• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 1 °C

Masadaki son tablo

Serpil Çevikcan

İnsani yardım için üslerin kullanımına onay veren Ankara, İncirlik için de sadece keşif amaçlı olarak ABD’nin insanlı ve insansız hava araçlarının havalanması konusunda onay vermiş durumda. Üzerinde mutabakata varılan tek başlık ise ‘eğit-donat’

Ankara, sınırındaki IŞİD tehdidi ve bunun Türkiye içindeki yansımaları nedeniyle kritik bir süreçten geçiyor.

Türkiye’nin pozisyonu ana hatlarıyla netleşmiş durumda.

Mevcut tabloda Ankara’nın başından beri ısrarla savunduğu, önümüzdeki haftalarda ve aylarda mücadeleye hangi desteği verecek olursa olsun değiştirmeyeceği en önemli tez güvenli hat ve uçuşa yasak bölge.

Ankara, güvenli ve uçuşa yasak bölgenin sınır öbür tarafında oluşturulması talebinde ısrarlı. Bu ısrarın nedenlerinden biri sayıları 1,5 milyonu aşan mültecilerin bir bölümü için bu bölgede kamplar kurularak, buraya nakledilmelerini sağlamak.

Bir diğer neden ise sınır güvenliğini kalıcı biçimde garantiye almak.

Koalisyon güçleri daha önce tamamen reddettikleri bu tezler için, gelinen noktada ilk kez “öncelikli planlardan biri” diyor.

Halep’e girersek ne diyeceksiniz?

Başından bu yana ABD, Ankara’nın bölgede daha etkin olmasını istiyor.

ABD’nin, IŞİD tarafından kuşatılan Kobani’ye TSK’nın girerek aktif rol almasını istediği de ortada.

Peki, Türkiye neden bu yolu izlemiyor?

Ankara, böyle bir seçenekte oluşabilecek tabloya dikkati çekiyor.

Ankara’da bu konuda, “Ya sonra? Örneğin Tel Abyad’dan Türkiye sınırlarına saldırı olursa ya da Bayırbucak’tan Türkmenler koruma isterse, Türk askeri Bayırbucak’a girdiğinde, Halep’e girmek zorunda kaldığında ABD buna ‘evet’ diyecek mi?” sorusu yöneltiliyor.

Bu soru koalisyon güçlerine ve özellikle de ABD yönetimine de iletilmiş durumda.

Ankara, ABD’ye bu konuda, “Bir havuza taş atarsın ama ondan sonra ulaşacak dalgayı durduramazsın. Her attığın taş başka dalga oluşturur. Bütün bunların ötesinde entegre bir strateji varsa ve biz de bu oyunun içindeysek elimizden geleniz yaparız” mesajını verdi.

Transatlantik gibi

Türkiye, sabırlı bir strateji ile süreci yönetme arzusunda.

3 yıldır ılımlı muhaliflerin eğitilmesi konusundaki ısrarına bugün koalisyon güçleri destek verdi ve ABD ile “eğit-donat” konusunda mutabakata varıldı.

Bu nedenle Ankara’da güvenli ve uçuşa yasak bölge konusunda da aynı sabırlı strateji uygulanıyor.

ABD için “Transatlantiğe benziyor ve manevra kabiliyeti kolay değil” benzetmesi yapılıyor.

Ankara’da eninde sonunda Türkiye’nin tezlerinin kabul göreceği inancı sürdürülüyor.

‘Eğit-donat’ın amacı

Gelinen noktada, masada Türkiye’deki üslerin kullanımı, Ankara’nın güvenli bölge talebi ve ılımlı muhalefetin eğitilip, askeri olarak donatılması konuları var.

Güvenli bölge talebi ilk kez gündeme alınsa da koalisyon güçlerince hâlâ yaşama geçirilecek bir proje olarak görülmüyor.

Üslerin kullanımı konusunda da Ankara, güvenli ve uçuşa yasak bölge tezinde ısrarcı olarak “yeşil ışık” henüz yakmadı.

İncirlik başta olmak üzere üsler, bu nedenle, koalisyon güçlerinin hava operasyonlarında saldırı amaçlı olarak kullanılmıyor.

ABD’nin ise İncirlik’le birlikte Batman ve Malatya’daki hava üslerini kullanma talebi bulunduğu belirtiliyor.

İnsani yardım için üslerin kullanımına onay veren Ankara, İncirlik için de sadece keşif amaçlı olarak ABD’nin insanlı ve insansız hava araçlarının havalanması konusunda onay vermiş durumda.

