğal bir gelişme. 

Türkiye'nin 30 yıla uzanan ana sorunu çözülüyor veya bambaşka bir kalıba dökülüyor. Bu dönüşüm, siyasî tutumların tepeden tırnağa gözden geçirilmesini zorunlu kılacak kadar köklü. Biraz zaman alacak. Ama sonunda sular durulacak ve karşımıza bambaşka bir siyasî sahne ve bambaşka siyasî parametreler çıkacak. Eskinin alışkanlıkları ve refleksleri giderek yerini, yeni dönemin yeni politikalarına ve dengelerine bırakacak. 

Sürece şüphe ve tepkiyle yaklaşanların duygusal dozu yüksek itirazları bu yüzden oyuncağı elinden alınan çocukların feryadına benziyor. Halbuki "tavizalmadansilahlarınedenbırakıyorsunuzcular"la "TürklüksiliniyorTürkiyebölünüyorcular" arasında demokratik siyasetin uçsuz-bucaksız alanlarında ortaya yepyeni bir topoğrafya çıkıyor. Öcalan'ın müdafaasına soyunduğu ve mesajının içinde iki kere tekrarladığı "Misak-ı Millî davası" yeni dönemin önemli işaretlerinden biri. Öcalan'ın Misak-ı Millî müdafaası, millî birlik ve bütünlük mesajı olarak yorumlandı. Halbuki önümüzde bambaşka bir kapı aralanıyor ve müzakerelerin bölgesel uzantıları ve yepyeni bir strateji önümüze konuyor. 

28 Ocak 1920 tarihli Misak-ı Millî (Millî Ant), Milli Mücadele'nin prensiplerini ve programını formüle eder. Bu Misak'ın prensipleri arasında daha önce Sivas ve Erzurum kongrelerinde vurgulanan millî sınırlar da yer almaktadır. Daha sonra Misak-ı Millî'den bahsedildiği zaman hep bu hedef olarak benimsenen vatan sınırları anlaşılmıştır. İstiklâl Harbi'nden sonra bu sınırlar büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Misak-ı Millî içinde yer alan Hatay, 1938'de Türkiye'ye dahil olmuştur. Misak-ı Millî'nin davası yıllar boyu devam eden en önemli parçası Musul'dur. Musul meselesi Genç Cumhuriyet'in dış politikasının merkezi meselesi olarak yıllarca devam etmiş ama sonuç alınamamıştır. 

Musul neresi? Sadece bir şehir değil, Osmanlı döneminin geniş vilayetlerinden biri. Tam olarak bugünkü Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin, Irak Anayasası'na göre Kürdistan Bölgesel Özerk Yönetimi'nin tamamı. Irak, Osmanlı idarî taksimatında üç vilayet olarak yer alıyor. Musul, Bağdat ve Basra. Musul vilayeti, Süleymaniye, Kerkük ve Musul sancaklarından meydana geliyor. Musul Vilayeti'ne, Osmanlı döneminin Diyar Bekir ve Van vilayetlerini ilave ettiğiniz zaman Kürt coğrafyası ortaya çıkıyor. 

Öcalan'ın Misak-ı Millî'si, Musul'un yani Kuzey Irak'ın Türkiye ile birleşmesi-bütünleşmesi anlamına geliyor. Peki bunu neden istiyor? 

Kürt sorununu biçimlendiren temel tarihî kırılmaların başında Musul meselesi geliyor. Kürt siyasetçilerin iddiası o ki, Musul meselesi hallolsaydı ve Kürtler ana gövde itibarıyla Türkiye'ye katılmış olsaydı, Cumhuriyet Türk-Kürt federasyonu şeklinde oluşacaktı. Millî Mücadele'nin başında Kürtlere bu söz verildi ve destekleri sağlandı. Musul meselesi çözülemeyince bu söz de askıya alındı. Cumhuriyet, federasyona gitmek yerine Kürtleri asimile etmeye karar verdi. Kürt isyanları da bu yüzden çıktı. Bu iddia, ileri sürülen senaryolardan ve iddialardan biri. Öcalan da bu iddiayı sıklıkla dile getirenlerin başında geliyor. 

Misak-ı Millî'nin gündeme gelmesi, Kuzey Irak'ın Türkiye ile bütünleşmesi, yani Musul meselesinin gecikmeli olarak çözülmesi anlamına geliyor. Peki, ne karşılığı? Herhalde Osmanlı'nın Van ve Diyar Bekir vilayetlerinin de dâhil olacağı bir federasyon karşılığı. Peki, gerçekçi mi? 

"Türklük-siliniyor-Türkiye-bölünüyorcular" bu öneriyi, Türkiye eliyle Kürdistan'ın inşa edilmesi olarak yorumlayacaklar. "Taviz-almadan-silahları-neden-bırakıyorsunuzcular" ise Kürtlere ihanet olarak görecekler. 

Doğru veya yanlış, gerçekçi veya hayalci bu öneri yeni bir paradigma başlatacak kadar ciddi. Ama hiç kimse Misak-ı Millî'nin Öcalan'ın barış çağrısında neden yer aldığı üzerinde durmuyor. Bir tuhaflık yok mu!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89