• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -2 °C

Medyada misyon

Murat Belge

Alper Görmüş’ün yazısını okuyorum, cuma sabahı. Basınımızdaki “gönüllü dezenformasyon” üstüne yazıyor. Her zamanki dikkatli, düşünceli üslûbuyla, bunun bizim basın hayatımızda ne kadar köklü bir maraz olduğunu anlatıyor.Kendisini bir “taraf”ın içinde gören gazeteci, verdiği bilginin doğruluğundan, yanlışlığından önce, bunun bu şekilde sunulmasının kendi “tarafı için” faydasını ve zararını düşünüyor. Yani “fayda”, “doğru”nun önüne geçen bir kavram.

Biz Alper Görmüş’le Bilgi Üniversitesi’nde tanıştık.O zaman, küçük bir ekip, “Medyakronik”i çıkarırlardı. Bunun da amacı Türk basın hayatının, gazetecilik pratiğinin bu hastalıklı yanlarını somut olgular yoluyla sergilemekti. Ve o pratiğin içinde bulunan (hâlen de bulunan) birilerinin nefretini kazanmışlardı.

Dünyada başka örnekleri yok değil; medya siyasette çok güçlü bir araç, onun için de suiistimale açık. Ama, işlevi “bilgi vermek” olan medyanın kendisi hakkında “bilgi verme”nin de bir kariyer olabildiği ülke azdır, diye düşünüyorum. Belki benim bilgi eksikliğimdendir. Ama sonuç olarak, “Medya Bugün Hangi Yalanları Söyledi” adıyla bir günlük gazete yayımlayıp sayfalarını da her gün rahatça doldurabilirsiniz bu toplumda.

Bunun böyle olmasının uzun bir tarihi, ama aynı zamanda bir de “kısa tarih”i var. Bizde “modernleşme” bir devlet projesi olarak başlayıp yürüdüğü için, varolan bütün kurumlar, bu arada o “modernleşme”nin ögeleri olarak bilinen kurumlar, kendilerini projeye bağıtladılar, buna katkıda bulunmayı bir numaralı “görev”leri olarak gördüler. Bu durum, bunca yıldır, bizim iliklerimize işlemiş, hepimiz, bu yüce “misyon”un misyonerleriyiz.

Uzun tarih böyle. Bunun kısası ise 12 Eylül’den bu yana geçen süre içinde olanlardan oluşuyor. Malum, 12 Eylül yalnızca bir “asayişi temin etme” girişimi değil, asayişin bir daha bozulmaması için toplumu yeniden tanzim etme girişimiydi. Son “Tanzimat”larımızdan biriydi ve doğal olarak bir “toplum mühendisliği” örneğiydi. Devlet o uzun tarihin verdiği alışkanlıklarla medyayı da yardıma çağırdı. Medya, o uzun tarihin verdiği alışkanlıklarla hemen “hazır ol”a geçti. Medya bize “bilgi verme” işini ve biçimini revizyondan geçirdi; hangi konuda nasıl düşünmemiz gerektiğini anlatmaya başladı. Bu uğurda “bilgi” denen o nesneyi duruma göre sakladı, değiştirdi vb. Başka bir söyleyişle, bu şekilde tasarlanmış bir Cumhuriyet’in “iyi” yurttaşı nasıl olunur, onu göstermek üzere seferber oldu. Bunun mimarları bugün de aramızdalar, benzer görevlerdeler ya da misyonlarını bir biçimde devam ettiriyorlar.

Bu “tanzimat” işi bir devlet projesi, hâlâ. Ama Türkiye kocaman bir ülke, karmaşık bir toplum. Dolayısıyla, eskisi gibi tek bir kapsayıcı projeyle yürümüyor (eskiden de öyle olmadığı tartışılır elbette, ama eskiden genel proje dışında kalanların sesi bu kadar fazla duyulmazdı). Başka başka projeler benimsemiş kümeler, gruplar ve bireyler var. Medya, yukarıda söylediğim ve aslında herkesin de bildiği gibi çok güçlü bir araç olduğu için, bütün bu kümelerin de kendi medya parçacıkları, mikrofonları var. Böylece, dile getirdikleri “projeler” farklı olabiliyor, ama içinde yer aldıkları “basın organı” ve “misyon” ve “kendileri” arasında kurdukları ilişki hiç değişmiyor. Zaten bu, bu toplumda varolan herkese, “main-stream”in, “normal” sayılanın okuttuğu ders, sunduğu misal.

Onun için bir “gazeteci”, “Ben de bir Sırp vurdum” diye yazabiliyor. Onun “projesi”nin gerektirdiği böyle bir şey. Ama “main-stream”den bir gazeteci veya editör, onun kadar naif olsa, “Bugün beş gerçeklik daha vurduk” diye manşet atabilirdi.

Bu söylediklerim tabii “medya” alanında görülen olaylar. Ama “misyon” dediğim bu nesne medya ile sınırlı değil, tanımı gereği, çok daha geniş bir şey. Yarın da bu koşullanmanın hukuk alanında nasıl tezahür ettiğini yazmak istiyorum.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89