• BIST 107.693
  • Altın 143,178
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1382
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 40 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 22 °C

Mesele bu mu?

Nabi Yağcı

Salı günkü Taraf ilginçti doğrusu. Yalnız bana öyle gelmedi, gelen telefonlardan anladığım kadar okurlara da öyle gelmiş. Ahmet Altan “Eleştiri” başlıklı yazısında Taraf yazarlardan bir grubun “Biz, devletle mücadele eden bir örgütü eleştirmeyiz devleti eleştiririz” görüşünde olduğunu söylüyor. Bu takdim edişten rahatsız olduğumu söylemeliyim. Taraf içinde Kürt sorunu ve PKK konusunda farklılıklarımızın olduğu açık, okurlar da görüyor zaten. Farklılıkların olması çok doğal, istenilendir de. Karşımızda çözümü hiç de kolay olmayan bir sorun var, olgunun farklı yanlarını öne çıkaran farklı yaklaşımlar çözüme fikri katkı sağlar, eğer hakkı verilirse. Kaldı ki Taraf bir gazete, bir siyasi partinin yayın organı değil, elbette farklılıklar olacak.

Ne var ki bu farklılıkların “devleti mi, PKK’yi mi eleştireceğiz “gibi bir noktadan kaynaklandığı şeklindeki bir algının yaratılması bana doğru gelmiyor. Hatta böyle bir algının doğmasının Taraf’a haksızlık olacağını düşünüyorum. Yazarların yazılarını hepimiz okuyoruz, meselenin bu ya da bundan ibaret olduğunu sanmıyorum. Karşımızdaki sorunu aşırı basitleştirmek olur bu. PKK eleştirilemez gibi düşüncede olan bir yazar varsa bu açıklıkta yazar, tartışırız. Bana göre kimse, hiçbir örgüt eleştiriden muaf olamaz, eleştirilir elbette. Eleştiriyoruz da. Eleştiriden kimse ölmez.

Kanımca mesele eleştiride değil, PKK ve Kürt sorununun çözümü konusundaki farklı değerlendirmelerdedir. Bunun üstüne gider ve farklılıklarımızı açabilirsek bir katkı yapmış oluruz. Değilse polemiklerin ötesine geçilemez.

Salı günkü Taraf hakikaten ilginçti. Gürbüz Özaltınlı’nın “Kürt sorununun teorisi” başlıklı yazısı tam da bu soruya yanıt oluşturuyor, aydınların kafasında Kürt sorunu ve PKK meselesindeki farklılıkların çok başarılı bir fotoğrafını veriyordu. Özetle söylersem Gürbüz (ya da mütevazi masası), Türkiye Kürtlerini üçe ayırıyor: 1) Cumhuriyet’in asimile etmeyi başardığı Kürtler, 2) Asimilasyona karşı duran ama entegrasyonu savunan, PKK’ye de sıcak bakmayan, homojen olmayan ve daha çok AKP üzerinden temsil edilen grup, 3) “Etnik kimliği her şeyden daha fazla önemseyen, kendi kendilerini yönetmeyi katı bir siyasal hedef olarak benimsemiş, kendilerini Kürt milli kimliğinin inşasının taşıyıcısı olarak kabul eden; hakikaten 30 yıldır ağır bedeller ödemiş olan kesimdir. Hedefleri için savaşmayı meşru bulur. Ölür, öldürür. Bu gurup ise PKK tarafından temsil edilmektedir. Yani, PKK evet şiddeti temel amaç olarak kullanan bir örgüttür. Ama PKK bunların yanında ve ötesinde bir şey dahadır: PKK bir Kürt sosyolojisidir.”

Gürbüz
bu fotoğrafı çektikten sonra devam ediyor: “Aşağı yukarı sayıca birbirine eşit olduğunu varsayabileceğimiz bu gruplandırma gerçeğe temas ediyorsa, buradan bir yerlere doğru ilerleyebiliriz.”

Bence ediyor ve buradan bir yerlere ilerlemek bence de mümkündür.

Bir yerlere ilerleyebilmek için ikinci olarak AKP sosyolojisine bakmak gerek. AKP hükümetinin Kürt sorunu ve PKK konusunda yeni stratejisi masaya yatırılmak zorunda. Zaten aydınlar arasında başlayan yeni farklılaşmaya zemin oluşturan da devletin güvenlik fonksiyonunu öne çıkaran bu yeni strateji değil mi? “90’lı yıllara mı dönülüyor” kaygısı abartılı olabilir ama bu kaygı durup dururken doğmadı. Öne çıkan ve yayılan KCK operasyonları en önemli neden.

Gürbüz Özaltınlı
’nın yazısından devam edelim. “Bu ‘ölçü’ meselesi çok önemli. Söz KCK’ya geliyor. Bu hafife alınacak bir politika sapması değildir. Bu çok tehlikeli bir otoriterleşme üretmektedir. Açık açık yüksek sayılarda siyasetçi (gerilla değil) tutuklanmaktadır. Orada da kalmamakta akademisyene, yazara sıçramaktadır. Kullanılan dile baksanıza. Basına ayar vermekle başlayan, kamuoyuna dönüp ‘operasyonlara karşı olmak KCK savunuculuğu yapmaktır’ diyebilen bir tehdit dili belirdi. Bu dil kabul gördükçe bütün siyaset zemini zehirlenir. Bunu önemsemeyenlere şaşıyorum.”

Doğrusu ben de şaşıyorum.

Sözün özüne gelirsek, karşımızda ince ayar tartışacağımız meseleler var. Bunlar üstünde Taraf’ta da, başka yayın organlarında da aydınlar karınca kararınca düşünce üretmeye çalışıyorlar. Hâl böyleyken Taraf’taki farklılıkları “PKK’yi eleştirip eleştirmemeye” indirgemek kanımca gerçek fotoğrafı bize vermediği gibi Taraf’a da haksızlık olur.

Salı günkü Taraf hakikaten ilginçti. Melih Altınok’un beni eleştiren yazısına yanıtım olacak ama yerim bitti, o da gelecek yazıya kalsın. Zaten Kürt sorunu ve PKK’ye ilişkin farklılıklarımız konusuna devam edeceğim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89