• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 10 °C

Laik kuvvetler görev başına!

Cengiz Alğan

29 Ekim 2014, Cumhuriyetin 91. yıldönümünde Türkiye toprakları bir ilke sahne oldu. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin ağır silahlarla donattığı araçlar, Habur sınır kapısından (MİT gözetiminde) giriş yaparak, Silopi, Cizre, Nusaybin, Viranşehir üzerinden Suruç’a doğru yola çıktı. Kobane’de IŞİD’e karşı savaşan YPG/YPJ güçlerine destek olmak üzere gelen konvoya, yol boyunca TSK zırhlı araçları eskortluk yaptı.

Polis ve jandarma ekiplerinin güvenliğini sağladığı konvoyun geçiş güzergâhında kalabalık kitleler, davul zurnayla, zılgıtlarla, “Bijî Peşmerge! sloganlarıyla eşlik etti. BDP Nusaybin İlçe Başkanı Şahabettin Güler, peşmergenin zırhlı araçlarının birinin üzerinde halkı selamlarken görüntülendi. Bir gece önce özel bir uçakla Erbil’den havalanıp Urfa’ya inen peşmergeler de o sırada Suruç’a yakın bir alanda, karayoluyla gelen arkadaşlarını bekliyordu. Yani 45 gündür IŞİD çetelerinin kuşatması altında bulunan Kobane’ye karadan askerî destek, Irak Kürdistanı’ndan çıkıp Suriye Kürdistanı’na, daha 15 sene önce “Kürt yoktur” diyen Türkiye üzerinden ulaştı. Sırf bu durum Türk milliyetçilerini ve ırkçılarını hop oturtup hop kaldırıyor.

Aynı gün, sabah erken saatlerde, HDK, DTK, HDP ve DBP ortak imzasıyla, PKK’nin haber ajansı ANF’de yayınlanan bildiride ise (http://www.firatnews.com/news/guncel/hdp-dtk-dbp-ve-hdk-den-1-kasim-eylemlerine-katilim-cagrisi.htm) Kürt halkı (6-8 Ekim olaylarında 40 sivil Kürt öldürüldükten 20 gün sonra) “bir kez daha sokağa” çağrılıyordu. Bildiri, 45 günde toplam 21 sivilin öldüğü Kobane kuşatmasını “modern tarihin en vahşi soykırımı”, Türkiye’nin pozisyonunu ise “Türkiye, IŞİD’i desteklemekten vazgeçmiyor. Kobanê’ye yaşam koridorunu açmıyor, peşmergenin geçişi için bile ayak sürüyor. Zamana yayarak Kobanê’nin güçten düşmesini bekliyor” diye tarif ediyordu.

Oysa “açmıyor” denilen “yaşam koridoru”ndan geçip Türkiye sınırları içindeki kamplara ve şehirlere çoktan yerleşmiş 200 bin Kobaneli sivil Kürdün bir kısmı, aynı saatlerde, Türkiyeli Kürt kardeşleriyle beraber peşmergeleri karşılıyordu. Hastanelerde tedavi altına alınan 1000’e yakın YPG savaşçısı, göz yumulduğu için rahatlıkla sınırı geçip Kobane’de çarpışmaya giden yüzlerce PKK sempatizanı (hatta Türk solundan militanlar), Türkiye’nin, Ekim 2013’te, İngiltere’den bile önce terörist ilan ettiği IŞİD’i desteklediği gerçeğinin (!) üzerini kapatmaya yetmiyordu tabii.

29 Ekim günü Türkiye’de çıkan istisnasız bütün gazeteler baş sayfadan yer vermişken, peşmergenin Kürt halkını büyük bir heyecana sevk eden tarihi geçişi, Özgür Gündem gazetesinde kendisine tek satırlık bile yer bulamadı. Ama gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol twitter hesabından aynen şunu yazabildi:

“Bugün tüm gazetelere, tam sayfa cumhuriyet bayramı ilanları yağmış! Yağmur, her nedense, Özgür Gündem gazetemize uğramadı!!!”. Kürt halkının dertleriyle ne kadar hemhal olmuş biri değil mi!? Türkiye Kürtleri, Erbil’den kalkıp Kobane’deki kardeşlerini kurtarmaya giden peşmergeler için geceden sabaha kadar sınır kapısında bekleyip yollarda sevinç gösterileri yaparken, bunda “haber değeri” bile görmeyen yayın yönetmeni, gazetesine TeCe’nin Cumhuriyet Bayramı ilanlarının neden verilmediğini sorguluyor. Tabii “Kobane Günü için sokaklara” çağrısını baş sayfadan yayınlamayı ihmal etmeden.

