• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 12 °C

Mahalle baskısı altında iki parti

Gülay Göktürk

HDP küçük bir azınlığın cüssesini çok aşan baskısı altında...

Demirtaş’ı kastetmiyorum. O, olsa olsa baskı yapan tarafın HDP içindeki uzantısı sayılabilir. Baksanıza, son demecinde Dolmabahçe Açıklaması’nın 28 Şubat’ta yapmasını nasıl yorumluyor: “Bu açıklama 7 ay önce yapılabilirdi, ertelediler. Şimdi seçim arifesinde barış rüyası pazarlamak istiyorlar.”

Barış rüyası dediğine bakılırsa, demek ki Demirtaş barış ihtimaline hiç inanmamış, hep savaş rüyası görmüş. O yüzden bu kadar hırçın...

Onu bir tarafa bırakalım; ben baskı derken, bir bütün olarak sol mahallenin HDP yönetimi üzerinde oluşturduğu ağır baskıdan bahsediyorum.

CHP’sinden bölük pörçük sol partilere, Gezici’lerden sol kanat entelektüellerine, kanaat önderlerine ve STK’lara kadar geniş bir koro, HDP’yi sabah akşam AK Parti’yle işbirliği yapmanın davaya ihanet olduğuna ikna etmeye çalışıyor ve “davayı satma” çağrıları yapıyor.

Peki “satılacak dava” ne? AK Parti’yi düşürme davası...

Sanki AK Parti bu ülkede işgalci bir güç ve eğer HDP iktidarla birlikte Çözüm Süreci’ne sarılırsa işgalciyle işbirliği yapan vatan haini bir parti olacak!

Baskı bu kadar ağır ve kabul edelim ki bu söylem değişik derecelerde bütün HDP yöneticilerini etkiliyor. Hangisi ağzını açsa, AK Parti’yle zinhar işbirliği içinde olmadıklarını söylemek zorunda hissediyor kendini. Çözüm Süreci’ni savunduktan hemen sonra mutlaka iktidara şöyle sıkı bir geçirmezse, aşağılayıcı birkaç cümle etmezse “hain” olacağından korkuyor. Sol mahalleden gelen bu baskı, silah bırakmayı başından beri içine sindiremeyen Kandil’deki şahin kanadın hegemonyası ile de birleşince yaptığını savunamayan, attığı adımı her an geri almaya hazır, ürkek, tedirgin bir parti yönetimi çıkıyor ortaya.

* * *

Bu kadar güçlü olmasa da, AK Parti de Milliyetçi Mahalle’nin baskısı altında yürütmeye çalışıyor Çözüm Süreci’ni...

Hakkını teslim etmek lazım: Çözüm Süreci’ni başlatmak başlı başına bir mucizeydi; ancak çok cesur ve çok güçlü bir iktidarın kalkışabileceği bir “delilik”ti bu. AK Parti bu cesareti gösterdi ve Çözüm Süreci’ni başlattığı günden bu yana, tabuları kıra kıra, kendi tabanını dönüştüre dönüştüre gayet ustaca ilerlemeyi başardı.

Ama yine de üzerindeki milliyetçi-muhafazakâr mahallenin baskısını hissetmemek imkânsız...

AK Parti ne zaman HDP’ye el uzatsa, HDP’lilerle daha yakın bir çalışma içine girse, Milliyetçi koro AK Parti’yi suç üstü yakalamış gibi harekete geçiyor. “İşte, sonunda ihanet açığa çıktı; AK Parti PKK’yla ittifak yapabileceğini açıkladı” gibilerden bir saldırı furyası başlıyor. Arkasından - bu furyanın da etkisiyle - AK Parti içindeki milliyetçi damarın kabarışına ve partiyi destekleyen milliyetçi-muhafazakâr yazar ve siyasetçilerin homurdanışına tanık oluyoruz. “HDP’yle yan yana görünmesinin AK Parti için siyaseten taşınamayacak bir tablo oluşturduğu” söylemleri başlıyor. Hemen ardından bakıyoruz, parti önde gelenlerinden biri HDP’ye karşı sert birkaç çıkışla tabandaki bu tedirginliği gidermeye çalışıyor. Yürütülen süreçte öteki tarafı küçümseme, tanımama ya da işbirliğini inkâr gibi tutumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Birçok kere, yapılan işin ne olduğu bile adlı adınca söylenemeyip kelime oyunlarına başvuruluyor.

Özellikle seçim platformuna girilmesiyle birlikte “ittifak” görüntüsü vermemeye ve fırsat çıktıkça karşı tarafa yüklenmeye özel önem veriliyor.

Oysa bugün her iki partinin de bu işbirliğinin (ya da ittifakın diyebilirsiniz) meşruluğunu ve mutlak gerekliliğini hem kendi tabanlarına ve mahallelerine hem de bütün topluma karşı savunabilecekleri bir ortam doğdu artık.

Ben AK Parti’nin bu sürecin asıl motoru olarak, fiiliyatta yaptıklarına söylem düzeyinde de daha açıkça sahip çıkmasının, topluma daha çok güvenmesinin sürecin ivmesini artıracağını düşünüyorum.

Ama asıl problem HDP’de ve orada cesur bir tavır değişikliği gerekiyor.

HDP’ye, sol mahallenin baskısına karşı durabilen, abdestinden emin, solcu şahinlerin savaş tamtamlarına kulaklarını kapatabilen, onların karşısında komplekse kapılmadan, kendini onlara beğendirme gayretine girmeden, yaptığı işbirliğini göğsünü gere gere savunabilecek özgüvene sahip bir liderlik lazım olduğu artık çok açık.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89