• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 24 °C

Lula'nın mühim mirası: Mutabakat üslubu

Ceyda Karan

İnsanlık dışı eşitsizliklerin yaşandığı toplumlarda; sermayeyi, üretim araçlarını, toprağı elinde bulunduran küçük azınlıkların belirleyiciliğini kırmak hiç kolay değil. Hele ki üretimin bile anlamını yitirdiği, küresel finans sermayesinin acımasızca ülkeleri talan edebildiği bir dönemde... 21. yüzyılın başında yerli topluluklara yönelik ‘kölelikle’ eşdeğer eşitsizliklerin bulunduğu, ayrımcılığın diz boyu yaşandığı Latin Amerika’da bu iş çok daha zorlu olsa gerek. İşte, topluma; ayrıcalıklı ve varsılları ‘ikna ederek’, dışlanmış ve yoksularından yana neşter atmayı becerebilmiş liderlerden biri olarak tarihe geçiyor Lula da Silva. Her şeyin ötesinde oluşturduğu ‘mutabakat üslubuyla’...
Brezilyalılar dün sandığa gittiklerinde, sekiz yıllık iktidarında ‘sonun başlangıcına’ geldi Lula. Büyük bir sürpriz yaşanmazsa, halkı ‘mirasını’ sahiplenip ‘ileriye’ taşıyacağı umuduyla kurduğu Emekçiler Partisi’nden adaylığını koyan halefi Dilma Rousseff’i 31 Ekim’deki ikinci tura gerek kalmadan seçecek. 1 Ocak’tan itibaren de dünyanın Rusya, Hindistan ve Çin ile birlikte yükselen ülkeler grubunda (BRIC) yer alan 200 milyonluk Brezilya’nın direksiyonuna, gençliğini diktatörlüğe karşı gerilla mücadelesiyle geçirmiş, üç yıl hapis yatıp işkence görmüş, teknokratlık yıllarında Lula’nın yoksullara yönelik ekonomi programının icracısı olmuş Dilma geçecek. 

‘Sıradan insanlardan yana olmak...’
Brezilya seçimini Lula’nın ‘mirası’ üzerinden okumak lazım. Görevi, popülerlik oranı bir lider için ‘astronomik’ sayılabilecek yüzde 81 oranına vurmuşken koltuğu bırakıyor. Arkasında, pek çok sorunla boğuşsa bile geleceğe umutla bakan bir ülke bırakıyor. Bunun en büyük sebebi Brezilya tarihini ‘yoksullar ve sıradan insanlardan’ yana değiştirmesinde. Yani yaşamları pek çoğu derme çatma evlerde, elektriksiz, susuz, açlık içinde geçen, işsiz güçsüz, okula gidemeyen kitlelerden yana...
Rakamların diliyle aktaralım: Lula’nın sosyal yardım programları sayesinde 2003-2009’da aylık ortalama 1126 real ile 4 bin 8564 real (658-2839 dolar) gelirle 29 milyon Brezilyalı orta sınıfa katıldı. Bir önceki dönemde başlatılmış ‘Balso Familia’ gibi çocuklarını okula gönderme koşuluyla verilen (aylık ortalama 100 dolar) sosyal yardım programları 12 milyon aileye genişletildi. Çok daha fazla sayıda Brezilyalı okula gidiyor, daha yüksek ücretle iş buluyor, tüketiyor, ekonominin gelişmesinde etkili oluyor. Tabii gelirler, bölgesel eşitsizlik, patlayan ekonomiye yetmeyen altyapı, eğitim kalitesi, çevre, toprak yönetimi, uyuşturucu ve şiddet hâlâ büyük sorun. Ama kitleleri yaşamlarındaki dönüşüm umudu çok canlı tutuyor.
Lula’nın başarısı Brezilya’nın potansiyellerini insan unsurunu ihmal etmeden değerlendirmesinde. IMF’den aldığı borçları zamanından erken ödeyip, küresel krizde kuruma borç verir hale gelen ülkede sadece bu yıl 2.5 milyon iş yaratıldı. Yüzde 7.5’e yakın büyüme oranıyla dünyanın 8. büyük ekonomisindeki gidişattan iş âlemi de memnun. Lula’nın ‘Tanrı’nın lütfu’ diye andığı kıyılarda yeni keşfedilen petrol ve doğalgaz yatakları ile Brezilya petrol üreticileri liginde de yerini alacak. Amazonlar ülkeyi iklim müzakerelerinin vazgeçilmez oyuncusu kılarken, Afrika ve Ortadoğu ile kurulan köprüler G20’deki pozisyonu pekiştiriyor. 2014’te Dünya Kupası, 2016’da olimpiyata ev sahipliği yapılacak olması cabası. 

