• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408
  • İstanbul 30 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 19 °C

Mezar Kazıyıcıları

Ersin Tek

Hayat, büyük bir orman misali; kemikleşmiş düşünceler ve boş kafataslarıyla dolu bu ormanda, geleceğin olasılıklarının örttüğü bir imtihanda tek başımıza sürükleniyoruz ölüme.

Bedenimizden damıtılan günâhlardan ve ideolojik rüyalarımızdan akan kan ve gözyaşı nehrinin kıyısında sevginin fısıltılarına kulaklarımızı kapatarak sürükleniyoruz öfkenin boşluğuna, kapılıyoruz, kayboluyoruz..

Ağır ağır yaklaşan kıyametimizin ayak seslerini işitmiyoruz. Ruhumuzda dirilen kuvvetli ve korkunç ihtiraslar; yeryüzündeki yıkımın kaynağı olan cinsî ihtiraslar..

Kaçış da yok.

Yalnızlığımızı bulmak için geldiğimiz bu ormanda, her ağacın dalında saklı duran varoluşlara/aşklara dokunarak daha çok kaybediyoruz yalnızlığımızı…

Belâ büyüyor.

Atalarımızdan miras kalmış felâketi tekrarlıyoruz; ölüme kadar da bu felâketi tadacağız. Hakikate uyarlanması kolay bir tükenmişlikten ibaret her şeyimiz. Ölülerin esirleriyiz. Görmüyoruz. Görmek istemiyoruz.

Yeryüzü tarihinde kendini bu esaretten kurtaran yalnızca bir avuç insan; çoğunluk yabancı olarak geldiği bu yerden bir başka yabancı olarak göçüp gidiyor.

Trajedi büyük.

Yazı yazıyoruz, şiir yazıyoruz, tonla laf/siyaset üretiyoruz. Hayata dair insanlara sunabileceğimiz görüşlerimiz/projelerimiz var diyoruz. Ancak kelimelerle ve hesaplarla düzelmeyecek bir iştir bu. Kendini tekrarlayan bir kehanettir, ezelî-ebedî bir hastalıktır. Anlamıyoruz.

Ne yapmalı?

İnsanları, evlerinin, mabedlerinin, mahallelerinin, şehirlerinin ortasına kurulmuş taştan yalnızlıklardan, faydasız putperestlikten, hain kalabalıklardan bir şekilde kurtarmalı. Hikmeti öğrenmeli, çılgınlık yapmalı, çarmıha razı gelmeli. O kalabalıklara vehim gözüyle bakmaktan vazgeçmeli. Halil Cibran’a kulak vermeli, ‘‘Onlar doğumlarından itibâren ölü olmalarına rağmen onları diri sanırız. Onlar ölüdür ancak onları defnedecek kimse bulamadılar ve hâlâ yerin üstüne bırakılmış olarak bekliyorlar.’’

Mezar kazıyıcıları yok bunların. Yeni nesillere mezar kazmayı öğretmeli; atalarının hayallerinden arınmayı ve bir başınalığa güç yetirmeyi…

Toplumların hayatı, maskelerin ardına saklanmış kara bir meşakkatten başka bir şey değildir. Onların bitmeyen yalanları ve sürekliliğin gücüne kurban ettiği yığınlar ve bu yığınların yokoluşlarının doğurduğu çıplak bir hakikat vardır. Nesilden nesile aktarılmış korku ve safsatalardan öte bir hakikattir. Çağlardan beridir kendi kendine tapan insanlığı uykusundan uyandıracak son nefestir. Asıl kurtuluş ondadır. Fakat benlikleri kokuşmuş liderlerin/ideolojilerin/bilimlerin/dinlerin sersemletici tesirlerinden/ezberlerinden kurtulmadan olmaz bu iş. Bütün bu şişirilmiş benlikler ışığın yönünü kapatmıştır, insanlığı karanlıklara zincirlemişlerdir. İnsanlar, bunların köleleridir, yüzyıllardır bu zillet ve boyuneğişle günlerini ve gecelerini süslemiştir, gözlerini ve kulaklarını hakikate alıştıramamıştır, özüne ve özgürlüğe yabancılaşmıştır, yenilgi üstüne yenilgi tatmıştır.

Korkunun ve karanlığın perdelerini yırtamadı insanlık, yırtamayacak, yırtacak gibi olduğu anlar ise kısa ve bedeli ağır oldu, olacak..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89