Ve yine aynı gün, yine sabah erken saatlerde, T24 sitesinde, Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden Aysel Tuğluk’un “Kobane’den sonra çözüm süreci ve AKP’nin tükenişi” başlıklı bir yazısı yayınlandı (http://t24.com.tr/yazarlar/aysel-tugluk/kobaneden-sonra-cozum-sureci-ve-akpnin-tukenisi,10494). Tuğluk yazısında “Radikal dinci gruplar” ile “Bölgenin gerici güçleri arasında inanç, ideoloji, dil, nihai amaç ve sosyalite bakımından pek bir fark” olmadığını, bu çerçevede IŞİD’in “yıllara dayanan ilişkiler sonucu Davutoğlu/Erdoğan çizgisi tarafından Ortadoğu’da ‘oyun kurucu ülke olmak’ stratejisinin bir gereği olarak sahaya sürüldü”ğünü iddia ediyor. Eğer IŞİD Kürt kantonlarını etkisizleştirme amacına ulaşırsa “Anadolu’da ‘insani yardım kuruluşu’ olarak hayatına devam eder”, yok eğer başarısız olursa “bizzat hamileri, yani AKP en aktif haliyle devreye girer”miş.

Fakat nasıl oluyorsa “emperyal güçler ve bölge güçleri tarafından ‘oyun kurmak’ için kullanılan IŞİD’i destekleyen AKP çizgisi, uluslararası güçler nezdinde tüm yüzleri ile deşifre” edilmiş “ve önemli oranda IŞİD’le aynı çizgi olduğu da çeşitli biçimlerde ifade” edilmiş. Yani emperyalistler IŞİD’i kurmuş, AKP desteklemiş, sonra bu destek emperyalistlerin gözünde deşifre olmuş.

Peki, Çözüm Süreci’ne ne olacak bu durumda? Bitecek mi? “Hayır, kesinlikle Barış sürecini bitirmekten söz etmiyorum. Ama açıkça belirtmek gerekiyor ki, AKP kesin bir şekilde partner olmaktan çıkmıştır” diyor Tuğluk (vurgular A.T.’a ait). O halde süreci kiminle yürüteceğiz?

İşte asıl bomba burada geliyor:

“…devletin geleceğini düşünenler ve seküler güçler hızla sorumluluk almalıdır”. 40 yıldır dağ, bayır, şehir, kasaba demeden devlete karşı mücadele eden Kürt hareketinin önemli bir figürü, “gerici diktatörlüğe karşı” o “devletin geleceğini düşünenler”i göreve çağırıyor. Ömrü hayatımda devletin geleceğini en çok düşünenler olarak karşıma hep ordu, yargı, yüksek bürokrasi ve derin devlet çıktı. Bunların zulmünü Kürtler benden çok daha iyi tanır. Şimdi bir Kürdün çıkıp bu unsurları göreve çağırması gerçekten göz yaşartıcı.

Belki çoğumuz farkında değilmişiz ama “AKP çizgisi Türkiye’nin bütünü için şu an yürürlükteki en büyük tehlike” imiş. Öyle IŞİD’in Türkiye’ye dönmesinden (dönmesi derken zaten buradan gitmiş olduklarını vurgulamak istiyor Tuğluk – b.n.) söz etmiyorum. Bizzat IŞİD ideolojisi ve yaşam anlayışının AKP eliyle toplumun dokularına nüfuz etmesinden söz ediyorum” diyor ve “seküler güçler”e çağrısını da yapıyor:

O yüzden çoktandır unutulmuş bir tarzın, ideolojik eleştirinin artık yeniden hatırlanması gerekiyor”. Herhalde 2007’deki “irticaya karşı” Cumhuriyet Mitingleri, muhtıralar, kapatma davaları döneminden beri “unutulmuş tarz”ı kastediyor.

Size bir (tavsiyede bile değil) hatırlatmada bulunayım Sayın Tuğluk. “Gericiliğe” karşı göreve çağırdığınız, “devletin geleceğini düşünen” o zinde kuvvetler, bir kez harekete geçtiklerinde önce Kürtleri dümdüz ederler. 30 yıllık savaşta 50 bin “gerici”, 50 bin “seküler”, 50 bin solcu değil, 50 bin Kürt öldürüldü. Ve bir kez harekete geçtiklerinde, o çok güvendiğiniz “seküler güçler” de öldürülecek Kürt sayısını, Gezi’de gazdan ölen kuş ve kedi sayısı kadar bile önemsemezler. Ne yaparsanız yapın, (2007’deki kendi sözlerinizle) “kurtarıcı motif, tarihsel imge, ölümsüz mucize Mustafa Kemal”i size yedirmezler.

İyisi mi siz yüzünüzü, Kobane’ye destek çağrınıza, Batı’da görev savma babından, üç beş yüz kişilik gösterilerle karşılık veren “seküler güçler”den çevirip, bütün olumsuzluklara rağmen Çözüm Süreci’ne yüzde 70 destek veren kendi halkınıza dönün. Çünkü onlar hâlâ “devletin geleceği”nden ziyade, kendi geleceklerini düşünüyor. Sanırım 40 yıl sonra buldukları bu en büyük barış fırsatını da kimseye yedirmezler.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89