• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -4 °C

Kürtler’le müzakere çöker mi?

Gökhan Bacık

Kürt sorununda “açılım süreci” başladığında Milliyet Gazetesi’ne uzun bir yorum yaparak müzakere kararının doğru olduğunu yazmıştım.

Şimdi köprünün altından çok sular aktı. Herkes Kürtler ile sorun olmamasını ve “Kürt sorunu”nun çözülmesini ister. Ancak geldiğimiz nokta itibari ile “Kürtler’le barış” ciddi riskler içeren bir yol ağzına gelmiş durumda.
 
Amaçtan sapma
 
Birinci büyük sıkıntı “açılımın” bir tür siyasi rant oyunu haline gelmiş olduğudur.
Hükümet bu konuyu adeta bir seçim malzemesi haline getirmiştir. Ancak aynı biçimde Kürt siyaseti de bu oyununa bir ölçüde ayak uydurmuştur.

Açılım süreci Kürt sorunu çözülsün diye ortaya çıkmış iken bir siyasi kavganın konusu haline gelince “tavsamıştır.”
 
Fiili durumlar oluştu
 
Diğer bir konu şudur. Bu tip durumlarda her şeyi “belirli bir karara göre gerçekleştirmek” gerekiyor. Yani fiili durumların oluşmasını engellemek gerekir.

Mesela “Kürtler’e bir ilçede özerklik verilecek ise” bunu önceden planlanmış bir takvime göre yapmak gerekirdi. Halbuki ortada iyi niyet ve yüksek dozlu siyasi dil dışında bir plan olduğu söylenemez.

Peki ne oldu? Plansız olduğu halde Kürtler’in yaşadığı bölgelerde fiili durumlar oluştu. Yani ancak başarılı bir müzakere sonucu oluşacak durumların “aman süreç sekteye uğramasın” diye oluşmasına izin verildi.

Şimdi bazı açılardan durum tam “ayıkla pirincin taşını” düzeyine erişmiş halde.
 
Kamuoyu şeffaflığı sağlanmadı
 
Siyasette taktik elbette vardır. Ancak Kürt sorunu gibi hassas bir konuda halka olabildiğince doğruyu söylemek gerekirdi. Bu yapılmadı.

“Oldu bittiler”, “bir punduna getirip halka kabul ettirmeler” şeklinde bir kamu diplomasisi ile Kürt açılımı götürülmeye çalışıldı.

Bu arada Kürt açılımında “başarılı bir kamuoyu bilgilendirilmemesinin zararlarını” henüz görmedik. Halka olup biteni olduğu gibi anlatmamanın “cezasını” henüz çekmedik.
Günün sonunda Kürt açılımı “kimsenin pek bir şey anlamadığı” yahut “ucuz Hollywood filmlerindeki istihbarat havasıyla kaplı” bir projeye dönüştü.

Şeffaflığın olmadığı yerde gizemli hale getirme yani kutsama olur. Halka olup biten anlatılamadığı için açılım adeta kutsandı. “Yahu biraz eleştirelim” diyenlere “vay savaş muhipleri” denmeye başlandı.
 
Büyük risk var
 
Şöyle yazalım: Açılım süreci çökerse Türkiye varoluşsal bir krize girecek.
Bu ne demek? Açık yazmaya devam edelim:

Kürtler’le müzakere süreci çökerse ya belirli bir yoğunlukta çatışma (yani iç savaş) çıkacak yahut mevcut fiili durumlar nedeni ile Türkiye bir tür bölünme yaşayacak.

Gayet sade ve nötr biçimde şu notu da eklemek lazım: “Az olsun çok olsun teorik olarak Türkiye’nin Kürt sorunu yüzünden bölünme ihtimali artık vardır.”

Şu saatten sonra “Tunceli’de doğal hayatı koruma timleri kurmuş”, “Erzurum’da kimlik kontrolü yapan”, “Cizre’de fiili hükümet kurmuş”, “falan yerde Yargıtay kurmuş” PKK’nın geri adım atacağını beklemek hayal olur.

Burada daha zor iki konu var: Birincisi, “yorgun Türkler” PKK “müzakere süreci bittiği halde kontrol ettiğim yerlerden çekilmiyorum” derse ne yapacak? İkincisi, Allah korusun kriz anında iş çatışmaya ulaşırsa ne olacak?

Kimse çatışma istemez ancak ortada başka bir hata daha var: “Açılım süreci sanki bir daha hiç çatışma olmayacak gibi düşünülmüş.”

Umalım ki süreç başarı ile devam etsin. Lakin “testiyi kırmaya niyetli adamlar suçu atmak için mahallede yetim avına çıkarmış.”

İş bu hesap sanki birileri de açılım sürecine bir şey olursa “suçu yıkacak adam” şimdiden aramaya başlamış gibi de görünmüyor değil!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89