• BIST 97.910
  • Altın 145,923
  • Dolar 3,5798
  • Euro 4,0035
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 23 °C

Madalyonun iki yüzü

Yalçın Akdoğan

Paralel yapılar kendi içlerinde de o kadar çok paralel yapılar üretirler ki, hangisinin merkez olduğu, neyin gerçek olduğu, hangisinin RAHMANİ, hangisinin ŞEYTANİ olduğu birbirine karışır. Rahmani olanlar ahlak, maneviyat, haya, edep derler ama şeytani olanlar istihbarat ve şantaj çetesi gibi davranırlar, her türlü değerin içini boşaltırlar. İyi ile kötü, hayır ile şer, doğru ile yanlış bir arada götürülmeye çalışılırsa hem sıfatlar karışır, hem de doğruya, hayra, iyiye olan güven sarsılır. İyinin kötü olanı gözlerden kaçırması zorlaşır, hayırlının şerliyi bilmiyormuş gibi davranması imkansızlaşır. Hak-hukuk için çalışıp didinenlerle hak-hukuku ayaklar altına alanların, kutsalı rehber edinenlerle ‘amaca ulaşmak için her yolu mübah görenlerin’, meşruiyet zemininden sapmayanlarla meşru hükümete kumpas kuranların arasındaki mesafenin bulanıklaşma büyük bir travma üretir.

Zamanla mızrak çuvala sığmayacak hale gelir. Te’viller, hüsnü zanlar, hikayeler, rüyalar para etmemeye başlar. Öyle kirli yöntemler, öyle kirli tertipler adet haline gelir ki, her şey zehirlenir, herkesin güveni yerle bir olur.

Zoraki yorumlar, uydurma kavramlar, saf’a yatma çabaları beyhude olur. Hükümete yapılan yok etme girişimini inkar edemeyenler, hükümetin ne kadar hatalı olduğunu, ne kadar yanlış yolda yürüdüğünü ispat etmeye soyunurlar. Sanki hükümet hatalıysa ona yapılan her şey mübahmış gibi...

Paralel devlete karşı geliştirilen ‘parti devleti’ propagandası böyle bir psikolojik harekat... Ama ironik olan hükümete atfedilen her türlü olumsuzluğun aslında paralel yapının adet ve yöntemleri olması... Parti devletinde önce hayalî suçlamalar yapılıyor, sonra işgüzar yetkililer o iddiaların içini doldurmak için suç ve suçlu uyduruyormuş... Davaların sahte delillere, telefon konuşmalarından üretilen kurgulara, itirafçılardan oluşturulan senaryolara, medya üzerinden yürütülen karalama kampanyalarına dayandırılması gerçekten de uzun zamandır gündemde olan bir konu. Ama bunun mimarı hükümet değil tam aksine paralel yapı... Yalan uydurma, suç imal etme, karalama, itibarsızlaştırma paralel yapının göbek adı oldu. İstihbaratın oyuncağı olan sözümona gazetecilerin kimlerin tutuklanacağı, kimlere operasyon yapılacağı yönündeki tezviratlarını yıllardır görmezden gelenler şimdi bu yöndeki iddialardan şikayet ediyorlar.

“Üzerinizdeki duamız çekilirse sonunuz gelir” imalı laflar eden zamane yazarları kendi uzantısı şebekelerin hükümetin sonunu getirmek için ne filmler çevirdiğini, nasıl kirli işbirliklerine girdiğini görmek istemiyorlar.

Biz ‘uhuvvet, muhabbet’ dediğimizde burun kıvıranlar şimdi bir yandan kardeşlik edebiyatı yapıyorlar diğer yandan cemaatleri görünce kimyası bozulan şer odaklarla kardeşlik ittifakları kuruyorlar.

Düne kadar ‘hain, işbirlikçi, ajan’ muamelesi gören kimi beyaz Türkler ise şimdi kendilerine bu yakıştırmaları yapanların değirmenine su taşıyorlar. Kendisini PKK ve çözüm uzmanı gören kimi gazeteciler Oslo’dan bu yana çözümün altını oyan paralelcilerle kampanya ortaklığına giriyorlar.

Bir Zaman yazarı hükümeti eleştirirken şu değerlendirmede bulunuyor: “Kamudan beslenen cemaatler, vakıflar, gruplar ve dernekler bu iktidarın gitmesinden korkuyorlar, çünkü artık eski gönüllü-sivil-özerk günlerine dönemezler. Devleti, iktidarı ve kamuyla ilişkisini gözden geçirmeyi göze alabilenler ise süreçte yara alsalar bile tekrar sivil ayakları üzerinde ayağa kalkacaklardır.” Siyaset kurumunun sosyal alanı tanzime soyunduğunu iddia eden bu görüş, aslında sosyal yapıyı istismar ederek siyaset ve devlet kurumuna çöreklenen paralel yapının nasıl sivilleşemeyeceğini de söylemiş oluyor. Sorun siyaset kurumunun sosyal alana müdahalesi değil, sosyal yapı içinde bulunan bir hareketin devlet kurumlarında ulaştığı güçle siyasetten ekonomiye ve cemaatlere kadar her alanı tanzim etmeye soyunması...

Siyasetin sosyal alana yönelik bakış açısı elbette tartışmaya açıktır, ama hiç değilse siyaset kurumu meşruiyeti belli olan, hesap verebilir ve elle tutulabilir bir yapıdır. Diğeri ise meşruiyeti kendinden menkul, yerleştiği bünyenin gücünü kullanarak her alana müdahale eden bir yapıdır. Bu ikisi arasındaki ayrımı yapamamak büyük bir eksiklik olur.

Paralel ilişkiler, madalyonun iki yüzünü açık ediyor ve bakış açıları da köklü şekilde değişiyor.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89