• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -5 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -2 °C

Lala Paşa Önder Sav'ı ne yapacağız peki?

Ali Bayramoğlu

Türkiye garip ülke...

Siyasetin hafızasızlık, tutarsızlık üzerine kurulu olduğu bir ülke...

Kılıçdaroğlu'nu izleyin, bu garabeti anlayın...

İlk bakışta sanırsınız ki, bir politikadan, bir ilkeden yola çıkıyor. Ama gelin görün ki, bir süre sonra her çıkışının siyasi iktidara endeksli olduğu anlaşılıyor.

Yaptığı siyasi iktidara her fırsatta veriştirmek, siyasi iktidarın söylediğinin tersini söylemek, yaptığının tersini yapmak...

Bu yüzden yanıltıyor...

Çünkü böyle bir gün askerin karşısında duruyor, bir gün asker yanında... Bakıyorsunuz bir gün İç Hizmetler Kanunu'nun 35. Maddesi kalması gerek diyor Kılıçdaroğlu, ertesi gün Dörtyol'da yaşanan etnik ve siyasi gerginliğin faturasını siyasi iktidara çıkarıyor.

Son günlerde 27 Nisan muhtırasına sardı...

Söyledikleri ilk bakışta doğru: "27 Nisan muhtıraydı" diyor, "muhtıra vermek suçtur, Büyükanıt yargılanmalıdır" diyor...

Ama ikinci adımda baklayı ağzından çıkarıyor:

"Büyükanıt ile Erdoğan anlaştılar, AK Parti seçimleri kazansın diye muhtıra verildi" diyor...

Evet, meselesi muhtıra değil, muhtıranın AK Parti'ye sağladığı fayda...

Ama o zaman sormak gerekmez mi?

Kendi partisi o dönem ne yaptı?

Bu muhtıraya ne kadar karşı çıktı ya da ne kadar sahip çıktı?

Baykal sözleri unutuldu mu sanıyor?

Şöyle dememiş miydi Baykal:

"Türkiye'de belki ilk kez uzun süreden beri devletin Anayasal kurumları, ülkemizin geleceğiyle ilgili kaygılarını, şikayetlerini açıkça ifade etme ihtiyacı içine girmişlerdir..."

Baykal'ın "devletin anayasal kurumları" dediği, ordu değil miydi? "Şikayetleri dile getirmek" dediği, Kılıçdaroğlu'nun altını çizdiği muhtıra değil miydi?

Kılıçoğlu'nun mantığına göre Baykal'ın da Erdoğan-Büyükanıt tezgahının üçüncü ayağı olması gerekmez mi?

Bugünkü durumundan, AK Parti iktidarından Baykal'ın da sorumlu olması gerekmez mi?

Büyükanıt'ı yargılayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu'nun bu durumda ve bu mantıkla Baykal'ı partiden ihraç etmesi gerekmez mi?

Muhtıra Anayasa Mahkemesi'ni karıştırmış ve bu etkiyle iki gün sonra 367 kararı çıkmıştı malum...

367 kararı için "Gözümüz aydın, Türkiye'nin gözü aydın" diyen Kılıçdaroğlu'nun Lala paşası Önder Sav'ı ne yapacağız peki?

Yıldıray Oğur sağolsun, Taraf'ta hafızaları tazelemiş...

Yukarıda açıklamalar yanında CHP milletvekili Nur Serter'in muhtıradan bir gün sonra Çağlayan'daki Cumhuriyet Mitingi'nde yaptığı konuşmayı hatırlatmış, örneğin:

"Genelkurmay Başkanı'na 'memur' diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa..."

Kılıçdaroğlu her halde o dönemde pek farklı düşünmemiş ve partisinin bu durumdan istifade edeceğini düşünmüş olmalı...

Belki de Ertuğrul Özkök'ün şu görüşlerine rağbet etmiş ve kanmıştır:

"Demokrasi kaygısıyla, sadece askeri eleştirmek, ne adil, ne yararlı, ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır."

Toplumun önemli bölümü kısmında yanılan Ertuğrul bugün ise ordunun önemli kısmıyla uğraşmakta, askere gözyaşları dolu asker mektupları yazmaktadır, farkında mı acep Kılıçdaroğlu...

Deli saçması deyip geçmeyin...

Onun bile bir iç tutarlılığı vardır...

Askerileşmenin failleri askerileşmeyi eleştirince ve bunu işledikleri cürümlerin pisliği içinden ve bu pisliği başkalarına bulaştırarak yapmak isteyince, ortaya çıkan sadece magazinsel bir durum olur...

* * *

Not: İzin dönemi geldi çattı. Biraz müsaade. Kısa bir süre sonra görüşmek üzere...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89