• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 15 °C

Las ve İnci pastanesi

Hamid Omeri

Las kadar görkemli dönüşlerle şehirlerimize dönme gücüne ve imkânına sahip olamayabiliriz. Las dedim de garipsemeyin hemen. Las, Eta Nihayî’nin Gulên Şoran romanındaki kahraman. Yıllar sonra evine ‘memleketimin köpekleri üzerime etsin/sıçsın’ diye de dönen kayıp kaderinin peşine düşmüş kahramandır.

Bir eseri okurken kendimizi okuruz. Yazar her ne kadar kendi hikâyesinden kesitler alarak güçlendirdiyse hikâyesini bizi o hikâyenin içine çekebildiği, alabildiği kadar kendi okuru kılar. Eser bizimle olduğu kadar ya da biz o eserle olduğumuz kadar yakınlık kurabiliriz. Eserin muhatap okur bağlamında yalınlığı, okuru ile bu temelde kurduğu irtibattır.

Şimdilerde bu eserle beni yakınlaştıran başka durumlar var. Bir bakıma aramıza giren durumlar. Las’ın Mahabadı hem uzak bana hem yakın. Kim ne derse desin İstiklal Caddesindeki İnci Pastanesi’nin kapanışı bana en az Mahabad ya da Diyarbekir’de yıkılan bir yerin kapanması kadar ağır geldi. Las ile kurduğum irtibat tam da burada. Ben Silvan ya da Bismil’e dönerken bakacağım yerler bellidir. Keskiyi gönlümün hangi tarafına da vursam karşıma Bismil’e dair birkaç ayrıntı çıkacaktır; Aşê Leyla (Leylanın Değirmeni), Dikana Evdilqadir (Abdulkadirin Bakkal Dükkanı), Rawestgeha Texsiciyan (Taksicilerin Durağı) ve Hecîko… Silvan’a dair bakınca aklıma uzayan yollar ama özellikle de Riyên Xam (Ham/asfaltlanmamış Yollar) gelecek; gelir.  Yunus Eroğlu (Ciwanmerd Kulek)’nun son romanı Zarokên Ber Çêm( Çayönü Çocukları)’e bir türlü başlayamayışımın nedenini dahi bu Las ile aramda birden bire oluşan irtibata bağlıyorum. Ben böylesi cümleler kurduğumda bana milli bilincimin eksik olduğuna dair eleştiriler yönelten arkadaşlarıma hep şu sözü söyledim.

Ben yirmibeş yıldır Istanbul’da yaşıyorum. Mahabadımı, Diyarbekirimi, Silvanımı ve Bismilimi onlar kadar olmasa da burada da var ettim. Eminönüne gidip yokuş yukarı Mercan’dan Bayazıd’a çıkmamın nedenleri var. Benim Mustafa’da çay içmemin nedeni kesinlikle Bismil’in kahveleriyle ile ilgilidir. Yoksa Mustafa’nın bunaltan çay servisine kesinlikle dayanamam. Aradığımız tad, bıraktığımız tadır. Anneden ayrılışa, kopuşa vardırıp iyice kasmayayım şimdi. Ancak bıraktığımız tad döndüğümüzde aldığımız/umduğumuz tad olmayacaktır. Zaman biz için geçtiği gibi tad için şehir için de geçmiştir. Zira profiterol/qursik mezrê köyündeki profiterol değildir. Çikolatalı oluşunun bunda yani yeni tadın kimliğinde elbette etki sahibidir. Ancak köydekini salt bir hasrete dönüştüren sadece çikolata ile izah edilemez.

Durumlar diyordum değil mi evet durumlar! Adam gidip ağlar ve bakınız ‘neler yazmış der’ gözyaşı dökerek oysa kendine sorma cesaretine sahip bile değildir. Ahlak bu yönüyle kendini ‘sufi’olarak tanıtmakla bitmiyor ya da oradan buradan araklanan sözlerle de gerçekleşmiyor. Bir kere şüphe ettin mi artık uzandığın yatak başını koyduğun yastık ve aldığın nefes eski tadı ve sıcaklığı vermeyecektir.

Bir de günah işlemekten bu kadar korkan biri isen senin sufi olmana imkan yok. Çünkü ‘şeytan’ olmak başka bir şey ve emin ol ancak ondan sonra/ o halden sonra mümkün sufilik. Bu yönüyle ‘şeytan’ olmak ahlakını, iffetini paçavraya dönüştürüp ağlayarak ‘ahlaksız’ olmaktan iyidir. Dönmek istediğin yer aslında bir minübüs yolculuğudur ama ne Hasanpaşa Hanı’ndan kalkar artık dolmuş ne de yürüyerek Hal’den geçilir. O zaman ‘uzaklara gönderelim’. Gönderelim de kim ‘ahlak bekçisi’ olacak. Onlar dünden hazır. Bu yönü ile bir travmanın yaratılma çabası anneden kopuşta olduğu kadar bir şehrin terk edilişinde de vardır.

Ya başlarını yukarıya kaldırıp ‘ama bize bir şey yap’ diyen olmadı diyen boşluklara ne diyeceğiz. Yaşamayı bilmeyen adamlara bir şey demenin lüzumu yok dedi Seyda! Ben de nokta koydum.

Las döner şehre ancak anne sorar Hîwa’ya. “Kimdir o? Beni tanımadın mı? Lasım ben senin oğlunum der” Las ama onun bu cevabı ile birlikte benim hatıralarımı tadında berkiten İnci Pastanesi de yoktur artık.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89