• BIST 97.713
  • Altın 144,219
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 19 °C

Masal ve gerçek!

Tarhan Erdem

Başbakan Davutoğlu Salı günü gruptaki konuşmasında, devletimizin temel meselesine pek yakın durmadığını gösteren bir iki cümlesi dikkatimi çekti; uzaktan dinlenip geçildiğinde, "ne güzel konuşuyor, ağzından bal damlıyor" dedirten cinstendi.

"Herkes, neyi düşünüyorsa açıkça konuşsun. Kimse kimseyi bu ülkede artık korkutamaz, yeni Türkiye’nin felsefesi budur. Yeni Türkiye’nin felsefesi eşit vatandaşlık hakkıdır."

"Kimse, devletin önünde diz çökmeyecek, kimse devleti temsil eden kişilerin ellerini öpmeyecek. Çünkü bundan sonra amir olan millettir, memur olan devlettir".

Sayın Davutoğlu duraksamadan açıklıyor; kimse kimseyi korkutamaz, herkes çekinmeden inandığını söylesin çünkü yeni Türkiye'nin felsefesi "eşit vatandaşlıktır"! Yeni Türkiye'de ifade özgürlüğü vardır, herkes eşittir, herkes düşüncesini korkusuzca söyleyebilir!

Bununla da kalmıyor Başbakanımız, yapılacakları belirleyip emir veren millettir, halktır; yapılmak istenenin yapılması için devlet katında oturanlara, iktidarı elinde bulunduranlara yalvarmasına, elini öpmesine gerek yoktur; halk emredecek, devlet de memur olarak halkın istediğini yapacaktır!

Açıkçası Başbakan ve iktidar partisi genel başkanı bu ülkenin iki meselesinde iki önermenin varlığını açıklıyor:

1- Ülkemizde ifade özgürlüğü tam ve kamildir, gelişmiştir, karşı bir anlayış ve bir engel yoktur; iktidarı elinde bulunduranlar ifade özgürlüğüne içtenlikle saygılıdırlar; iktidar s- hipleri yazılanlardan rahatsız olmazlar.

2- İfade özgürlüğü tam olduğu gibi yönetim sistemi de halka dayanır. Ülkemizde, halkın yönetime katılması meselesinde sorun yoktur; insanlar kendi sokaklarının, ahallelerinin, kentlerinin her meselesine karışabilirler, görüşlerini söyleyebilirler ; devlet merkezinde oturanlar veya onların belirledikleri memurlar merkezden uzak, belki de hiç gitmedikleri, görmedikleri bir mahallede oturanlara sormadan, o mahalleye özgü bir meselede ne yapılacağını belirleyip uygulatamazlar.

Gerçek bu mudur? Ben de bildiğimi yazayım:

Türkiye'de ifade özgürlüğü kanunlarla ve memurların uygulamalarıyla zihinlere kazınmış örneklerle sınırlanmıştır; vatandaşlar eşit değildir.

Diğer konuda, yönetim meselesinde, Türkiye'de, tek parti döneminden, harp ve felaketle karşılaşıldığı zamanlardan daha katı merkezi idare sistemi uygulanmaktadır; sistemi daha da ileri taşımak için, idarenin tek adama teslim edilmesine çalışılmaktadır.

80 yıl, imar belgesini seçilmiş veya tayin edilmiş "belediyeler" vermişken, üç yıldır, bir bakan bir kümesin imar belgesini bile ben vereceğim diyebilmektedir! Bakanın imar planı yapmak hakkını geçelim, bakanlığa bağlı bir merkezi idare kuruluşu, herhangi bir kentin bir mahallesinde bir sokağın bir parseline imar planı düzenleme hakkı vardır.

Böyle bir ülkede, "Bundan sonra amir olan halktır, memur devlet" nasıl söylenebilir?

Tam bunları yazarken -dün saat dörde gelirken- ekrandan, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın şu cümlesini duydum: "Demokrasimiz daha ileri standartlara ulaşmaktadır"!

Demokrasinin ilk ve vazgeçilmez ölçüsü ifade özgürlüğü ve yerinden yönetim sistemidir; bunlarda benim görmediğim bir ilerleme mi var ki, demokrasimizin ileri standartlara ulaşmakta olduğu söylenebilmektedir?

Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu'na şu soruyu sorup, tarihi hikayelere dalmadan cevaplamalarını ne kadar isterim bilemezsiniz: Gerçekten demokratik hangi ülkede, bizim yönetim sistemi ve ifade özgürlüğünü tanımlayan hükümler vardır?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89