• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 10 °C

Maydanoz, pırasa ve mankafa

Roni Margulies

İnsan bazen ne kadar şanslı olduğuna inanamıyor!

Yetmiş milyon Türkiye vatandaşı da herhalde kendini böyle hissediyor olsa gerek. Tek tek sormadım, ama her sabah uyandığında “Vay be, şansa bak!” demeyenlerimizin çok az
olduğunu tahmin ediyorum.

Tek tük vardır tabii. Her toplumda müzmin mutsuzlar, psikopatolojik memnunsuzlar olur, bizde de vardır muhakkak.

Ama geri kalanımız, on yıldır bu kadar insansever ve adil, bu kadar aydın ve barışsever bir hükümet tarafından yönetiliyor olduğumuz için şansına inanamıyor, yatıp kalkıp dua ediyor.

Eski yılı geride bırakırken, ne kadar şanslı olduğumuzu unutmayalım diye, kader iki küçük hatırlatma sundu hepimize.

Bir kere, AK Parti hükümet olmasaydı, aramızda İdris Naim Şahin gibi bir adamın yaşıyor olduğunu bilmeyecektik. Dahası, adam hak ettiği yere gelemeyecek, İçişleri Bakanı olamayacaktı. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.

“Terör örgütünü, yaptığı resmin tuvaline, yazdığı makalesine, fıkra ve şiirlerine, sanatına yansıtarak destek verenler de var. Terörü besleyen arka bahçe var, propaganda var. Birileri bildiği halde saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler göstererek, makulleştirerek destek veriyor. Makalesine, fıkrasına, şiirlerine yansıtıyor. Resim yaparak tuvaline yansıtıyor. Hızını alamıyor. Görev alan askeri, polisi doğrudan çalışmasına, sanatına konu yaparak demoralize ediyor.”

“Maydanozla pırasalar birbirine karışıyor. Bir kısmı zehirli, bir kısmı faydalıdır. Ancak bunu yiyince anlıyorsunuz. Bazıları hepsini yeşil görüyor. Arka tarafını ayırt etmekte zorlanıyoruz. Terör, bu zorluktan faydalanarak ‘ben faydalıyım, iyi işler yapıyorum’ diyerek, demokrasinin bütün nimetlerinden faydalanarak her tarafa uzanmış durumda.”

Resim sanatıyla alakam yok, ama “makale, fıkra, şiir” aktif ilgi alanlarım. Dörtte üç.

Dolayısıyla, İdris Naim Şahin’in sözlerini özel dikkatle okudum.

İyi ki okumuşum!

Yoksa, Allah muhafaza, maydanozla pırasayı birbirine karıştıracaktım.

Zehirlenip gidecektim belki de. Türkiye basın dünyası açısından çok elîm bir kayıp olmayabilirdi, ama taktir edersiniz ki benim için önemi az değil.

Müteşekkirim. İçişleri Bakanı dediğin böyle olur.

Ne kadar şanslı olduğumuzun ikinci hatırlatması AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’ten geldi.

Şöyle demiş:

“Şırnak Valiliği’nden ilk aldığımız bilgilere göre bu insanların sigara kaçakçılığı ile uğraşan insanlar olduğu tespiti vardır. Ama bu insanların kimliği ve orada bulunma amaçları ile ilgili olarak kesin ve net bilgilere yapılan idarî ve adlî soruşturmalar sonucunda ulaşacağız. Dolayısıyla bu aşamada ileri ifadeler kullanılması doğru olmayacaktır.

Ama altını tekrar çizmek istiyorum bu insanların ilk gelen bilgilere göre terörist olmadıkları kaçakçılık yaptıkları tespit edilmiştir.

Olay üzücü bir olaydır. Ama nihaî sözü söylemek için buradaki adlî ve idarî soruşturmanın bitmesini beklemek en akılcı olur. Acul davranmamak gerektiğini düşünüyorum. Ama ilk etapta partimiz adına üzüntülerimizi ifade ediyoruz. Altını çizerek tekrar etmek istiyorum; bir hata, bir kusur, bir yanlış ve bir eksiklik varsa asla örtbas edilmeyecektir. Hukuk devleti mantığı içinde gereken neyse yapılacaktır. Burada kasıt söz konusu değildir. Terörle mücadele devam edecektir ve temenni ederim ki bir daha böyle bir hadise ile karşı karşıya kalmayız.”

Nasıl da içi rahatlıyor insanın!

Tekrar okuyalım:

“Türkiye bir hukuk devletidir. Eğer yapılan bir hata, bir yanlış ve bir kusur varsa hukuk devleti mantığı içerisinde bu tespit edilecektir ve şüphesiz ki bunun gereği neyse yapılacaktır.”

Ve böylece Türkiye’de her şeyin hukuk devleti mantığı içinde tıkır tıkır işlediğini tekrar hatırlamış oluyoruz.

Susurluk, Mehmet Ağar ve Tansu-Özer Çiller, faili meçhul cinayetler, Ergenekoncular, JİTEM, Deniz Feneri ve şike davaları, Hrant Dink’in katilleri ve o katilleri yönetenler, her şey ve hepsi hukuk devleti mantığı içerisinde tesbit edildi ve gereği yapıldı. Değil mi?

Bir tuğla çekersek duvar yıkılır diye düşünmeden, ucu kime dokunur diye çekinmeden, hepsi bulundu, hep gereği yapıldı. Değil mi?

Böyle olunca, Hüseyin Çelik’in sözleri ne kadar güven telkin ediyor, insanı ne kadar rahatlatıyor, değil mi?

Bir millet bu kadar mı şanslı olur?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89