• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 2 °C

“Mercedes’ini yakacak babayiğit var mı?”

Lale Kemal

“Almanya’nın Ermeni soykırımı yasasını kabulünden sonra boykot için Mercedes’ini yakacak babayiğit arayışı başladı” şeklinde, olaya ironi ve mizah katan bir başlık atmış Zaytung internet sitesi. Aslında bu ironik ifadeler, Türkiye’nin “soykırım tasarıları” karşısındaki samimiyetsiz ve içi boş duygusallıktan öteye gitmeyen tutumunu çok iyi yansıtıyor. Latin Amerika ülkelerinden yakın coğrafyamızda Avrupa’da sayıları 20’yi aşan ülke, Osmanlı döneminde Ermenilerin soykırıma uğradığını iddia eden kararlarını parlamentolarından geçirdiler. Türkiye resmi tarihi, Ermeni meselesini, savaş ortamında yaşanabilen zorla göç ettirme gibi talihsiz olaylar olarak nitelendirirken Ankara, Ermenilere, yakınlarını kaybetmelerinden dolaylı başsağlığında bulunma noktasına en nihayetinde 21’nci yüzyılda gelebildi.

Geçtiğimiz gün de Alman Parlamentosu’nun alt kanadı meclis, “1915-1916 döneminde Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara dönük soykırımı hatırlama ve anma” başlıklı tasarıyı kabul etti. Aynı tasarıyla Almanya, Birinci Dünya Savaşı’nda müttefiki olduğu Osmanlı’da yaşananları görmezden gelerek, dolaylı olarak “suça ortak” olduğuna vurgu yaptı. Bu noktada Almanya, örneğin, sömürgesi Cezayir’de işlediği insanlık suçlarını görmezden gelirken Ermenilerin soykırıma uğradığı iddialarını içeren tasarıyı kabul eden Fransa’nın ikiyüzlü tutumunu benimsememiş oldu.

Ankara sürekli bir kısır döngü içinde. Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar bekliyor. Dişe dokunur bir caydırıcı etkisi olmadığı ve öncelikle ticareten kendisini vurduğu halde Ermeni tasarılarını kabul eden ülkelere gösterdiği benzer tepkileri bu kez de Almanya’ya göstermeye başladı. Ahali de her zamanki gibi kah Twitter’da mesajlarıyla boykot çağrılarında bulunuyor kah en iyi öğretildiği şey olan tehditlerini savuruyor; Alman vekillere, “Bak sonunuz Hrant Dink gibi olur ha” diyerek, ülkede yargısız infazların nasıl bir kışkırtma ile gerçekleşebildiğini gizleme gereği bile duymuyor.

Hatırlarım, İtalya Parlamentosu’nun soykırım kararı almasından sonra ahali, İtalyan makarnalarını, Kappuçinolarını boykot etmeye başladı ama sonu gelmedi. Lezzetli İtalyan markalarından taviz veren olmadı, en fazla espresso bardakları kırıldı. 1998 yılıydı zannediyorum; Fransa, Ermeni soykırım iddialarını yeniden gündeme getirmişti. Ankara’da yine kof tepkiler gırla gidiyordu. Bir de ne göreyim, ilişkilerin böylesine gergin olduğu bir ortamda, dönemin komutanlarından şimdi emekli olan orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Fransız milli günü kokteyline gelmiş. Biraz saftirik biçimde çok şaşırmıştım. Oysa şaşacak bir şey yoktu. Fransa’yla ticari ambargolarla birlikte silah sanayiinde işbirliği ilişkileri de kademeli olarak kesilmişti ama bu yönde ticaret gizli, açık sürüyordu. Örneğin, sonrasında yapımı hüsranla biten Fransız Eryx tanksavar füzelerinin üretimine devam edildiği gibi.

Alman Parlamentosu’nun şimdi aldığı benzer karara karşı da ahaliden, örneğin, Alman Mercedes marka araçlarını boykot çağrıları yükseliyor. Bu çağrıları yapanlar, Mercedes fabrikasında çok sayıda Türk işçinin de çalıştığından bihaber ya da kof kabadayı.

Alman Parlamentosu’nun kararını artık iktidar, iç politikaya dönük olarak, “Bak Batılılar bizi yine köşeye sıkıştırıyor” gibisinden hamasi nutuklarla Batı düşmanlığını körüklemek için tepe tepe kullanır.
Nihai durumda Türkiye, bir demokratik erdem göstergesi olan geçmişiyle yüzleşerek büyür, aksi küçülür.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89