• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 30 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 33 °C
  • Berlin 19 °C

Mazlumun âhı...

Cafer Solgun

Roboski’de çoğu çocuk yaşta 34 Kürt köylüsü savaş uçaklarının bombardımanı sonucu parçalanarak öldürüldü. Sorumluları açığa çıkarılmadı, hesap sorulmadı, “kaçınılmaz yanlışlık” dendi ve özür bile dilenmedi. Bir gün AKP iktidarının tarihi yazılacaksa, bu tarih Roboski’den önce ve sonra olmak üzere iki ayrı dönem olarak ele alınacaktır.

Bu tarihin birinci döneminde askerî vesayete karşı eksikleri, sorunları, sıkıntılarıyla beraber demokratikleşmeden, normalleşmeden bahseden, henüz kendisini yeterince “iktidar” hissedemeyen bir parti vardır ve ikinci döneminde bu parti artık “iktidar” olmuştur, dahası kendisini devletleştirmek çabası içine girmiştir. Bir statüko partisi hâline gelmiştir. Devletin, cumhuriyetin demokratikleştirilmesi çabasının yerini “derin” olanı da dâhil devletle uzlaşmak ve bu uzlaşmanın üzerine kendisini inşa etmek planı almıştır.

AKP ve Erdoğan son zamanlarda mide bulandırıcı bir hâl alan “milli irade” demagojisiyle daim olacağını varsaydıkları “yüzde elli” desteği demokrasi ile özdeşleştiren bir anlayışın sahibi oldu. Adeta “demokrasi, beni iktidar yapan, iktidarda tutan sistemin adıdır” diyen bir noktaya geldi.

İktidar olmaya alıştılar. Devlet ve iktidar olmanın güç ve kudreti hoşlarına gitti. O kadar ki İsrail’e “one minute” demiş olmakla Ortadoğu’ya pekâlâ “ağabeylik” de yapabileceklerini düşünmeye başladılar. Sadece düşünmekle yetinmediler, bölgede Sünni bir eksen yaratmaya soyundular. Bu girişim çöktü. Irak’ta, Mısır’da, Suriye’de. İçine sürüklendiği kanlı iç savaşta can çekişen Suriye, bu mesnetsiz politikanın en düşündürücü boyutudur...

Gezi sürecinde açığa çıkan toplumsal itirazı doğru okuyamadıklarını, dolayısıyla iyi yönetemediklerini düşündük. Oysa devletin en iyi bildiği planı devreye sokmak için bu olayı bir “fırsat” olarak gördüler; kutuplaşma, kutuplaştırma ve bu ortamda destekçilerini kendi etrafında “darbe” söylemleriyle kenetleyerek yönetmeye devam etme... Bu tehlikeli bir konsept idi ama önemli olan iktidarı elinde tutmaları ve destekçilerini Kabataş ve “camide bira içtiler” şayialarıyla canlandırmayı başarmalarıydı...

Alıştıkları iktidardan hoşlandılar, çünkü zenginleştiler. Partisini kapatarak AKP’ye iltihak eden Numan Kurtulmuş’un sonradan hatırlanmasından ve hatırlatılmasından hazzetmediği o sözlerinde dile geldiği gibi; “Harun” idiler, “karun” oldular...

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması ve bu soruşturmayla birlikte gündeme gelen iddialar, iktidarlarını savunmak sözkonusu olunca ne denli pervasız olabileceklerini ortaya koydu. 12 yıllık iktidarları boyunca örneğin demokratikleşme sorunlarımız için, yeni anayasa için, toplumsal barış için göstermedikleri gayreti rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını ve haklarındaki iddiaları örtbas etmek için, gündemden düşürmek ve başka bir bağlama sürüklemek için gösterdiklerine tanık olduk.

Bu iktidar ne zaman başkalaşıma uğradı ya da aslında hep mi böyleydi? Bu, çeşitli yönleriyle tartışmaya değer bir sorudur ve nitekim tartışılıyor da. Ama aslında bu tartışmayı Roboski’de Kürt köylüleri katledildiği zaman yapmalıydık. O “kaçınılmaz yanlışlık”ı sadece bazılarımız kendisine dert edindi. Bana mı öyle geldi bilmiyorum, o sene yılbaşı kutlamaları bir başka şaşaalı idi. Katliamın acısını yaşayanların yüreklerini dağlarcasına...

İktidar partisinin ilk günden bugüne değin bu olaya yaklaşımı, nasıl bir devlet ve statüko partisi hâline geldiğinin en çapıcı kanıtlarından biridir.

Tarafgazetesi Roboski’yi “Devlet halkını bombaladı” manşetiyle duyururken egemen medyanın haberlerinde, manşetlerinde daha “mühim” gelişmeler vardı. “Alo Fatih!” ayarı yapılmış medya “işaret” bekliyordu çünkü...

İktidar partisinin tarihi, evet, bir gün yazılacaktır. Ve o tarihin tam ortasında Roboski’nin kanlı damgası olacaktır...

Çünkü mazlumun âhı ebediyete değin yerde kalmaz. Mazlumun âhını alan iflah olmaz...

Sahi, iktidar partisi “İslamcı”, İslami hassasiyetleri önemseyen bir partiydi, değil mi? Hâlâ öyle mi acaba?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89