‘Devrimci’ değil ‘sorumlu’ sol...
Peki çocukken ayakkabı boyacılığı yapan, okuma yazmayı 10 yaşında öğrenen, Sao Paulo’nun sanayi kesiminde metal işçisiyken 100 bin üyeli güçlü Metal İşçileri Sendikası’nın lideri olan Lula’nın, kült bir lidere dönüşmesinin sırrı nerede? Her şeyin ötesinde ‘mutabakat üslubunda’. 1980’de Emekçiler Partisi’ni (PT) sendikacılar, aydınlar, Troçkistler ve kilise aktivistlerini buluşturarak kurmuştu. PT’nin ‘devrimci’ vaatlerini daha pragmatik, sosyal demokrat bir temelde şekillendirdi. 1989’dan itibaren üç seçimde başkanlık yarışını yitirip de asla iktidara gelemeyeceğine inanmaya başlamışken, 2002 seçiminde koalisyonuna küçük bir sağ partiyi katarak adaylığını koydu. İş âlemiyle kurduğu dikkatli ilişkiler, PT’nin yoksullar ve taban örgütlenmesine katılımı teşvik eden, etik hükümet yöntemi önceliklerini zedelemedi. Kim bilir belki de bunun sebebi Küba yahut Venezüela’dan farklı olarak Brezilya solunun ‘devrimci’ değil, ‘modern ve sorumlu’ karakteridir.

‘Sosyal demokrat’ Serra’nın sorumsuzluğu..
Lula ve ‘mirasçısı’ Dilma’yı baş rakibi Brezilya Sosyal Demokrat Partisi (PSDB) adayı ve eski Sao Paulo valisi Jose Serra’dan ayıran en büyük fark da burada. Muhtemelen Dilma’yla sürecek PT iktidarında sosyal hareketler taleplerini özgürce dile getirebilecek, petrol ve doğalgaz yatakları özel şirketlere peşkeş çekilmek yerine kamu-özel ortak girişimleriyle kamu yararına daha fazla değerlendirilecek. Komşu ülkelerdeki sol iktidarlara ‘dostluk ve dayanışma’ ile bakılacak. Bunlar Serra’nın ‘sosyal demokratlığının’ bittiği noktalar. Zira Serra’nın söylemi ve siyaseten duruşu petrol yataklarında devletin rolünü azaltacağı, kamu harcamalarında kesintiye gideceği, grevlere yahut Topraksız İşçiler Hareketi’ne (MST) hoşgörü beslemediğine işaret. MST’nin Lula’nın ‘pragmatizminden’ hayalkırıklığı yaşamış olmasına karşın, ‘Serra karşıtı’ kampanya yürütmesi, dolaylı yoldan Dilma’yı desteklemesi bundan... 

Dış politikada liderlik farkı...
Dış politikadaki ‘sorumluluk’ farkına gelince... Bolivya’da 2006’da iktidara gelince Evo Morales’in petrol yataklarını millileştirerek en büyük darbeyi Brezilya petrol devi Petrobras’a vurması karşısında iç kamuoyu ayaklandığında; Lula, “George W. Bush’la bile savaşmadım, Evo ile niye savaşayım” tavrını koymuştu. Bir gözü Washington’da olan Serra ise, Morales’in hiç onaylamadığı yasadışı uyuşturucu ticareti yüzünden Bolivya’yı ‘narco devlet’ ilan etmekten çekinmiyor.
Brezilya’da seçenek 1990’ların baskıcı, konformist politikalarına dönüşle; sosyal destek programları, serbest pazar, bağımsız dış politika ve Latin Amerika entegrasyonu arasında... Siz Brezilyalı olsaydınız, Lula’nın mirasını takip etmez miydiniz?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89