• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 16 °C

Kutsal Devlet ve Prokrustes’in yatağı

Ersin Tek

Devletin, bir tüzel kişilik olarak kutsallığı meselesi siyasal hayatımızdaki mevcut pek çok tartışma konularından sadece biridir. Konunun önemi noktasından bakarsak en önemli sorunlardan biri olduğu ileri sürülebilir. Hatta öyle ki devletin kutsallığı sadece siyasal kültürün tartışmalı bir argümanı olmanın ötesinde anayasalara kadar girmiş ve anayasalara yön vermiş önemli bir ilkedir de.

Bugün yaşanılan veya yaşatılan şeyler, derinlikli bir ‘kutsal devlet’ tartışmasının yapılmasını zorunlu kılıyor. Çünkü ‘devletin kutsallığı’ mevzusu pek çok sorunun da çözüm anahtarı gibi duruyor. Bu bakımdan, bu konu üzerinde araştırmalar ve yeni çözümlemeler üretmek son derece önemlidir.

Mesela, devlete kutsallık atfedince ne olu(yo)r?

Devleti ilahi bir varlık, kutsal bir nesne ve devletle ilgili işleri de kutsal alan olarak görmek zorunda kalırız. Böylece devleti eleştiri ve tartışma alanının dışına çıkarmış oluruz. Çünkü ilahi olanın, kutsal olanın en belirgin özelliği onun hikmetinden sual olunamaz, aşkın, sorgulanamaz ve ancak kabul edilebilir, boyun eğilebilir, itaat edilebilir bir konuma yerleştirilmiş olmasıdır. Yani ilahi olan üzerinde birtakım düşüncelerimiz olabilir, onu anlamaya, hikmetini çözmeye yönelik çabalarımız söz konusu olabilir ama onu kendi düzeyimize indirip eleştirmemiz, tartışmamız, tavsiyelerde bulunmamız söz konusu olamaz.

Bu bakımdan ‘devletin kutsallığı’nın nasıl bir olumsuzluğa hizmet ettiğini de görmemiz gerekiyor. Devletin kendisine tapınılması gereken ilahi bir varlık veya kutsal nesne olmadığı, toplumun ortak bazı kamusal işlerini görmesi için icat ettiği bir araç/organizasyon olduğu görüşünün tüm toplum tarafından kabul edilmesi için daha yüksek sesle ifade edilmesi gerekmektedir.

Devleti kutsal bir nesne ve varlık olarak değil de onu insanların kendi kamusal ortak ihtiyaçlarını karşılamak için tesis ettikleri bir araç, bir tüzel kişilik olarak kabul edersek bu durumda onun tartışılabilmesi, eleştirilebilmesi, yeniden tesisi, bazı kurumların lağvedilmesi, yenilerinin kurulması, sorguya çekilmesi, mahkûm edilmesi de mümkün hale gelmektedir. Aynı şekilde devleti yöneten siyasi iktidarın (veya meşru otoritenin) olaylara (hukuk devleti düzleminde) müdahale etme biçimini ve hizmetlerin verilmesindeki eksikleri, yanlışları, aksaklıkları bir eleştiri ve tartışma konusu haline gelebilmektedir. Buna karşılık devlet/iktidar yetkilileri her zamanki gibi, bu türden eleştiri ve tartışmaların önüne geçmek için ‘devletin kutsallığı’ meselesini bir biçimde gündeme getirecek, istediğini istediği biçimde cezalandıracak, bu yolla eleştiri, tartışma ve sorgulamaların önünü kesmeye yönelecektir.

Bu anlamda kutsal devlet, bize tarihten bugüne belirlenen bir standart ölçüye uygun ‘tek tip insan toplumu’ oluşturmanın, baskının ve dogmatizmin simgesi olan Yunan mitolojisindeki Prokrustes’u çağrıştırıyor.

Yunan mitolojisinde, Prokrustes isminde zalim bir kişinin adı geçer. Prokrustes, Yunan mitolojisinde Poseidon’un oğludur. Asıl adının Polyphemon (boyun eğdiren zorba) olduğu iddia edilir. Prokrustes onun lakabıdır ve metale döverek şekil verenlere verilen isimdir. Prokrustes, Atik Yarımadası’nda Eleuis’ten Atina’ya giden yol üzerinde yaşarmış. Yoldan geçen yolcuları öncelikle evinde ağırlamaya davet edermiş. Yolcularla hoş bir muhabbetten sonra çok rahat bir yatağı olduğunu söyleyip yolcuları demirden yapılmış bir yatağa yatırırmış. Bu aşamadan sonra içindeki zorbalık hissi dışa vururmuş. Yolcuların boyu yatağa uzun gelirse, ayaklarının dışarı taşan kısmını kesermiş, eğer misafirin boyu kısa gelirse bu sefer de yatağa bağladığı misafiri mengene ile gererek uzatırmış.

Bir diğer rivayete göre de Prokrustes'in biri büyük diğeri ise küçük olmak üzere iki yatağı vardır. Kısa olan kurbanlarını büyük yatağa, uzun olanları da küçük yatağa yatırır. Böylelikle her kurbanının mutlaka yatağa uydurulması gerekir. Yani elinden kaçış yokmuş. Her koşulda sonuç değişmiyormuş…


Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89