• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 11 °C

Leyla Zana: Savcı beni dövmek istemişti

Oral Çalışlar

Savcıya cevap verince çok sinirlendi ve yerinden kalkıp beni dövmek amacıyla üzerime yürüdü. Diğer savcı onu geri çekerek durdurdu.

Leyla Zana, 1994’te gözaltındayken tutuklanmasını isteyen savcıyla yaptığı tartışmayı, ilk kez, bu hafta çıktığı bir TV programında anlattı. İMC TV’de Ertuğrul Mavioğlu’nun yönettiği (ve benim de katıldığım) programda Zana, geçmiş günlere döndü ve son gelişmeleri değerlendirdi.

‘Değerlendirmeler’e geçmeden, Zana’nın ‘yakın tarih’ini hatırlamakta yarar var: Kürt hareketinin sembol isimlerinden olan Zana, 16 yaşında dönemin Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana ile evlendi. Eşi 1980 askeri darbesinde tutuklanan Zana’nın yaşamının önemli bölümü Diyarbakır Askeri Cezaevi kapısında geçti. Askeri zulmün, cezaevlerindeki terörün tanıklığını yaptı.

Okuma yazmayı kendisi öğrenen Zana, 1991’deki seçimlerde 30 yaşında Diyarbakır milletvekili oldu. Saçına bağladığı, Kürtlüğünü sembolize eden sarı-kırmızı-yeşil örgü, Meclis’te tepkiyle karşılandı. Milletvekilliği yemininin ardından kullandığı, Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapan Kürtçe cümle, sıra kapaklarına vurularak öfkeli bir şekilde protesto edildi. 3 Mart 1994’te ABD’de yaptığı bir konuşma gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılan Zana, bazı milletvekili arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. 10 yıl hapiste kalan Zana, 2004’te serbest bırakıldı. (Bu seçimlerde ise Diyarbakır’dan yeniden aday.)

‘Örgüm, yaşlı bir kadının hediyesiydi’

Saçına bağladığı üç renkli örgünün öyküsü şöyle: “1991 seçim çalışmalarında bir gelinle karşılaşmıştım. Damat yanında değildi. Damadı sordum. Annesi boynuma sarıldı ve ağlayarak ‘Gitti’ dedi. Ben ‘Herhalde gerillaya katılmıştır’ diye düşündüm. ‘Madem böyle bir şey yapacaktın neden evlendin’ diye içimden söylendim. Sandığım gibi değildi. Arabasına sarı-kırmızı-yeşil eşarplar bağladığı için gözaltına alınmıştı. Anne sarı-kırmızı-yeşil eşarplardan örgü yaptı. ‘Bana söz ver. Madem Meclis o renkleri yasakladı, sen bu renklerle haykıracaksın’ dedi. Ben de ona ‘Hayatıma da mal olsa o renkleri üzerimde taşıyacağım ve bu sözü çiğnetmeyeceğim’ diye söz verdim. Meclis alanına da getirdim.”

1994’te gözaltına alınışındaki bir gerginliği de şöyle aktardı: “İfademi alan savcı, öfkeli bir dille Meclis’te kurduğum Kürtçe cümleyi hatırlattı: ‘Siz Kürtçe hakkı istiyorsunuz, aynı şekilde Lazlar ve Çerkesler de anadillerini öğrenmek isterlerse ne olacak?’ Ben de ona ‘Onlara da aynı hakları verirsiniz, bu ülkenin bir zenginliği olur’ cevabını verince çok sinirlendi ve yerinden kalkıp beni dövmek amacıyla üzerime yürüdü. Diğer savcı onu geri çekerek durdurdu.”

‘Bizim içimizde de değişime direnç var’

AK Parti hükümetinin değişime katkılarını göz ardı etmediğini de belirten Leyla Zana, “Ancak hiçbir temel isteğimiz yerine getirilmedi” diyor. Kendi kendilerini yönetmek istediklerini, bir ayrılık taleplerinin olmadığını, ama Kürtlerin artık ‘eski Kürtler’ olmadığını vurguluyor.

Türkçeyi sonradan öğrendiğini ve iki dilli olmanın zenginleştiriciliğini ifade eden Zana şöyle diyor: “Daha çok dil bilsem bundan da mutlu olurdum. Ama Kürt çocuklarının giderek Kürtçeden kopmasına, Kürtçenin unutulup gitmesine izin vermek istemiyoruz. Devletin anadilimizin öğrenilmesine destek vermesi gerekiyor. Türklerin içinde olduğu gibi bizim içimizde de değişime direnç olduğu bir gerçek. Olmaması mümkün mü? Ama değişim dalgası direneni de değiştiriyor. Türkler değişti, biz de değiştik. Yeni ve demokratik bir kültür, toplum içinde yaygınlaşıyor.”

Zana’nın birçok farklı kesimin tepkisini ve ilgisini çeken yeni projesi şöyle: “Şimdi de bir çılgınlık yapıp Meclis’e acaba türban takıp mı gitsem? Başbakan çok umut verdi ama üniversiteden pek çok genç kızın hayatını kararttı. Bırakın eğitimini bitirsin, ondan sonra tartışılsın. Parlamento her alanda tektipliği öngörmüş. Herkes koyu renk elbiseyle gitmeli, kadınlar etek giymeli. İnsan hakları gaspından bu Meclis vazgeçmeli. Yemin metni de etnik kimlikten sıyrılmalı, birkaç dilde yapılabilmeli. Başbakan istese bunu rahatlıkla yapabilir.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89