En azından durum şimdilik böyle diyebiliriz.

Üzerinde mutabakata varılan ve hemen yaşama geçirilmesi kararlaştırılan tek başlık ise “eğitim ve donatım”, kısa adıyla “eğit-donat.”

Eğitilmesi planlanan kesim, Suriye ılımlı muhalefeti. Özgür Suriye Ordusu unsurları bir süredir Katar, Ürdün ve Suudi Arabistan’da eğitiliyor ancak hem eğitimin niteliği hem de eğitilen kişi sayısı yeterli görülmüyor.

Ankara, yarın başkente gelecek ABD’li askeri heyet ile planlamaları yapılacak eğitimde, Özel Kuvvetler olarak bilinen bordo berelilerin eğitim alanlarını kullanmayı tasarlıyor.<br />Daha önce Libya ve Afganistan’dan gelen güvenlik güçlerine eğitim verilen Eğirdir Komando Okulu gibi eğitim alanları güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Peki, eğitim verilecek olan muhalifler nasıl seçilecek?

Bu konuda Ankara belirleyici olacak.

Eğitim verilecek olanlar, sınırdan alınarak eğitim alanına getirilecek ve burada silahlı eğitim gördükten sonra, silahlarıyla yeniden sınıra götürülecek. Bu nedenle seçici davranılması gereken bir süreç yaşanacak.

3’er aylık eğitimler verilecek

Esad’ın hava saldırıları ile önemli güç kaybına uğrayan ÖSO içerisindeki farklı gruplar içerisinden Ankara, seçim yapacak. Toplamda 2 bine yakın muhalifin, gruplar halinde eğitileceği süreçte, eğitim süreleri kısa olacak ama gruplar çok kalabalık tutulamayacağı için “eğit-donat” faaliyetinin tamamlanması zamana yayılacak.

200 kişilik grupların 3’er aylık periyotlarla eğitileceği ifade ediliyor.

Daha önce diğer ülkelerde eğitime alınmayan Türkmen grupların da eğitilecekler arasına alınması Ankara için önem taşıyor. Kobani’de IŞİD’le çatışan PYD’nin eğitim alacak gruplar arasında olması ise söz konusu değil. Ankara, terör örgütü olarak tanımladığı bu yapının değil, ancak bölgedeki farklı Kürt gruplarından bir bölümünün eğitime alınabileceği düşüncesinde.

Eğitilecek kişilerin seçimi konusunda uzun süredir bölgeyi yakından takip eden Türkiye’nin ciddi bir istihbarat yeteneğine sahip olduğu, seçimlerin de buna göre yapılacağını belirtelim.

Sınır kapıları

Ancak eğitim verilen grupların hem sayısal hem de silahları bakımından IŞİD güçlerini bütünüyle bölgeden söküp atması söz konusu değil. Verilen eğitimin ancak bölgesel savunma ya da güvenli hat kurulması halinde bu hatta görev alma niteliğinde olabileceği belirtiliyor. “Donatım” ise hafif silahlar ve makineli tüfek boyutunda kalacak.

3 aylık kısa eğitimler alan bu gruplara zırhlı ve ağır silahların verilmesi öngörülmüyor.

Bu silahların da ABD tarafından karşılanacağı ifade ediliyor.

Bütün bu koşullardan dolayı Ankara, bu grupların kendi bölgelerini ya da stratejik bölgeleri savunmasını önemli buluyor.

Bu savunma alanlarının Türkiye sınırındaki tehditlerin de ortadan kaldırılmasını sağlayacağı düşünülüyor.

Türkiye’nin 3 sınır kapısında, sınırın diğer yakasında IŞİD bulunuyor. IŞİD, Çobanbey kapısının karşı tarafı olan El Rai, Akçakale kapısının karşı tarafı olan Tel Abyad, Karkamış kapısının karşı tarafı olan Cerablus sınır kapılarının kontrolünü uzun süredir elinde bulunduruyor. Bu kapıları kullananlardan vergi alıyor ve bölgeyi kontrol altında tutuyor. Eğitilecek grupların, kendi bölgelerindeki bu kapılardan IŞİD’i uzaklaştırabilmeleri ve daha sonra bu bölgelerin güvenliğini sağlayabilmeleri bile yeterli görülüyor.

Bölgesel güvenliğin sağlanmasının, Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması açısından da önem taşıdığının altı çiziliyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89